Şehir ve Yaşam

Mehmet KIZILASLAN

Şehirler, içindeki yaşayan insanların ve yöneticilerinin; akılları, ufukları, zekâları ve projelerinin büyüklüğüne orantılı olarak büyürler ve gelişirler.

Bir çocuk, Anne ve babasının ilgisi ve bilgisine bağlı olarak gelişiyorsa; şehirlerde de, yöneticilerin, kabiliyetleri oranında, bilgi seviyesi oranında gelişirler ve büyürler.

Örneğin, bir şehrin temizlik giderlerini, diğer bir şehrin temizlik giderlerine oranladığınızda, birisi diğerinden % 40 lar da fazla para harcıyorsa; bunun iki sebebi olabilir diye düşünüyorum.

Birincisi, iki şehir insanı arasında gelişmişlik oranı birisi diğerine nazaran % 40 daha az gelişmiş demektir. Daha pis olabilirler mi acaba.

İkinci sebep ise, iki şehir yöneticileri arasında dürüstlük oranında biri, diğerinden % 40 daha az dürüst olabilir mi? Bu sefer yöneticilerin elleri pis olabilir mi acaba?

Üçüncü bir neden varsa bilen lütfen söylesin. Ben hala arıyorum 3. nedeni bulamıyorum..

Şehirde yaşam, eğer monoton, tek düze, ve her gün aynı devam ediyorsa, o şehrin yöneticileri sıradan insanlar demektir.

Sıradan yöneticiler, şehrinde ve ya ülkesinde yaşayan insanların yaşantısını bir üst seviyeye taşıyamayan insanlar demektir.

Bir şehir insanları düşününüz ki, hep aynı şekillerde eğlenirler. Hep aynı günü yaşar gibi 24 saatlerini doldururlar. Hep aynı para ile aynı şeyleri satın alabilirler. Rutin bir yaşayış şeklinin dışına çıkamazlar.

Kendisine karnını yarım yamalak doyurabilecek ücretler tahsis edilmiştir, onu yetiştirmeye çalışırlar. Onu yetirmek bile, o insanlar için mutluluktur.

Peki yandaşlar için öylemidir? Her gün yeni bir kazancın habercisi ve yeni heyecan demektir.

Bu şehrin insanlarının yaşadıkları söylenebilir mi acaba, yoksa zamanını doldurup gidecekleri günü bekleyen canlı cenaze topluğumu denilir, bu topluluğa.

Bize biçilen yaşam şekli bu olduğu için “başka türlü bir yaşama şekli var mı” diye düşünme gereği bile duymadık çoklarımız.

Peki bu söze ne diyeceksiniz? “ Bir günü diğeri ile müsavi ( eşit, aynı) olan mümin değildir.” Bu söz size ne demek istiyor?

İnsanların ümidi olmalı, her günü aynı geçmemeli, yaşama sevinci ve heyecanı yitmemeli. İnsanlar değişiklikler yaşayarak geleceğe dair heyecanını bitirmemeli.

İnsanlar “Haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmamalı” Bu söz bile yaşama heyecan katmak için yeterli bir söz değil mi?

Bizim insanımız, sürüler gibi A takımının galibiyetinden, sanki dünyalar onun olacakmış gibi coşku gösterebiliyor, sevinçten adam bile öldürebiliyorlar.

Yine bizim insanımız, A partisi için aynı sevinci yaşıyor ve partisi için hayatını feda edenlere de rastlanabiliyor.

Allah aşkına söyler misiniz A takımı yense, cebinize ne girer yenilse ne çıkar.

B partisi iktidar olsa kazancınız ne kadar artar, muhalefet olsa ne kadar eksilir hiç düşündüğünüz oldu mu?

Diğer taraftan her yeni günün yeni heyecan getirmesi ve yeni umutlar yüklü olması gerekmez miydi?

Öyle bir şehir yaşamı hayal ediniz ki; sizin için her gün daha kaliteli bir yaşam, daha fazla kazanç ve bu kazancın getirdikleriyle, daha insanca bir düzen kuruyorsunuz kendinize.

Eğer bunu yapamıyorsanız kaybettiğiniz gün değil koca bir hayattır.

Tabi ki “Sizler neye müstahaksanız, onlar tarafından yönetilirsiniz” sözünü de unutmamak gerek.

Biraz çılgın bir soru gibi gelecek sizlere şimdi ama, Asrı saadette yöneticilerin tamamı mal varlıklarını, yönetimde kaldıkları sürece dağıtırlarken, sıfıra inerlerken, şimdilerdeki yöneticilerin mal varlıklarını onlarca kat artırdıklarını düşündüğünüzde, bunu neye yoruyorsunuz?

Onlar çok mu aptaldı? Yaksa şimdikiler çok mu akıllı olduklarını zannediyorlar?

Şimdiki yöneticilerin, kendileri ve yandaşları için düşündükleri gelecek projeleri; acaba yönettikleri şehir halkı için kullanılsa, şehrimiz insanlarının yaşama sevinci çok daha güzel olmaz mıydı?  Saygılarımla.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.