“SELÜLİT KOZMETİK DEĞİL, MEDİKAL BİR SORUNDUR”
MEKANİZMA: İNSÜLİN VE ÖSTROJENİN ETKİSİ
Selülitin fizyolojik oluşum sürecini hücre düzeyinde açıklayan Karacalar, yüksek insülinin yağ hücrelerini büyütüp sertleştirdiğini, bunun da inflamasyonu artırarak dolaşımı bozduğunu söyledi. Östrojen baskınlığında ise yağ depolanmasının arttığını, damar geçirgenliğinin yükselerek ödeme yol açtığını belirtti. Sedanter yaşam, uzun süre oturma ve kas kütlesindeki azalma da süreci olumsuz etkileyen faktörler arasında yer aldı.
“ENERJİ FABRİKALARI BOZUKSA YAĞ YAKILAMAZ”
Mitokondrilerin vücudun enerji merkezleri olduğunu hatırlatan Karacalar, fonksiyon bozukluklarında yağ yakımının gerçekleşmediğini ifade etti. Ayrıca bağırsak bakterilerindeki sorunların endotoksin yükünü artırarak deride iltihabı tetiklediğini, C vitamini ve çinko eksikliği, yetersiz protein alımı ve aşırı şeker tüketiminin süreci ağırlaştırdığını dile getirdi.
ISI VEREN CİHAZLARA UYARI
Karacalar, selüliti yalnızca estetik bir sorun olarak görüp ısı veren cihazlarla yapılan müdahalelerin durumu kötüleştirebileceğini belirterek, “Öncelikle tıbbi altyapı düzeltilmeli, estetik cerrahi işlemler bunun üzerine inşa edilmelidir,” uyarısında bulundu.
CERRAHİ ÇÖZÜM NE ZAMAN GEREKLİ?
Tedavi protokolünü sıralayan Karacalar, metabolik sorunların çözülmesinin ardından özellikle 3. ve 4. evre selülit için yüzeyel tabaka liposuction ve selülit bantlarının kesilmesi gibi cerrahi işlemlerin devreye girdiğini söyledi. Doku sarkmasına bağlı selülit görüntüsünde ise tek çözümün lifting (germe) operasyonu olduğunu vurguladı.