Hatırlayalım…
Yıl 2014. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, büyük bir lansmanla tam 133 proje açıkladı. Aradan koskoca yıllar geçti. Bugün gelinen noktada tablo net: Projelerin yalnızca yüzde 5’i hayata geçmiş, yüzde 95’i ise kâğıt üzerinde kalmış durumda. Bu sadece bir istatistik değil; bu, Aydın’ın heba edilen yıllarının kısa bir özetidir.
Aydın'ın çoğu ilçesinde sabah işe giden de, akşam evine dönen de dertli. Trafik artık günlük hayatın olağan bir çilesi haline geldi. Yağmur yağdığında ise başka bir korku başlıyor:
“Acaba evimi su basar mı, iş yerimi su basar mı?”
Çünkü ortada ne güçlü bir altyapı planı var ne de bir Ulaşım Master Planı ya da Turizm Master Planı. Şehir plansız büyümüş, sorunlar katlanmış, çözümler ise hep ertelenmiş.
Mesele yalnızca eksik hizmet de değil. Aydın Şehir Hastanesi’nin yol ve altyapısının yapılmasının engellenmesi hâlâ hafızalarda. Rant kokan gerekçe hazır:
“Bin 700 dönüm yer istedik, bin dönüm verildi.”
Sonuç ortada: İktidar partisinin Aydın’a kazandırmaya çalıştığı yatırımlara Büyükşehir cephesinden elle tutulur bir katkı yok.
O halde soralım:
Aydın’a, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın öncülüğünde gelen tek bir yatırımcı var mı?
Gençlere iş ve aş sağlayan tek bir somut proje gösterebiliyor muyuz?
Bu şehir üretmeden büyüyemez. İstihdam oluşturmadan ayakta kalamaz. Organize Sanayi Bölgeleri’ne gelen fabrikalar ortada; kimlerin bu yatırımlara vesile olduğu da biliniyor. Çine OSB’nin hâlâ yolunun olmaması, Aydın’daki plansızlığın sembolü gibi duruyor. Büyükşehir tarafında tablo değişmiyor: Söylem var, icraat yok.
Gelelim vatandaşın canını en çok yakan meseleye… Su faturalarına.
Çarşıda, pazarda, sokakta herkes aynı şeyi söylüyor:
“3 kişiyiz, 900 lira fatura geliyor.”
“4 kişiyiz, bin 500 lirayı buluyor.”
O halde çözüm üretmek zorundasınız.
Güneş enerjisi santralleri kurmak zorundasınız, çöpten elektrik üretmek zorundasınız. Çünkü başka yolu yok. Ancak aynı dönemde büyükşehir statüsü kazanan Ege illeri arasında bu adımları atmayan tek şehir hâlâ Aydın.
12 yıldır neden yapılmadı?
Neden maliyet düşürülmedi, öz gelir yaratılmadı?
Neden yük hep vatandaşın cebine bindirildi?
Bugün Aydın’da yaklaşık 700 bin abone, Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanıyor. İkizdere Barajı’ndan cazibeli gelen suyun maliyeti yapılan hesaplara göre 10 liranın altında. Peki faturadaki geri kalan ne?
Cevap net:
Kötü yönetim, faiz yükü, plansızlık ve algı yönetimi.
ASKİ’nin hâlâ bir hizmet binası yok ama Büyükşehir Belediyesi’ne borç verecek kadar bütçesi var. Buna rağmen bankalardan yüksek faizle kredi kullanılıyor. Sayıştay raporlarına girmiş bu tablonun bedelini kim ödüyor?
Elbette vatandaş… Su faturaları üzerinden.
Belediye içinde konuşulanlar da cabası:
Mobbing iddiaları, personel üzerindeki baskılar, seçim çalışmaları için zorlamalar…
Ve elbette kamuoyunun bildiği 15 yolsuzluk dosyası, onlarca soruşturma ve izah edilemeyen şaibeli ilişkiler…
Bu tabloya bakınca vatandaşın öfkeli, şehrin yorgun, insanların bıkkın olması şaşırtıcı mı?
Değil.
Takvimler 14 Ağustos 2025’i gösterdiğinde Özlem Çerçioğlu, “6 metrekare yerde yaşayamam” diyerek CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçti. Aradan tam 140 gün geçti.
Peki ne değişti?
2026’nın ilk gününde Aydın’da artık şu soru çok daha yüksek sesle soruluyor:
Özlem Çerçioğlu’nun iktidardaki AK Parti’ye geçmesiyle birlikte, bu kötü düzen gerçekten değişecek mi, yoksa her şey aynı şekilde devam mı edecek?
Bir kıssa vardır…
“Üşümüyor musun?”
Muhafız, alışkın bir teslimiyetle cevap verir:
“Ben soğuğa alışığım Kral’ım.”
Kral, kısa bir merhamet anıyla, “Olsun, sana sıcak elbise getirmelerini emredeceğim,” der ve oradan ayrılır.
Ne var ki bu söz, bir emir olarak hiç verilmez.
Ertesi gün muhafız, duvar dibinde donmuş hâlde bulunur.
Yanında, titreyen ellerle yazılmış tek bir cümle vardır:
“Kral’ım, soğuğa alışkındım; fakat senin sıcak elbise vaadin beni öldürdü.”
Aydınlı, yıllardır Özlem Çerçioğlu’nun boş vaatlerine alıştı.
Alıştı ama ısınamadı…
Çünkü alışmak başka, katlanmak başka bir şeydir.
Ve artık Aydınlı, yeni sözler duymak istemiyor.
Aydınlı artık vaat değil, hizmet bekliyor.
2026’nın Aydın’a vaat değil hizmet, bahane değil çözüm, algı değil gerçek getirmesini diliyorum. Yeni yıl; yorgun Aydın’a nefes, bekleyen insanlara umut olsun.