Kıvırtan kıvırtana

Mehmet EROĞLU

Değerli okurlar daha önceleri bir yazı yazmıştım. Kıvırtma parası” diyor yazımda zamanında Aydınımıza bir konferans vermeye gelen AKP Ankara Milletvekili Haluk Özdalga’dan bahsetmiştim.

Sayın Özdalga Aydın’da verdiği konferans da aynen şöyle diyordu. “Ben bu CHP ve solcuları çok iyi tanıyorum çünkü ben onların içinden geliyorum. Bunların bu ülkeye ve millete verecekleri hiçbir şey yok” Diye başlayıp CHP yüklendikçe yüklendi.

Haluk Özdalga, rahmetli Bülent Ecevit DSP’yi kurarken şu anda ismini hatırlayamadığım bir Konya milletvekili ve Haluk Özdalga da vardı. O zaman ateşli bir Ecevitçi olan Haluk Özdalga verdiği demeçte “Partiler tarlada kurulur fabrikada çalışan işçilerle kurulur. Yoksa otel lobilerinde kurulan partilerden bu ülkeye hayır gelmez” diyordu.

Sonra bu tarlada fabrikalarda kurulan DSP’nin milletvekili oldu. Bu çok bilen sözde solcu olan Sayın Milletvekilimiz DSP’yi beğenmedi CHP’ye geçti. Bir Dönemde CHP milletvekili oldu.

CHP’yi de beğenmeyen Özdakga kapağı AKP’ye attı. İşte AKP milletvekili iken Aydınımızda yukarda anlattığım demeçleri verdi. AKP neferi ve hizmetkârı gibi çalıştı.

Bir diğer yurt ve millet sevdalısı da Ertuğrul Günay’dı. Bu değerli kıvırtanda daha önce CHP milletvekili ve CHP genel sekreterliğine kadar yükselen önemli biri idi. Bu kıvırtanda burayı beğenmeyince kapağı AKP’ye attı. Kendi açısından da iyi oldu. Kıvırttırmanın mükâfatını gördü.  Hemen Kültür ve Turizm Bakanı oldu.

Ama AKP yetkililerin karşısında eli göğsünde hazırol da duran bu iki kıymetli insan arkalarına bakmadan AKP’den kovuldular. Veya istedikleri ilgiyi göremeyince ayrılmak zorunda kaldılar.

Bir zamanlar Aydınımıza çok değerli İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu geldi. Basından öğrendiğime göre pek ilgi gösteren olmamış yaptığı toplantılar da yeterli kalabalıklar yokmuş.

Değerli okurlar Sayın Süleyman Soylu hepinizin bildiği gibi DP genel başkanı oldu. Genel başkan olduğu yıllarda Aydın’da yaptığı ateşli konuşmasında AKP söylemediğini bırakmıyordu..

Bakın neler diyordu:

“Paçalarından yolsuzluk akıyor”

“Boyan dökülüyor”

“Başbakan rantın babasını getirdi”

“Kendisini padişah olarak görmek istiyor”

Böylece örnekleri çoğaltabiliriz. Bunlardan en önemlilerinden biriside Sayın Devlet Bahçeli’nin köklü bir geleneği ve milliyetçilerin partisi olan MHP, şu sıra AKP yamaması oldu. Herhalde barajın altında kalacağını anladığından bu yolu seçmiş olabilir. Ben MHP bu duruma düşmesine üzülüyorum. Çünkü MHP ve seçmen kitlesinin bu ülkeye verecekleri çok şey vardı.

Geçenlerde bir televizyon kanalında yapılan bir oturumda Sayın Doğu Perinçek CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ı hedef tahtasına oturtarak hem CHP hem de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu hakkında söylemediğini bırakmadı. Diğer katılımcılara hiç ağzını açmayıp CHP milletvekiline ve CHP saldırmasını çok yadırgadım.

Yıllarca verdiği mücadeleyi saygıyla karşıladığım Perinçek acaba Bahçeli gibi kurtuluşu AKP’de arıyor olmasın. Sayın Perinçek’in bu çıkışı ne anlama geliyor. Yoksa oda başka çare kalmadığını anladığından sığınacak liman mı arıyor.

Değerli okurlar inanın antik dönemler de bile bu kadar kıvırtan görmedim duymadım okumadım.

Ne diyelim her şey sahibine göredir.

 Erzurum’da Kültür ve Turizm İl Müdürü iken bir arkadaşım bana geçmişte yaşanmış bir hikâye anlattı. Hikâyenin konusu şu:

“Çok eski bir zamanda etkili ve yetkili bir şahıs Erzurum’a Vali olarak atanır. Tabi bütün yetkiler kendisinde olduğundan şehirde büyük bir imar işlerine başlar. Her yeri yıkar yol ve imara açacağım diye fakir, fukaranın evleri başlarına yıkılır. Buna isyan eden halk çaresizlik içinde şehrin ileri gelen birisinin yanına vararak dertlerini anlatırlar. Ağlar ve sızlanırlar. Şehrin önde gelen kişisi ağlayıp sızlananlara sorar. Bu yetkilinin ağzı var mı? Varsa merak etmeyin ben bunu hallederim” der.

Bunun üzerine şehrin ileri gelen kişisi o çok yetkili ve etkili olan zatı ziyarete gider. Kendini tanıtıp hoş beşten sonra yetkiliye sorar.

 “Efendim ben şu mahallede oturuyorum acaba benim meskenden de yol geçiyor mu?”

Yetkili şehrin planını çıkarıp inceledikten sonra “Evet sizin meskene de uğruyor” der.

Şehrin ileri geleni de “Efendim benim evin oraya gelince acaba şöyle kıvırttırsak olmaz mı?” diyerek yetkilinin masasına bir kese altın bırakır.

Yetkili hemen bu bir kese altını alır masasını gözüne atar. Şehrin ileri gelenine de “Tamam merak etme hallederiz” der.

Yetkili ve etkili akşam olur bir kese altını alır eve gider. Makamda sayamadığı altını evde saymaya başlar. Bu arada evin hanımı yanına gelir sorar. Bey bu saydığın ne parası” diye sorar. Yetkilide çok enteresan bir cevap verir. “Hanım bu para kıvırttırma parası”.

Zamanımızda kıvırtmaya başlayan birisi önce CHP ve Kılıçdaroğlu’na veryansın edeceksin. Çünkü ağanın gözüne girmenin yolu bundan geçiyor.

O nedenle bugünlerde kıvırtan kıvırtana.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.