Kadının olmadığı bir dünyada yaşam yoktur

Ali AKSÜT

Olur ya… Bazen unutuveriyoruz.
Oysa neleri unutmuyoruz ki?

“Kadınlar Günü de neymiş?” diyenler çıkıyor.
“Pohpohlayıp şımartmayın şu kadınları! Yüz verdiniz mi astar isterler…”
Ardından bitmeyen yakınmalar…
“Sonra baş edemezsiniz, egoları şişer, istekleri artar…”

Bıyıklı, sakallı ama düşünceleri dar kalıplara sıkışmış bazı erkeklerin sözleri bunlar.
Peki bu sözler erkek egemen toplumun gücünü mü gösterir, yoksa aczini ve zavallılığını mı?

Oysa toplumun yarısı kadındır.
Aile dediğimiz müessesenin iki temel direğinden biridir kadın.
Hatta Anadolu’nun yarısı değil, yarısından fazlasıdır kadın.

Hayatın içinden kadını çıkarın bir an.
Bir düşünün…
Yaşam nasıl durur, nasıl felç olur?

Toplum için, insanlık için bu kadar değerli olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü nasıl unutabiliriz?

Geçen yıl da aynı gün kutlanmıştı.
Salonlarda, meydanlarda etkinlikler yapılmıştı.
Kadınlara dair sevgi dolu konuşmalar edilmişti.

Şiirler okunmuş, şarkılar söylenmişti.
Sanatçılar sahnelerde en güzel parçalarını seslendirmişti.
Konserlerde kadınların yüzünde küçük bir tebessüm bırakabilmek için herkes çabalamıştı.

Protokol üyeleri gülücükler içinde karanfiller dağıtmıştı.
Akşam yemekleri, pastalar, börekler…
Hediyeler, konserler, güzel sözler…

Kutlama dediğin böyle olmalıydı değil mi?

Ama yetmedi…

“Canım, şekerim, bir tanem, prensesim…”
Ağızlardan romantik sözler döküldü.

Sanki ağızlardan bal damlıyordu.

Peki ne oldu da bir süre sonra
bıçaklar, kurşunlar konuşmaya başladı?

Dayak…
Şiddet…
Taciz…
Tecavüz…

Sonra ormanda bulunan parçalanmış kadın cesetleri…
Kayıp kızlar…
Beşinci kattan atıldığı söylenen kadınlar…
Uzaklaştırma kararları…
Çalıştığı iş yerini basan öfkeli erkekler…

Sadist ruhlu zorbalar…

Saymaya gerek var mı?
Gazete sayfaları, televizyon ekranları bu haberlerle dolu.

Kadın cinayetleri durmuyor.
Her gün yeni bir acı ekleniyor.

Oysa büyük şair Nazım Hikmet bir şiirinde şöyle der:

“Sevgilim;
Yeşil eriğim benim…
Ben içine hapsolmuş
çekirdeğinim senin.”

Bu dizelerde insan olmanın ilahi gerçeği saklıdır.
Kadın ve erkek et ile tırnak gibidir.

Birbirine muhtaç, birbirini tamamlayan iki varlık…

Bu ülkede kadınlar var.

Üniversite mezunu ama işsiz kalan kadınlar…
Çay ocağında çalışarak emekli eşine destek olan kadınlar…
Kocasını kaybettikten sonra fırıncılığı öğrenip üç yetim çocuğuna bakan kadınlar…

Yazın kavurucu sıcağında tarlada çalışan kadınlar…
Pamukta, incirde, zeytinde emek veren kadınlar…

Tır kullanan, otobüs süren kadınlar…
Öğretmen, akademisyen, mimar, mühendis kadınlar…

Mavi Vatanda gemilere kaptanlık yapan,
Gök Vatanda uçak uçuran pilot kadınlar…

Bürokraside daire müdürü, kaymakam, vali olan kadınlar…

Siyasette yeterince olmasa da belediye başkanları, milletvekilleri…

Kendi işini kuran girişimci kadınlar…

Tekstil, gıda ve hizmet sektöründe başarı hikâyeleri yazan kadınlar…

Kadınlar var bu ülkede…

Şairdir, sanatçıdır, yazardır.
Heykeltraştır, tiyatro oyuncusudur.
Uduyla, kemanıyla müzik yapan, gönülleri fetheden sanatçıdır.

Sahnelerin ışığıdır kadın.

Evin, yuvanın dişi kuşudur.

Bana ilk kelimeyi öğreten,
Doğruyu, dürüstlüğü,
Hak ile haramı,
İyiliği ve yardımlaşmayı anlatan…

İnsan ve vatan sevgisini öğreten
ilk öğretmenimdir o kadın.

Annem…

İyi bir insan olmayı,
iyi bir evlat olmayı
önce ondan öğrendim.

Beni büyütmek için gecelerce uykusuz kalan,
gündüz dinlenmeden çalışan…

Bunca fedakârlığın karşılığını nasıl ödeyebilirim?

Sana nasıl kıyabilirim?

Allah korusun…

Sana uzanan eller kırılsın.
Sana doğrultulan silahlar yamulsun.

Sen ki tarih yazan Anadolu kadınsın.

Sen;
Aydın’da düşmana meydan okuyan Çete Ayşe’sin.

Erzurum’da düşmana korku salan Kara Fatma’sın.

Cephaneyi sırtında taşıyan Kastamonu’nun Şerife Bacı’sın.

Kalemiyle ve hitabetiyle milleti ayağa kaldıran
Halide Edip Adıvar’sın.

Ey Türk kadını…

Seni anlatmaya sayfalar yetmez.
Kitaplar dolusu söz gerekir.

Ben ise gönül bahçemden derlediğim birkaç kelimeyle
8 Mart Dünya Kadınlar Günü üzerine duygu ve düşüncelerimi dile getirmeye çalıştım.

Her kutlamanın, her sözün bir ders olması gerekir.

Çünkü bir gerçeği asla unutmamalıyız:

Kadının olmadığı bir dünyada yaşam yoktur.

Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.