Son yıllarda giderek artan şekilde Aydın ili başta olmak üzere tüm Ege Bölgesinde incirin üretiminden işlenmesine, satışından ihracatına kadarki konularında sorunlar artmaktadır.
Bu sorunlar hem Ege Bölgesi hemde ülke ekonomisine ciddi zararlar vermektedir.
Ne yazık ki bu sorunların tespiti, kabullenilmesi ve çözümü noktalarında farklı kesimler arasında ciddi görüş ayrılıkları var.
Aydın’da bu sorunlar ile ilgili 7-8 Ocak 2025 tarihinde “İncir Kaybedilirse Aydın Kaybedilir” başlıklı çalıştay yapılmıştır.
Çalıştay Aydın Adnan Menderes Üniversitenin ev sahipliğinde, Atatürk Kongre merkezinde Aydın Ticaret Borsasının desteğiyle yapılmıştır.
Çalıştay Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şubesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığınca ortaklaşa düzenlenmiştir.
Biz bu çalıştayın sonuç bölümünü incir konusunda Aydın ve Türkiye’de yaşanılan sorunların daha görünür olması ve çözülmesine katkı sunabilmek adına aynen kamuoyu ile paylaşıyoruz;
“İncir üretim ve pazarlama süreçlerinde sürdürülebilirliği tehdit eden en kritik konular kırsal göç, toprak erozyonu ve çevresel sorunlar olduğu tespit edilmiştir.
2005 yılından 2024 yılı sonuna kadar kırsal nüfusun %25’ten %14 düzeyine gerilediği, aynı dönemde kırsal nüfus yaş ortalamasının 48’den 52’ye yükseldiği buna rağmen, aynı dönemde incir dikili sahaların %10-12 arttığı, incir üretiminde 20(±2) dekarlık işletme büyüklüğünün kendine yeterli olarak tespit edildiği bildirilmiştir.
Bu doğrultuda kırsal göçün önlenmesine ilişkin (okul, internet, ulaşım, hizmetlerinin artırılması, işletme büyüklüklerini yeter büyüklükteki işletmelere dönüşümünün teşvik edilmesi vs. gibi) tedbirlerin hızla alınması gerektiği vurgulanmıştır.
İncir plantasyonlarının ekseriyetinin %15-30 meyilli arazilerde dikili olduğu, bu meyildeki arazilerin ciddi erozyona maruz kaldığı, incirin kışın yaprak döken ağaçlardan olması nedeniyle yağmur ve rüzgâr erozyonuna daha açık olduğu, bu meyillerdeki incir plantasyonlarının erozyon nedeniyle 15-20 yıl içinde tamamen verimden düştüğü, erozyona karşı en etkili mücadele yönteminin teraslama, örtücü bitkiler ile malçlama ve toprak işlemesiz tarım metoduyla üretim olduğu, aksi takdirde incir plantasyonlarının çok önemli bir bölümünün 2530 yıl içinde verimden tamamen düşeceği, İklim değişikliği nedeni ile azalan yağışlarla gelen yağmur sularının toprağa daha fazla girişinin sağlanması ve giren suyun toprakta muhafaza edilebilmesi için örtü bitkili işlemesiz yetiştiricilik sisteminin uygulanmasının yararlı olacağı ayrıca vurgulanmıştır.
Mevcutta dikili, erozyon nedeniyle zarar görmüş plantasyonlarda onarıcı tarım uygulamalarının çözüm sağlayacağı bilgisinin altı çizilmiştir.
Bu doğrultuda, teraslama çalışmalarına destek sağlanması, çiftçi eğitim ve yayım hizmetlerinin etkinleştirilmesi, sarılop incirin 3573 sayılı, Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’da sayılan ağaçlar içine alınması veya benzeri bir kanun ile İncir plantasyonlarının koruma altına alınması, İl Tarım ve Orman Müdürlüklerinde Çiftçi Eğitim ve yayım Şubelerinin yeniden ihdas edilmesi tavsiye edilmiştir.
