İncir ve jeotermal enerji: Aydın’da güncel saha durumu, bilimsel bulgular ve sürdürülebilirlik değerlendirmesi

Dr. Metin AYDIN

İncir, Türkiye’nin en önemli geleneksel meyve türlerinden biri olup özellikle kuru incir üretimi bakımından Aydın ve çevresinde ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan özel bir yere sahiptir. Kuru incirin kalitesi yalnızca çeşide ve yetiştirme tekniklerine değil; sıcaklık, bağıl nem, yağış, rüzgâr, toprak nemi ve meyvenin olgunlaşma-kurutma dönemindeki mikroklimatik koşullara da bağlıdır. Bu nedenle incir üretimi, çevresel değişikliklere diğer birçok tarımsal ürüne göre daha duyarlı bir üretim sistemidir.

Aydın’ın bu alandaki önemi günümüzde de devam etmektedir. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün TÜİK verilerine dayanan 2025 yılı faaliyet raporunda, 2024 yılında Aydın’da 386.710 dekar alanda 209.590 ton incir üretildiği, 6.564.365 adet meyve veren ağaç bulunduğu bildirilmektedir. Aydın’ın 2024 üretimi Türkiye incir üretiminin yaklaşık %56’sını oluşturmuştur.

Dolayısıyla incir üretiminin çevresel sürdürülebilirliği yalnızca üreticilerin gelirleri açısından değil, Aydın’ın tarımsal ekonomisi, ihracatı, gıda sanayisi ve bölgesel kültürel mirası açısından da stratejik öneme sahiptir.

Aydın aynı zamanda Türkiye’nin en önemli jeotermal elektrik üretim merkezlerinden biridir.

Aydın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 2024 yılı Çevre Durum Raporunda, il sınırları içerisinde 895,75 MWe toplam kurulu güce sahip 40 jeotermal enerji santralinin (JES) bulunduğu bildirilmektedir. Jeotermal faaliyetler özellikle Germencik, İncirliova, Efeler, Köşk, Sultanhisar, Nazilli ve Buharkent çevresinde yoğunlaşmaktadır.

Germencik, bu gelişmenin en belirgin örneklerinden biridir. İlçenin ekonomisinin temelini tarım oluşturmakta; incir, zeytin ve diğer tarımsal ürünler önemli yer tutmaktadır. Bunun yanında jeotermal elektrik üretimi son yıllarda ilçenin ekonomik ve fiziksel görünümünde giderek daha fazla yer almaktadır. Bu nedenle Aydın’da asıl tartışılması gereken konu, jeotermal enerjinin yenilenebilir olup olmadığı değil; jeotermal kaynakların tarım, su, toprak, hava ve gıda güvenliği ile birlikte nasıl işletileceğidir.

Jeotermal enerji tesislerinin incir üzerindeki etkileri konusunda Aydın’da yapılmış en doğrudan araştırmalardan biri Sunay Dağ’ın doktora çalışmasıdır. 2015 yılında tamamlanan “İncirde Verim ve Kalite Üzerine Jeotermal Enerji Tesislerinin Olası Etkilerinin Belirlenmesi” başlıklı araştırmada Germencik-Alangüllü çevresindeki incir bahçeleri, jeotermal tesise farklı uzaklıklara göre karşılaştırılmıştır.

Çalışmanın önemli bulgularından biri, jeotermal tesise yakın bahçelerde bazı vegetatif gelişme ve verim göstergelerinin daha olumsuz bulunmasıdır. Özellikle 600–650 metre mesafedeki bahçelerde sürgün gelişiminin daha zayıf olduğu görülmüştür. Ayrıca meyve tutumu ve kuru incirin çeşitli kalite özelliklerinde mesafeye bağlı farklılıklar belirlenmiştir.

Araştırmanın daha dikkat çekici sonuçlarından biri de yaprak ve kuru incir örneklerinin element içerikleridir. Jeotermal tesise yakın bahçelerden alınan bazı örneklerde özellikle bor, kobalt, kadmiyum ve kükürt gibi elementlerin diğer mesafe gruplarına göre daha yüksek olduğu; tesisten uzaklaşıldıkça özellikle meyve örneklerinde bazı element içeriklerinin azaldığı bildirilmiştir.

Bu bulgulara göre; Germencik-Alangüllü sahasında jeotermal tesislere yakınlık ile bazı incir verim, gelişme, kalite ve element içerikleri arasında olumsuz yönde ilişkiler saptanmıştır; ancak bu ilişkinin büyüklüğünü ve doğrudan nedenselliğini ortaya koymak için daha uzun süreli ve kontrollü saha çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Aydın’daki jeotermal-tarım tartışmasının en önemli başlıklarından biri bordur.

