Makedonyalı Semih

Nevzat ARSLAN

Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde “Akdeniz Festivali” yapılır.

Yaklaşık 7-8 yıl önce Yugoslavya’dan ayrılmış küçük bir Akdeniz ülkesi olan 

Slovenya’nın Akdeniz kıyısındaki Trieste şehrinde yapılan bu festivale İzmir’den bizim

mahdumun da bulunduğu bir folklor ve kültür derneği ülkemizi temsilen davet

edilmişlerdi. Dönüşünde oğlumun anlattığı bir olay beni çok etkiledi.

 

Festival sabahı, kortej yürüyüşüne hazırlandıklarında 5-6 yaşlarında, sarı saçlı, mavi

gözlü bir erkek çocuk, Türkiye’yi temsil eden grubun önünde bakınmaya ve beklemeye

başlar. Ekipteki kızlar, Sloven çocuğun yakışıklı bir genç olacağından söz ederler.

Bu arada bizim zıpır gençlerden birisi çocuğa seslenir;

-Hey ufaklık! Ablan var mı senin ablan?

Çocuk gülümseyerek bakar, ellerini kavuşturmuş bir halde cevap verir;

-Abam yok benim. İki abim var o ka!

-…

Herkes şaşırmıştır.

-Sen Türk’ müsün?

-Ben Seeemiih. Makedonyalı Semih.

Türküm diyememiştir Semih.

Türk Bayrağını göstererek,

-Bundan dedemin evinde var. Birazcık küçüğü o ka.

Çocuk şiir gibi şaşılacak derecede güzel Türkçesi ile anlatmaya başlar.

Dedesini, evlerini, köyünü anlatır. Makedonya’da Üsküp civarında bir dağ köyünde

yaşadıklarını, iki abisinin bu festivalde dondurma satmak için şuradaki eski arabalarına

binerek buraya geldiklerini, böyle konuştuklarını anlatır.

Türkçe bile diyemez konuştuğu dile.

Daha sonra onlara dondurma ısmarlayacağını söyler.

Hiç susmaz, hep konuşmaktadır…

 

Ekiptekiler çocuğu kafileye dâhil ederler.

İki-üç gün süren festival boyunca

“Makedonyalı Semih”

Türk ekibinin bir elemanı olur.

Kortej yürüyüşlerine katılır, tören alanında yer alır.

Beraber yemek yerler, Gezilere, şehir turlarına birlikte katılmaktalar…

Sabah uyandıklarında Semih’in kendilerini beklemekte olduğunu görürler.

Festival sonrasında da vedalaşırlar…

 

Benim içimi bir hüzün kapladı, yüreğim burkuldu, gözümden yaşlar süzüldü.

O küçük çocuğun haline üzüldüm, içimde bir sızı duydum.

Oğlum da bana üzüldü;

“Baba, Semih’in hiçbir şeyi umursadığı yok, keyfi de yerinde idi.”

Dese de ne zaman Makedonya veya Balkanlar kelimesini duysam gözlerimin önünde

sarı saçlı mavi gözlü bir çocuk belirir ve Türk Bayrağını işaret ederek seslenir;

“Bundan dedemin evinde de var.”

Beni yine bir hüzün sarar ve söylenirim.

“Bizde de Türk olup da Türk’üm bile diyemeyenler var artık.

Ah! Makedonyalı Semih ah!”

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.