Çevresel sorunların en başında jeotermal enerji santrallerinin (JES) meydana getirdiği kirlenmenin yer aldığı, jeotermal akışkanın doğrudan veya sulama sularına karışarak ulaştığı üretim alanlarında ciddi BOR kalıntısı oluştuğu, Menderes havzası büyük ova sınırları içinde kalan 158.290 hektar tarım toprağının 1/3’ünde bor konsantrasyonunun sınır değerlerin 4 katına ulaştığı, toprak ve yeraltı sularındaki yüksek bor konsantrasyonunun bitki ve meyve bünyesine de taşındığı, jeotermal kaynaktan uzaklaştıkça bitki bünyesi ve meyvedeki bor, kurşun, kobalt, kadmiyum ve nikel gibi ağır metal kalıntı miktarının azaldığı altı çizilerek ifade edilmiştir.
Son günlerde aflatoksin ve okratoksin maddelerinin ihraç ülkesinden geri dönüşler nedeniyle daha çok konuşulur olduğu, aflatoksin ve okratoksinli meyvenin normalde %1,2-1,5 düzeyinde görüldüğü, 2024 yılında bu tür meyvelerin görülme sıklığının %1,7’lere ulaştığı, mikotoksinler konusunda Avrupa Birliği ülkeleri ile ülkemizin tolerans değerlerinin aynı olduğu, tüm önlemlere rağmen mikotoksinli meyvelerin çok çok düşük oranda bile olsa ihraç ürününe karışabildiği, ihracat öncesi alınan numunelerde tolerans değerlerin altında çıkan mikotoksin düzeyinin ender de olsa ihraç ülkesinde alınan numunelerde daha yüksek çıkabildiği, böyle bir durumda o partinin ithal ülkesine iade edilerek, aynı ürünün yeniden elleçlenerek aynı ülkeye veya başka bir ülkeye ihraç edilebildiği, mikotoksinli ürünün iç piyasa verilmesi gibi bir durumun mümkün olmadığı, İzmir İhracatçılar Birliğinin bu türden mahsulü bertaraf etmek için özel tesis kurduğu bildirilmiştir.
Ancak iç piyasaya verilen kuru incirde ihracat öncesi yapılan numune işlemlerinin zorunlu olmadığı, bu konuda iç piyasa denetimlerinin yapıldığı, iç piyasa denetimlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirildiği, Gıda Kontrolleri Programı kapsamında Ülke genelinde piyasada satılan kuru incirlerden alınan numunelerin aflatoksin analizli amacıyla Gıda Kontrol Laboratuvarlarına gönderildiği, analiz sonuçlarının olumsuz gelmesi halinde 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na göre yasal işlem yapıldığı, bu ürünlerin piyasadan toplatıldığı ve imhasının sağlandığı bildirilmiştir.
Kuru incir dünya ticaretinde ülkemizin lider ürünü durumda olduğu, Aydın ilinin endemik çeşidi sarılop çeşidi incirin ilimize ve ülkemize bu ayrıcalığı sağladığı, Aydın ilinin içinde bulunduğu ekolojik ve klimatolojik koşulların sarılop çeşidinin yetiştirilebilmesine olanak sağladığı, sarılop incir çeşidi için Aydın ilinin mikroklima özelliklerinin varlık sebebi olduğu, bu mikroklima özelliklerin iklim değişikliği ve çevresel tehditler ile kaybedilmesi halinde Aydın İnciri olan kurutmalık sarılop incirinin de yetiştirilmesinin son derecede zorlaşacağı, iklimsel üstünlüğünü kaybeden ilimizin ticari üstünlüğünü de kaybedeceği altı çizilerek ifade edilmiştir.
Sonuç olarak; Kırsal göç, ağır toprak erozyonu, kontrolsüz JES’ler, küresel ısınmayı tetikleyen karbon salınımı İnciri, Aydın’ı ve Ülkemizi ağır bir şekilde tehdit etmektedir.
Aydın’ın kaderi ile İncirin kaderi bir birlerine çok sıkı bir şekilde bağlıdır.
Bu nedenle “İncir Kaybedilirse Aydın kaybedilir” sözü çalıştayımızın sloganı olarak belirlenmiştir”