Aydın siyasetinde son dönemde dikkat çeken gelişmelerden biri, 45 yaşındaki genç eğitimci Osman Gazi Cihangiroğlu’nun Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Aydın İl Başkanlığı görevine getirilmesi oldu. Siyasette gençleşme elbette önemli ve gerekli. Ancak genç kadroların başarıya ulaşabilmesi için sadece enerji değil, aynı zamanda geçmişten çıkarılan dersler ve doğru stratejiler de belirleyici olacaktır.
Türk siyasi hayatının en köklü partilerinden biri olan MHP için uzun yıllar “Aydın’da bir milletvekili çıkardığı gün MHP iktidar demektir” sözü kullanılırdı. Bu ifade aslında Aydın seçmeninin MHP’ye mesafeli olduğu yönündeki yerleşik algıyı anlatıyordu.
Ancak MHP, Aydın’da bu psikolojik eşiği kırmayı başardı. 2007 genel seçimlerinde AK Parti 3, MHP 3, CHP ise 2 milletvekili ile TBMM’de temsil edildi. O dönem MHP, Aydın’da kentin ikinci büyük siyasi gücü konumuna yükselmişti.
Bugün gelinen noktada ise tablo oldukça çarpıcı. 2023 seçimlerinde CHP 4 milletvekili çıkararak Aydın’da birinci parti olurken, bir zamanlar 3 milletvekili ile güçlü bir temsil yakalayan MHP’nin bugün sıfır milletvekili ile temsil edilmesi, partinin kentte yaşadığı siyasi erimenin en somut göstergesi durumunda.
Bu sonucun ortaya çıkmasında partinin ülke genelindeki politikalarının etkisi elbette vardır. Ancak yerel teşkilat yönetimlerinin payını da göz ardı etmemek gerekir. Burada amaç eski yöneticileri yargılamak değil; fakat geçmişten ders çıkarılmazsa gelecekte farklı bir sonuç beklemenin de mümkün olmayacağını kabul etmek gerekir.
Osman Gazi Cihangiroğlu öncelikle MHP Aydın İl Başkanı olduğunun sorumluluğunu ve ağırlığını tam anlamıyla hissetmelidir. MHP bir dernek değildir. MHP, Ülkü Ocakları da değildir. MHP bir siyasi partidir.
Dolayısıyla buna uygun bir siyaset dili, kadro anlayışı ve çalışma yöntemi geliştirmek zorundadır. MHP geleneğinden gelen ülkücüler siyaseti “vatana, millete ve devlete hizmet” anlayışıyla yaptıklarını ifade eder. Ancak vatana ve devlete hizmet ederken milleti oluşturan halkı görmezden gelmek, bu anlayışla bağdaşmaz.
Nitekim Şeyh Edebali’nin asırlardır yol gösteren sözü bu gerçeği açıkça ortaya koyar:
“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.”
Bu anlayış, yapılacak tüm siyasi çalışmaların temel felsefesi olmalı; insanı merkeze alan, toplumun tamamını kucaklayan bir siyaset yaklaşımı öncelik taşımalıdır.
Siyasetçi yıllarca çalışır, emek verir; bunun karşılığını çoğu zaman tek bir günde, seçim sandığında alır. Bu nedenle parti yönetimleri açısından her seçim, aslında yılların emeğinin hasadıdır. Burada önemli olan sizin gerçekte nasıl biri olduğunuzdan çok, toplum tarafından nasıl bilindiğinizdir. Siyasette algı çoğu zaman gerçekliğin önüne geçebilir.
MHP üzerinde zaman zaman oluşan “ağır abi” algısını güçlendirecek tutum ve davranışlardan özellikle uzak durulmalı; toplumla daha sıcak, ulaşılabilir ve kapsayıcı bir iletişim dili tercih edilmelidir. Bu yaklaşım, partinin hem seçmen tabanını genişletmesi hem de farklı kesimlerle bağ kurabilmesi açısından kritik önem taşır.
MHP yöneticilerinde gözlenen önemli eksikliklerden biri de kendini geliştirme ve okuma alışkanlığının yeterince güçlü olmamasıdır. Oysa her yönetici görev yaptığı kentin nabzını tutmak, özellikle Aydın gündemini yakından takip etmek ve gelişmeler hakkında görüşlerini toplumla paylaşmak zorundadır. Siyaset sadece toplantılarla değil; bilgiyle, birikimle ve fikir üretimiyle güç kazanır.
Bir diğer önemli eksiklik ise iletişim dilinde ortaya çıkar. Gerektiğinde özür dilemesini bilmek de, emeği geçenlere teşekkür edebilmek de siyasi olgunluğun en temel göstergesidir. Bu iki basit ama etkili davranış toplumla kurulan güven bağını güçlendirir; yöneticiyi küçültmez, aksine büyütür.
Aynı şekilde insan ilişkilerinde en temel nezaket kurallarına dikkat etmek de siyasetçinin sorumluluğudur. Örneğin biriyle tokalaşırken muhatabın yüzüne bakmamak, karşı tarafa değer vermemek anlamına gelir ve bu da saygısızlık olarak algılanır. Oysa siyaset, insanla kurulan bağ sanatıdır.
Önümüzdeki süreç genç bir il başkanı için aynı zamanda önemli bir fırsattır. Doğru adımlar atılırsa MHP Aydın’da yeniden güç kazanabilir. Aksi halde geçmişte yaşanan tabloyu değiştirmek kolay olmayacaktır.
Son söz şu:
Siyasette başarı tesadüf değildir. Doğru kadro, doğru dil ve doğru temas varsa sonuç gelir. Yoksa sadece iyi niyet yetmez.