Bor bitkiler için gerekli mikro besin elementlerinden biri olmakla birlikte, belirli konsantrasyonların üzerinde toksik hale gelebilmektedir. Bu nedenle sulama suyunda ve toprakta bor miktarının yükselmesi, özellikle duyarlı bitkiler açısından önemli bir çevresel risk oluşturabilir.

Aydın ve Seferoğlu’nun Aydın yöresindeki sulama suları üzerine yaptıkları çalışmada, sulama suyundaki bor konsantrasyonu ile toprak ve bitki dokularındaki bor miktarı arasında ilişki bulunduğu bildirilmiştir. Bu durum, bor içeren sulama suyunun uzun süre kullanılması halinde toprakta ve bitkide bor birikiminin izlenmesi gerektiğini göstermektedir.

Aydın’ın jeotermal sahalarında ise bu konu daha da önem kazanmaktadır; çünkü jeotermal akışkanların kimyasal bileşimi sahadan sahaya değişmekte ve bazı jeotermal akışkanlarda bor konsantrasyonu yüksek olabilmektedir. O nedenle, her üretim sahasında jeotermal akışkan, yüzey suyu, yeraltı suyu, sulama suyu, toprak, yaprak ve meyvede düzenli bor analizlerinin yapılmalıdır.

Geçmiş yıllarda Alangüllü çevresindeki su ve toprak örneklerinde yüksek bor değerleri bildirilen çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bu sonuçların bugünkü saha koşullarına doğrudan aktarılabilmesi için aynı noktalarda güncel ve tekrarlı ölçümler yapılması gerekmektedir.

Aydın’da incir üretimi, ağaç sayısı, incir alanı yıllara göre değişkenlikler göstermektedir.

Aydın Ticaret Borsasının 2024 yılı sektör raporunda, 2024 yılı için 386.710 dekar üretim alanı, 6.564.365 meyve veren ağaç ve 209.590 ton üretim verilmektedir.

Ağaç başına ortalama verim yaklaşık 32 kg olarak verilmiştir.

Bu durum, JES’lerin incir üzerindeki çevresel etkilerinin bulunmadığı anlamına gelmez.

İl genelindeki toplam üretimin artması, belirli jeotermal sahaların yakınındaki bahçelerde verim veya kalite kaybı olmadığı anlamına gelmez. Çünkü il toplamındaki istatistikler, lokal çevresel etkileri ortaya çıkarmaya uygun değildir.

Bu nedenle araştırmalarda il genelindeki toplam üretimden ziyade JES’lere yakın ve uzak bahçelerin aynı yıllarda karşılaştırılması çok daha önemlidir.

2023 yılında yayımlanan Öztürk ve Çobanoğlu araştırması, Aydın ve Manisa’da jeotermal enerji üretim tesislerine yakın tarım alanlarında üretim yapan toplam 200 çiftçiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada çiftçi görüşleri esas alınmış ve jeotermal tesislere yakın alanlarda özellikle incir ve bağlarda verim ve kalite kayıplarının gözlendiği bildirilmiştir. Araştırmacılar, jeotermal faaliyetlerin daha çevre ve doğa dostu yöntemlerle yürütülmesi ve etkin otokontrol sistemlerinin kurulması gerektiğini önermiştir.

Bu iki çalışma birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo şudur:

  • JES’lere yakın incir alanlarında olumsuz etkiler gözlendiğine ilişkin saha ve üretici verileri bulunmaktadır.
  • Bazı elementlerin yakın bahçelerde daha yüksek bulunması dikkat çekicidir.
  • Verim ve kalite göstergelerinde mesafeye bağlı farklılıklar saptanmıştır.
  • Ancak Aydın’ın tamamı için JES kaynaklı belirli bir “% verim kaybı” henüz bilimsel olarak ortaya konmuş değildir.
  • Etkinin iklim, toprak, sulama, hastalık ve zararlılar, bahçe yaşı, bakım koşulları ve diğer çevresel faktörlerden ayrıştırılması gerekmektedir.

İncir açısından yalnızca verim değil, gıda güvenliği ve ihracat kalitesi de kritik önemdedir.

Son yıllarda Aydın’da incir sektörünün kalite ve gıda güvenliği sorunları yalnızca jeotermalle sınırlı değildir. Aflatoksin, pestisit kalıntıları, hijyen, kurutma koşulları ve diğer kalite problemleri de sektörün gündemindedir.

