Sancılı Pazar

Ali AKSÜT

Bugün 12 Şubat pazar, diğer pazar günlerine göre keyfim pek yerinde değil. Çok şükür sağlığım yerinde, ama zihnim ve ruhum bulanık. Ve bende bir insan olarak çevrem, toplum ve ülkem ve yaşadıklarımdan elbette etkileniyorum. Hatta ‘’ gökteki buluttan nem kapmak ‘’ biz insanlar için söylenmiş ve çok yerinde söylenmiş bir halk özdeyişidir. Biraz daha ileri gidersek, iletişim içinde bulunduğumuz aile bireyleri, çocuklar, torunlar, komşular, mahalle sakinleri, şehir, toplum ve ülke gündeminde yaşanan olaylar TV haberler, internet ve son dakika sosyal medya haberleri daha pek çok etken, uyaran bizleri, hem içimizden, hem dışımızdan her an çimdikleyip duruyor.

İçinde yaşadığımız bu çevrede, bu dünyada eğer taş parçası veya ormandan yeni kesilmiş koca bir kütük değil isek, sende yaşanan olayların ve gördüklerin pek çok kişi kurum kuruluş eylemlerinin ne etkileri varsa, sende olumlu olumsuz uyaranlarla ne etki uyandırıyorsa veya hiç biri ise halk tabiri ile ot gibi bir tavır ve davranışınıza göre bir ruh haline evriliyorsun. 

Gel de sen doğanın bütün zenginliklerini bahşettiği bir Aydınlı olarak hep övündüğümüz ve söylemekten gurur duyduğumuz ‘’ Aydın’ın dağlarından yağ ovasından bal akar’’ atasözü ve kutsal meyve incirin ana vatanı, Ege ve Akdeniz bölgemizin karakteristik meyvesi zeytin ağacının yetiştiği güzel ilimizin dağları, ovaları, Menderes havzası ne durumda diye merak eden; bilgilenmek ve sorgulamak isteyen her Aydınlı vatandaşımız, bütün üreticiler, üretim yaptığımız tarlalarımızın, bahçelerimizin, jeotermal santrallerin ve kuyuların atıkları ve çevreye olan etkileri hiçbir şey olmamış ve olmuyormuş gibi geçiştiremeyiz. Aydın’ın meşhur dağı ovası yağı balı neredeyse Eskişehir’in

‘’Bu dağlarda bağ olmaz,

  Kara üzüm al olmaz’’

Halk deyişindeki gerçeklerle yüz yüze kalacağız. Biz insanlar çarpık şehirleşme plansız kalkınma ve endüstrileşme imar ve sanayinin rantları uğruna, doğanın, dağların, ovanın, bitkilerin, ağaçların orijinal durumunu sadece fiziken tahrip etmedik, aynı zamanda kimyasını bozduk.

Bütün ilgili meslek odası sivil toplum örgütlerinin Efeler Belediyesi öncülüğünde ve iş birliği içerisinde ortaya koydukları tespit ve gözlemleri içine alan rapor her türlü takdirin üzerinde dikkate değer önemli bir çalışmadır. Kamuoyunda tartışma konusu olan neredeyse psikolojik veya ekonomik sosyal sorun haline dönüşmeye başlayan ilgili taraflarca yapılan açıklamalarla zihinlerde hep soru işareti bırakan ve yeterince bilgilenme ve açıklama yapılmayan önemli bir Aydın yerel problemini değerlendirme noktasında büyük bir boşluğu dolduracağını ve cevap teşkil edeceğine inanıyorum.

Tarım ve gıda ambarı güzel bereketli Aydın Menderes Ovasının korunmasıyla ilgili yapılan bu değerli çalışamaya öncülük eden, katkı sağlayan Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan başta olmak üzere değerli meclis üyelerini ve bürokratlarını tebrik ediyorum ve kutluyorum. Sivil toplum örgütlerinin ve meslek odalarının katkı sağlayan yönetici ve uzman kadrolarına da çok teşekkür ediyorum.

Jeotermal yatırımları Aydın’a geldiğinden beri hep tartışıyoruz. Enerji mi, çevre mi, doğa mı? Enerji açığı ülkemizde nasıl giderilecek? Ve yerli, çevreci, yenilenebilir enerji kaynaklarımız olan rüzgâr, güneş ve jeotermal kaynaklarına yatırım yapılması milli bütçemiz ve ülke ekonomisi için olmazsa olmaz zaruri enerji kaynaklarımızdır. Çok tabii ki yukarda uzman kadroların hazırladığı çok ciddi çalışmalar sonucu yazılan raporda belirtildiği gibi gerekli teknolojik tedbirlerin alınması şartıyla hiçbir mahsurun olmayacağını öğreniyoruz.   

Mutlu olacağım, enerji dolu olacağım, aldığım her nefes için binlerce defa Allah’a şükredeceğim, o kadar güzel şeyler var olmasına rağmen; bazen bardağın eksik tarafındaki olumsuz durumlar veya benim olumsuz etkilenmem ve algılanmalarım beni mutsuz ediyor. Çok düşünürsem gerçekten üzüldüğüm de oluyor, ne yapayım bende insanım elimde değil üzülmemek bende sizler gibi et kemik ve sinirden yaratılmışım.  Amacım bu halimi sizlerle paylaşırken, sizleri asla üzmek değildir. İsterseniz bu halimi siz sevgili okurlarımla, bir gönül dostu dertleşmesi ve muhabbeti olsun istedim. Acıları, dertleri, sevinç ve mutlulukları paylaşınca rahatlıyorum ve huzur buluyorum. Adeta kuş gibi oluyorum, yeniden yeni hedeflere yeni tepelere konmak için bismillah deyip yeniden yollara koyuluyorum.

Yazımızın başında sancılı Pazar ifadesini kullandık. Derler ya ‘’Sancısız doğum olmaz.’’ Bakalım bekleyelim, görelim bu sancılı Pazar, hangi hayırlı düşünce, proje ve duyguların doğmasına vesile olacak? Bana sorarsanız ben de bilmiyorum. Doğrusu ben de merak etmiyorum. Doğadaki uygun yaşam koşullarına göre; otlak, yaylak, orman, bozkır, subaşı, dağ, dere, tepe, ova gezen göçküncü gezen Yörük obaları gibi nereye konacağımı, nerede neler üreteceğimi bende bilmiyorum. Ama bal yapan arılar misali, doğadaki bütün bitkilerden bütün çiçeklerden, bütün renklerden ve şifalı otlardan; hayat iksiri, gençlik iksiri, bitkinin özsuyu, arı sütü almaya devam edeceğim. Saygıdeğer okurlarıma da yürekten tavsiye ediyorum. Cenabı Allah’ın yarattığı kâinat eczanesinde her şey var, şifa var, sağlık var, güzellik var. Var, var doğada her şey var. Doğa çok cömert, bizlere yılların, asırların doğallığını, temizliğini, güzelliğini, bereketini sunarken biz insanlar bağdan üzüm yemeye ne kadar hakkımız var hiç düşünüyor muyuz? O muhteşem doğa mirasını ne kadar koruduk, ne kadar sahip çıkabildik? Doğaya saygı, doğayı korumak, vatanı sevmek şuur ve sorumluluğu içerisinde ne mutlu bu güzellikleri paylaşabilenlere…

Kalın sağlıcakla, selam, sevgi ve saygılarımla… 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.