Aydın eğitiminde yaşanan rotasyon krizini okurken insanın aklı duruyor. Efeler’in çalışkan müdürü Hakan Özcan’ın Söke’ye atanması sadece bir idari düzenleme değil, adeta sendikal sessizlik, siyasi hesap ve kurumlar arası dengelerin tam ortasında bir prova sahnesi. Noktasına virgülüne kadar katıldığım Servet Töz’ün “Sessiz sendika, şaşkın siyaset, kaybeden Aydın” başlıklı yazısını okurken aklıma geldi: İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in “Ahde vefa imandandır” hadisi… Ama ne yazık ki bazılarına göre vefa, sadece güzel laflarda kalıyor.
Servet Bey, MHP Aydın İl Başkanı Osman Gazi Cihangiroğlu ve MHP’ye yakınlığıyla bilinen Türk Eğitim Sen Aydın Şube Başkanı Veli Yıldırım’a yönelik eleştirilerini öyle bir dizmiş ki, ben tekrar etmeye gerek duymuyorum. Söylenmesi gereken her şeyi zaten söylemiş. Ama dikkat çekmek istediğim bir satır var:
“Cumhur İttifakı’nı zedelediği değerlendirilen bu atama, AK Parti ve MHP açısından adeta kendi ayaklarına kurşun sıkmak anlamına geliyor. Bu yanlıştan dönülmesi hem siyasi sorumluluk hem de ittifakın ruhu açısından bir zorunluluktur.”
Evet, doğru tespit. Peki ya tablo? MHP cephesi üç maymunu oynuyor, AK Parti Aydın İl Teşkilatı ise resmen olimpiyat üç maymununu izliyor: görmez, duymaz, konuşmaz. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünü Mehmet Erdem’in bilmediğini düşünmek safdillik olur. Ama demek ki bilmesine rağmen sessizlik altın değerinde bir tercih.
O zaman soru basit: Sayın Erdem neden sessiz? Cevabı ise zihnimde tek bir ihtimal olarak beliriyor:
Türk Eğitim Sen’li bir müdüre tahammülsüzlük…
Bakın, mesele sadece bir atama değil. Bu, sendikal denge ve siyasi ilişkilere dair bir turnuva. Ve turnuvada sessizlik, ister istemez halkın kafasında soru işaretleri yaratıyor: Bu sessizlik gerçekten tercih mi, yoksa örtbas çabası mı?
Mehmet Erdem’in samimiyetini ölçmek için önerim çok basit: Eğer AK Parti’ye yakın sendikalara hassasiyeti varsa, işe Aydın Büyükşehir Belediyesi’ndeki memurların Memur-Sen’e, işçi kardeşlerimizin ise Hak-İş’e üye olmalarını teşvik etmekle başlasın. Ama bunu yapabileceğini hiç sanmıyorum. Çünkü karşısında Özlem Çerçioğlu var ve bilirsiniz, Çerçioğlu’nun siyasi himayesi kolay kolay göz ardı edilemez.
Netice? Güçlüye karşı sessizlik, zayıfa karşı tahammülsüzlük… Bu strateji, Erdem’in MHP ve Türk Eğitim Sen sessizliğini zayıflık olarak gördüğünü apaçık gösteriyor.
Ve şimdi ironinin en tatlı kısmı:
Makam odasına kerhen astırdığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan posteri önünde fotoğraf vermeyen Özlem Çerçioğlu’na tahammül eden Mehmet Erdem, Cumhur İttifakı ortağı MHP’ye ve Türk Eğitim Sen’e ise tahammül edemiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Partililere hakaret eden Polat Bora Mersin’e tahammül eden Mehmet Erdem, Hakan Özcan olunca aynı tahammülü göstermiyor.
Dahası var:
Cumhurbaşkanı Erdoğan hayranı memur Adem Özdemir’in ölümüne yol açan atamanın altındaki imza sahibi Muttalip Özsemerci’ye tahammül edebiliyor; ama milliyetçi-ülkücü kimliğiyle bilinen bir isme gelince… yok, tahammül edemiyor.
İşte Aydın siyaseti ve eğitim rotasyon krizinin özeti:
Güçlüye sessizlik, zayıfa zulüm…
Şahane, değil mi?