Örneğin 2024 yılında Aydın’da 92 yaş ve 50 kuru incir numunesinin incelendiği bilimsel bir araştırmada 114 farklı insektisit taranmış; yaş incir örneklerinin 27’sinde (%54’de) bazı pestisit kalıntıları tespit edilmiştir. Buna karşılık kuru incir örneklerinde tespit edilebilir insektisit kalıntısı bulunmamıştır. Araştırmada hesaplanan akut ve kronik sağlık risk indeksleri 1’in altında bulunmuş ve incir tüketimi açısından sağlık riskinin düşük olduğu değerlendirilmiştir. Bu sonuç, incirin bugün genel olarak “güvenli gıda niteliğini kaybettiği” şeklindeki genellemenin bilimsel verilerle desteklenmediğini göstermektedir.

Bununla birlikte jeotermal alanlara yakın incir bahçelerinde bor, arsenik, kadmiyum, kurşun, cıva, kükürt ve diğer elementlerin düzenli olarak izlenmesi gıda güvenliği bakımından ihtiyatlı ve gerekli bir yaklaşım olacaktır.

Özellikle ihracata yönelik bir ürün söz konusu olduğundan, herhangi bir riskin yalnızca ortalama değerlerle değil, bahçe bazında ve ürün bazında değerlendirilmesi gerekir.

Bugünkü durumda tartışmanın “jeotermal iyi midir, kötü müdür?” şeklinde yürütülmesi yerine, ölçülebilir çevresel göstergeler üzerinden yapılması daha doğru olacaktır.

Aydın’daki JES’ler açısından aşağıdaki parametrelerin sürekli izlenmesi gerekir:

Hava

  • Hidrojen sülfür (H₂S)
  • SO₂ ve diğer kükürt bileşikleri
  • NH₃ ve diğer yoğuşmayan gazlar
  • Partikül madde
  • Meteorolojik koşullar
  • Bağıl nem ve mikroklima

Su

  • Bor
  • Arsenik
  • Cıva
  • Kadmiyum
  • Kurşun
  • Krom
  • Selenyum
  • Florür
  • Tuzluluk/EC
  • pH
  • Sülfat
  • Jeotermal akışkanın diğer karakteristik bileşenleri

Toprak

  • Bor
  • Ağır metaller
  • Elektriksel iletkenlik
  • pH
  • Organik madde
  • Katyon değişim kapasitesi

Bitki

  • Yaprak element analizi
  • Meyve element analizi
  • Sürgün gelişimi
  • Meyve tutumu
  • Ağaç başına yaş ve kuru meyve verimi
  • Meyve iriliği
  • SÇKM ( suda çözünen kuru madde)
  • Renk
  • Kuruma süresi
  • Aflatoksin
  • Pestisit kalıntıları
  • Gıda güvenliği açısından ilgili diğer parametreler

Bu ölçümlerin yalnızca JES sahasının içinde değil, tesise 0–500 m, 500–1.000 m, 1–2 km, 2–5 km ve kontrol alanlarında aynı yöntemle yapılması gerekir.

Böyle bir izleme sistemi kurulmadan, tek tek ölçümlere dayanarak Aydın’daki bütün incir kayıplarını jeotermale bağlamak da, JES’lerin hiçbir etkisi olmadığını söylemek de bilimsel açıdan doğru değildir.

Aydın’daki incir üretiminin geleceğini yalnızca jeotermal enerji belirlememektedir.

İklim değişikliği, sıcak hava dalgaları, düzensiz yağışlar, kuraklık, yüksek nem dönemleri, hastalık ve zararlılar, kurutma koşullarındaki değişiklikler ve ihracat pazarlarının gıda güvenliği talepleri de önemli risklerdir.

Aydın Ticaret Borsasının 2024 sezonu değerlendirmesinde de iklim krizinin üretim üzerindeki etkilerinin daha fazla hissedildiği ve hastalık-zararlı sorunlarının saha kontrollerinde izlenmeye devam ettiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla incirdeki verim ve kalite değişimlerini yalnızca tek bir faktöre bağlamak yerine, iklim + su + toprak + tarımsal uygulamalar + jeotermal faaliyetler + hastalık/zararlılar birlikte değerlendirilmelidir.

Aydın’da 2024 yılında 209.590 ton incir üretilmiş, üretim alanı 386.710 dekara ve meyve veren ağaç sayısı 6,56 milyona ulaşmıştır. Ayrıca Aydın Ticaret Borsasının 2025 yılı sektör toplantısında 2024/2025 sezonunda Türkiye’de 69.953 ton kuru incir üretildiği ve bunun 54.085 tonunun (%77) Aydın’dan geldiği bildirilmiştir. Dolayısıyla “Aydın’da incir üretimi sona ermek üzeredir” şeklindeki bir ifade güncel istatistiklerle uyuşmamaktadır.

