Mirası reddetmek için yalnızca üç ay var: Süre kaçırılırsa borç mirasçıya geçiyor

Miras bırakanın geride bıraktığı borçlar, çoğu zaman mirasçıların gündemine icra takibi tebliğ edildiğinde giriyor. Oysa Türk Medeni Kanunu mirasçıya üç aylık bir karar süresi tanıyor ve bu süre pek çok dosyada sessizce doluyor.

Üç aylık süre tam olarak ne zaman başlar?

Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi tek cümleyle başlıyor: “Miras, üç ay içinde reddolunabilir.” Ancak sürenin başlangıcı, çoğu kişinin sandığı gibi ölüm tarihi değil. Aynı madde, yasal mirasçılar bakımından sürenin mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihte, vasiyetname ile atanmış mirasçılar bakımından ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihte işlemeye başladığını düzenliyor.

Buradaki ayrım pratikte kritik. Mirasçı, ölümü daha sonra öğrendiğini ileri sürebilir; fakat bunu ispat yükü kendisindedir. Cenazeye katılmış, aynı hanede oturmuş ya da veraset işlemlerine dâhil olmuş bir mirasçı için bu ispat kolay değildir. Terekenin koruma önlemi olarak resmen yazıldığı hâllerde ise süre, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesiyle başlar (m. 607). Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı da kendi mirasçılarına geçer (m. 608).

Süre dolarsa: kayıtsız şartsız kazanma”

Kanunun 610. maddesi sonucu açıkça yazıyor: yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Yani terekenin aktifiyle birlikte borçları da devralır. Alacaklıların takibi bu aşamadan sonra doğrudan mirasçıya yönelir.

Aynı madde, ret hakkını süreden önce düşüren davranışları da sayıyor. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı artık mirası reddedemez. Uygulamada en sık karşılaşılan hata tam olarak budur: mirasçı kararını vermeden mirasbırakanın hesabından para çekiyor, aracını devrediyor veya kira gelirini tahsil ediyor; ret hakkı böylece kendiliğinden ortadan kalkıyor.

Buna karşılık kanun bir güvence de getiriyor: zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. Mirasçının, terekeye ait bir alacağı korumak için attığı zorunlu adımlar aleyhine kullanılamaz.

Haklı sebep varsa süre uzatılabilir

Üç aylık süre mutlak değil. Kanunun 615. maddesine göre önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir. Terekenin kapsamının belirsiz olduğu, mirasbırakanın ticari işletmesi bulunduğu ya da yurt dışı unsuru taşıyan dosyalarda bu yol özellikle işlevlidir. Talebin süre dolmadan yapılması gerekir.

Ayrıca ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aciz olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Uygulamada “hükmen reddi miras” denilen bu durum, üç aylık süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir; ancak mirasçının fiilen terekeyi benimsememiş olması gerekir. Sürelerin ve hak düşürücü tarihlerin dosya bazında nasıl hesaplandığı, miras davalarında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler başlıklı çalışmada ayrıntılı olarak ele alınıyor.

İl dışındaki mirasçılar için usul farkı

Ret beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Bu kural, Aydın’da yaşayıp İstanbul’da vefat etmiş bir yakınının mirasını reddetmek isteyen mirasçı için iki sonuç doğurur. Birincisi, süre değişmez: üç ay her yerde aynıdır ve dosyanın başka ilde açılacak olması ek süre kazandırmaz. İkincisi, tebligat ve duruşma trafiği başka bir ildeki mahkemede yürüyeceğinden, vekâletname ile temsil zaman ve yol maliyetini belirgin biçimde azaltır.

Beyanın şekli de önemlidir. Ret, sözlü veya yazılı olarak, kayıtsız ve şartsız yapılmalıdır; “borçlar kadarını reddediyorum” türü kısmi beyanlar geçerli değildir. Mahkeme beyanı tutanağa geçirir ve özel kütüğe kaydeder. Adım adım usul için reddi miras nasıl yapılır, süresi ve şartları rehberine bakabilirsiniz.

Reddetmek her zaman doğru karar değil

Reddin geri alınamaz bir işlem olduğu göz ardı edilmemeli. Terekede kayıtlı taşınmazın güncel değeri, ipotek yükü, işletmenin ticari alacakları ve varsa hayat sigortası gibi kalemler ölçülmeden verilen ret kararı, mirasçının lehine olan bir sonucu da elinden alabilir. Kanun ret ile kayıtsız şartsız kabul arasında iki ara yol daha tanıyor: terekenin resmî defterinin tutulmasını istemek ve mirasın resmî tasfiyesini talep etmek. Her iki yol da mirasçının sorumluluğunu sınırlandırma amacı taşır.

Kısacası üç aylık süre, karar süresidir; bekleme süresi değil. Terekenin borca batık olup olmadığının bu süre içinde ölçülmesi, çoğu dosyada sonucu belirleyen adımdır. Miras hukukuna ilişkin dava ve başvuru süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi miras hukuku sayfasında; İstanbul’un batı yakasında görülen tereke ve veraset dosyalarına ilişkin uygulama bilgileri ise Bakırköy miras avukatı sayfasında yer alıyor. Büronun çalışma alanlarının tamamına Bakırköy avukat sayfasından ulaşabilirsiniz.

Av. Mete Çelik

Mete Çelik Hukuk Bürosu — Yeşilköy Mah. Çekmece Cad. No:30 D:1, Bakırköy/İstanbul · Tel: 0531 993 34 33 · E-posta: iletisim@avmetecelik.com · avmetecelik.com

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Süreler ve şartlar dosyanın özelliğine göre değişebileceğinden, işlem yapılmadan önce hukuki destek alınması önerilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri