Özgürlük arttı, insan daraldı

Özgürlük arttıkça kaygı neden büyüyor? İnsanın görünmeyen çelişkisi üzerine özel röportaj.

Uluslararası akademik çalışmalarıyla dikkat çeken, psikoloji ve sosyoloji disiplinlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan 15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi öğretim elemanı Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, modern çağın en derin paradokslarından birine ışık tutuyor:

“Özgürlük arttıkça neden kaygı da büyüyor?”

Günümüz dünyasında özgürlük, çoğu zaman sınırsız imkân ve bireysel güç olarak tanımlanıyor. Ancak bu görünür avantajın arka planında, insanın giderek artan bir psikolojik yükle karşı karşıya kaldığı dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer’e göre mesele yalnızca bireysel bir ruh hâli değil; aynı zamanda çağın yapısal dönüşümüyle doğrudan ilişkili bir durum. Artık birey, kendisi adına karar veren geleneksel yapılardan büyük ölçüde bağımsız. Bu durum özgürlük alanını genişletirken, aynı anda bireyin omuzlarına ağır bir sorumluluk da yüklüyor.

Yıldırımer, uluslararası akademik üretiminin yanı sıra özellikle gençlerle kurduğu doğrudan temasla da bu dönüşümü sahada gözlemleyen bir isim. Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirdiği okul seminerleri, kariyer günleri ve kuşaklar arası iletişim programlarında gençlerin yoğun biçimde aynı soruyla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor:

“Bu kadar seçenek varken doğru olanı nasıl seçeceğim?”

İşte tam da bu noktada özgürlük, bir imkândan çok bir baskıya dönüşüyor. Seçenekler çoğaldıkça netlik azalıyor, belirsizlik arttıkça kaygı derinleşiyor.

Yıldırımer’e göre özellikle genç kuşaklar, tarihte benzeri görülmemiş bir özgürlük alanına sahip olsalar da, aynı ölçüde bir yön kaybı ve karar yorgunluğu yaşıyor. Bu durum, özgürlüğün sadece bir hak değil; aynı zamanda yönetilmesi gereken psikolojik ve sosyolojik bir sorumluluk olduğunu ortaya koyuyor.

– Hocam, klasik düşünce özgürlüğün mutluluk getireceğini söyler. Ama bugün tam tersi bir tablo var. Neden?

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer: Özgürlük, teoride sınırların kalkmasıdır; fakat pratikte bu durum, sınırsız sorumluluk anlamına gelir.

Geçmişte birey adına karar veren güçlü yapılar vardı: aile, gelenek, toplum. Bugün ise birey, kendi hayatının mimarı olmak zorunda. Bu dönüşüm ilk bakışta bir kazanım gibi görünse de, aslında bireyin omuzlarına ağır bir yük bindiriyor.

Özgürlük artık sadece “seçebilmek” değil; “seçimin sonuçlarına tek başına katlanmak” demek.

– Hocam bu dönüşümün sosyolojik karşılığı nedir?

Prof. Dr. Yıldırımer: Modern toplum bireyi özgürleştirirken aynı zamanda onu yalnızlaştırdı. Geleneksel referans sistemleri çözüldü; birey artık bir “yön haritası” olmadan hareket etmek zorunda.

Bu noktada Zygmunt Bauman’ın şu tespiti oldukça çarpıcıdır: “Modernite, özgürlüğü genişletirken güvenliği daraltır.”

Bugün insan daha özgür; ama aynı zamanda daha güvencesiz. Ve bu güvencesizlik, modern kaygının temel kaynağıdır.

– Sayın hocam psikolojik açıdan bu kaygıyı nasıl açıklarsınız?

Prof. Dr. Yıldırımer: Kaygı belirsizlikten beslenir. Özgürlük ise belirsizliği artırır. Çünkü seçenekler çoğaldıkça “doğruyu seçme baskısı” artar.

Ulrich Beck bunu “risk toplumu” kavramıyla açıklar: “Modern birey, kendi hayatının risklerini yönetmek zorunda bırakılmıştır.”

Artık hayat, hazır bir yol değil; sürekli karar verilmesi gereken bir süreçtir. Bu da bireyi kronik zihinsel yorgunluğa ve karar anksiyetesine sürükler.

– Günümüz gençlerinde bu durum daha mı belirgin hocam?

Yıldırımer: Kesinlikle. Özellikle Z kuşağı, tarihte hiç olmadığı kadar fazla seçenekle karşı karşıya.

Ama sahada —okullarda, seminerlerde, kariyer günlerinde gençlerle birebir temas ettiğimde— çok net bir şey görüyorum: Seçenekler arttıkça netlik azalmış.

Gençler şunu soruyor: “Yanlış bir hayat seçersem ne olacak?”

İşte bu soru, modern kaygının özüdür.

Bugün gençler:

  • Her şeyi yapabileceklerine inanıyor.
  • Ama neyi yapmaları gerektiğini bilmiyor.

Ve bu durum onları harekete geçirmek yerine çoğu zaman kararsızlığa ve ertelemeye sürüklüyor.

– Hocam peki çözüm nedir? Özgürlükten vaz mı geçmeliyiz?

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer: Hayır. Sorun özgürlük değil; onu yönetememek.

Özgürlük, sınırsızlık değildir. Aksine, doğru sınırlar içinde anlam kazanır.

İnsan, her şeyi seçebildiğinde değil; neyi seçmeyeceğini bildiğinde özgürleşir.

Modern Çağın Sessiz Krizi ve Profesyonel Destek Arayışı

Modern çağın en büyük ironisi belki de tam burada saklı: İnsan, zincirlerinden kurtuldukça bu kez kendi zihninin yükü altında eziliyor.

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer’in hem akademik çalışmaları hem de sahadaki gözlemleri, özellikle gençler açısından kritik bir gerçeği ortaya koyuyor: Özgürlük, doğru yönlendirilmediğinde bir avantaj değil, bir baskı mekanizmasına dönüşebiliyor. Bu noktada, çağın getirdiği bu ağır psikolojik yükle başa çıkmak isteyen pek çok kişi profesyonel adımlar atıyor. Artan bu karar yorgunluğu ve belirsizlikle mücadele ederken İzmir Psikolog ve Terapi Hizmetleri gibi arayışlara yönelenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Kendi içsel denge yolculuğunda uzman bir izmir terapist desteği almak, bu süreci çok daha sağlıklı yönetmeyi sağlıyor. Elbette bu kararı verirken izmir psikolog fiyatları gibi dinamikler de danışanların en çok araştırdığı ve değerlendirdiği unsurlar arasında yer alıyor.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde gençlerle yaptığı seminerlerde hocamızın en çok karşılaştığı duygu, “imkân fazlalığının yarattığı çaresizlik.” Bu, yeni çağın sessiz krizi.

Ve belki de asıl soru şu: Gerçekten özgür müyüz, yoksa seçeneklerin ağırlığı altında ezilen yeni bir bağımlılık biçimi mi yaşıyoruz?

Hocamızın şu sözüyle bitirmek gerekir:

“İnsan, her yolu seçebildiğinde değil; hangi yollardan vazgeçeceğini bildiğinde huzura yaklaşır.”

Belki de bu çağın en büyük cesareti, her şeye sahip olmak değil… gereksiz olanı terk edebilmektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sağlık Haberleri