Aydın eğitiminde adeta deprem etkisi yaratan bir rotasyon kararı alındı. 17 ilçe milli eğitim müdürünün görev yeri değiştirildi; yıllardır aynı ilçelerde görev yapan isimler farklı ilçelere kaydırıldı. Ancak listede Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Hakan Özcan’ın da yer alması kamuoyunda ayrı bir şaşkınlık yarattı.
Bu karar, beraberinde “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” yorumlarını getirdi. Çünkü Hakan Özcan, görev süresi boyunca yalnızca rutin idari işleri yürüten bir bürokrat olmadı. Onun döneminde Efeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü pek çok projeye imza attı, akademi çalışmaları hayata geçirildi. Sahadan kopmayan, okullarla birebir temas kuran bir yönetim anlayışı sergiledi.
Hakan Özcan’ı farklı kılan sadece projeleri değildi. Zorunlu olmadıkça makam aracı kullanmadı; Efeler halkı onu çoğu zaman yaya ya da bisiklet üzerinde gördü. Makamın arkasına sığınmak yerine sahada olmayı tercih etti. “Devlet Ebed Müddet” anlayışını benimseyen, görevini bir makamdan öte sorumluluk olarak gören bir yönetici profili çizdi.
Bu nedenle rotasyon kararı, sıradan bir idari düzenleme olmanın ötesinde değerlendiriliyor. Efeler’de bugün yüksek sesle şu soru soruluyor:
Başarının karşılığı gerçekten bu mu?
Efeler için kayıp, Söke için kazanç olarak değerlendirilen bu atama gerçekten sadece idari bir tasarruf muydu? Yoksa perde arkasında sendikal ve siyasi dengelerin karmaşık bir hesabı mı vardı?
DUVARDAN SES GELDİ, TÜRK EĞİTİM-SEN’DEN YOK!
Görev süresi boyunca eğitim camiasında olumlu izler bırakan; öğretmenlik ve idarecilik tecrübesiyle öne çıkan, Efeler’de önemli çalışmalara imza atan Hakan Özcan, 17 ilçe müdürü arasında MHP’ye yakınlığıyla bilinen ve Türk Eğitim-Sen üyesi olan tek isimdi.
Kulislerde konuşulanlara göre, AK Parti’ye yakın Eğitim-Bir-Sen yönetimi Özcan’ın sendika tercihinden rahatsızlık duydu ve bu rahatsızlığı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iletti; adeta “bu işi çözün” mesajı verdi. Hakan Özcan’a “sendikandan ayrıl” yönünde bir mesaj iletildi, ancak o durduğu yerde durdu, tercihini değiştirmedi.
Peki Türk Eğitim-Sen Aydın Şubesi ne yaptı? Sessiz kaldı. Öyle ki, duvardan ses geldi ama Türk Eğitim-Sen’den tek bir kelime çıkmadı.
Türk Eğitim-Sen Aydın Şube Başkanı Veli Yıldırım Bey…
Yeni binanızda, yeni makam odanızda her şey yolunda mı? Koltuğunuz rahat mı, konforunuz yerinde mi? Huzurunuz tam mı?
O odada otururken, eğitim camiasının nabzı kulağınıza geliyor mu? Öğretmenlerin sesi, koridorların uğultusu, sahadaki beklentiler masanıza kadar ulaşıyor mu?
Yeni makamın duvarları kalın olabilir; peki dışarıdaki sorumluluğun ağırlığını da aynı netlikte hissediyor musunuz?
Açık konuşalım Veli Bey: Üyesine sahip çıkmayan, kamuoyuna tek kelime etmeyen bir sendika; ne “mücadeleci sendika” olabilir ne de “kamu emekçisinin savunucusu”. Böyle bir tablo “sarı sendika” eleştirilerini de beraberinde getirir. Ve üzülerek söylemek gerekir ki, bu durum Türk Eğitim-Sen açısından ciddi bir kırılma noktasıdır.
AK PARTİ VE MHP, AYDIN’DA KAYBETTİ
İşin siyasi boyutu ise ayrı bir tartışma konusu. AK Parti, Aydın’da beklenen başarıyı bir türlü yakalayamadı. Bunun en temel nedenlerinden biri, merkez sağ ve milliyetçi oyları kendi çatısı altında toparlayamaması. Çünkü Aydın’da Türkiye Kamu-Sen’e bağlı memur sendikalarına üye tek bir müdür bulunmuyor; Türk Sağlık-Sen üyesi bir başhekim dahi yok.
Bu tablo, merkez sağ ve milliyetçi seçmenin bir bölümünü AK Parti’ye mesafeli hâle getirdi. MHP’nin AK Parti ile kurduğu ittifak nedeniyle söz konusu oyların önemli kısmı doğrudan CHP’ye yöneldi. Cumhur İttifakı’na rağmen AK Parti’nin Aydın’daki bu yaklaşımını sürdürmesi ise siyasi dengeler açısından dikkat çekici bir durum olarak öne çıkıyor.
MHP’NİN YENİ İL BAŞKANI NE YAPIYOR?
MHP’den söz açılmışken, çiçeği burnunda il başkanı Osman Gazi Cihangiroğlu’na da bir eleştirim var: İl başkanlığına atanmasının üzerinden 35 gün geçmiş olmasına rağmen hâlâ tebrik ziyaretleri ve sosyal medya paylaşımlarıyla meşgul görünüyor.
Hakan Özcan’ın atamasıyla ilgili kamuoyuna net bir açıklama yapmaya ya da ittifak ruhuna aykırı bu kararın değiştirilmesi için AK Parti yönetimi nezdinde somut bir girişimde bulunmaya fırsat bulamadığı görülüyor.
Kısacası, siyaseti sosyal medyada verilen pozlardan ibaret gören bir anlayışla hareket eden Cihangiroğlu ve ekibi, ilk sınavlarını ne yazık ki geçemedi.
EFELER KAYBETTİ, SÖKE KAZANMADI
Yukarıda “Efeler kaybetti, Söke kazandı” demiştim. Hayır… Efeler kaybetti ama Söke de kazanmadı. Çünkü Hakan Özcan, idarecilikten çok sevdiği öğretmenliğe geri dönüyor.
Eğitim camiası sorguluyor, sendikalar sessiz, siyaset ise şaşkın. Ve hâlâ cevabı bekleyen o kritik soru ortada duruyor: Bir ülke, kendi eğitim yöneticilerine sahip çıkamadığında hangi eğitim hedeflerine ulaşabilir?
Son sözü söyleyelim ve noktayı koyalım:
Cumhur İttifakı’nı zedelediği değerlendirilen bu atama, AK Parti ve MHP açısından adeta kendi ayaklarına kurşun sıkmak anlamına geliyor. Bu yanlıştan dönülmesi, hem siyasi sorumluluk hem de ittifakın ruhu açısından bir zorunluluktur.