Ancak bundan çıkarılması gereken sonuç da “her şey yolundadır” değildir.

Asıl risk, yüksek kaliteli incir üretiminin yapıldığı mikro-bölgelerde çevresel koşulların bozulmasıdır. İl toplamındaki üretimin artması, Germencik veya başka bir JES yoğunluk bölgesindeki belirli bahçelerde kalite, verim veya toprak-su özelliklerinin bozulmadığını kanıtlamaz. Bu nedenle gelecekteki çalışmaların il geneli istatistiklerinden ziyade mikro havza ve bahçe ölçeğinde yürütülmesi gerekmektedir.

Sonuç ve değerlendirme;

Aydın, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli incir üretim merkezlerinden biridir. Aynı zamanda Türkiye’nin jeotermal elektrik üretiminde başta gelen illerinden biridir. Bu iki ekonomik faaliyet aynı coğrafyada, özellikle Büyük Menderes Havzası ve Germencik çevresinde giderek daha fazla iç içe geçmektedir.

Bugüne kadar yapılmış araştırmalar, jeotermal faaliyetlerin incir yetiştiriciliği açısından dikkate alınması gereken bir çevresel risk alanı olduğunu göstermektedir. Özellikle Germencik-Alangüllü çevresinde yapılan saha çalışmalarda, jeotermal tesise yakın incir bahçelerinde bazı gelişme, verim, kalite ve bitki element içeriklerinde olumsuz farklılıklar belirlenmiştir.

Bunun yanında üreticilerle yapılan yeni araştırmalarda da JES’lere yakın tarım alanlarında, özellikle incir ve bağlarda verim ve kalite kayıplarının gözlendiği bildirilmiştir.

Buna karşılık mevcut bilimsel literatür, Aydın’daki bütün incir üretimindeki değişimin yalnızca jeotermal faaliyetlerden kaynaklandığını veya JES’lerin Aydın incir üretimini “bitme noktasına getirdiğini” kesin olarak ortaya koymamaktadır.

Güncel resmi veriler de Aydın’da incir üretiminin devam ettiğini, 2024 yılında üretimin 209.590 tona ulaştığını göstermektedir.

Bu nedenle bugün için bilimsel açıdan en doğru sonuç şudur:

Jeotermal enerji, Aydın için önemli bir yenilenebilir enerji kaynağı olmakla birlikte, tarımsal üretim alanlarıyla yoğun biçimde kesiştiği bölgelerde çevresel etkileri sürekli ve bağımsız biçimde izlenmesi gereken bir faaliyettir. Germencik-Alangüllü başta olmak üzere JES’lere yakın incir bahçelerinde verim, kalite, toprak, sulama suyu, yaprak ve meyve element içerikleri bakımından daha ayrıntılı ve uzun dönemli izleme yapılması gerekmektedir.

Özellikle bor ve diğer elementler bakımından jeotermal akışkanların, yüzey ve yeraltı sularının, sulama suyunun, toprağın ve incir meyvesinin aynı örnekleme sistemi içerisinde izlenmesi; ayrıca hava kalitesi ve mikroklimatik değişimlerin ölçülmesi gereklidir.

Böyle bir sistemin amacı jeotermal yatırımları kategorik olarak reddetmek veya savunmak değil, Aydın’ın iki stratejik varlığını — jeotermal kaynaklarını ve incir üretimini — aynı havzada sürdürülebilir biçimde yaşatacak bilimsel sınırları belirlemektir.

Çünkü Aydın açısından gerçek hedef, “jeotermal mi incir mi?” seçimi yapmak değil; temiz suyu, sağlıklı toprağı, güvenli gıdayı ve yüksek kaliteli incir üretimini koruyarak jeotermal kaynakların çevresel sınırlar içerisinde işletilmesini sağlamaktır.

Temel kaynaklar

  • Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 İl Faaliyet Raporu / 2024 üretim verileri.
  • Aydın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Aydın 2024 İl Çevre Durum Raporu.
  • Aydın Ticaret Borsası, İncir Sektör Raporu 2024.
  • Öztürk & Çobanoğlu (2023), The Effect of Activities intended for Obtaining Geothermal Energy on Agricultural Production Systems. (DergiPark⁠)
  • Yelaldi, Kara & Balkan (2024), Investigation of insecticide residues in fig and health risk assessment. (DergiPark⁠)
  • Dağ (2015), İncirde Verim ve Kalite Üzerine Jeotermal Enerji Tesislerinin Olası Etkilerinin Belirlenmesi, Adnan Menderes Üniversitesi doktora tezi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.