Ben bu iktidar döneminde basına bu kadar müdale edilmesi nedeniyle maksatlı, taraflı meslek icra eden yayın organlarını okumam ve televizyonlara bakmam.
Tv. ekranlarına tutkulu bir BJK taraftarı olmam nedeniyle sadece BJK maçlarını canlı izlemek üzere bakarım.
Orada bile hakemlerin yanlı ve kayırmacı davranışları ve uyguladıkları çifte standatları görünce de sinirlerim bozuluyor.
Geçen gün Sözcü tv.de bir 3 gazetecinin sorularına Kılıçdaroğlu'nun cevaplar verdiği/veremediği daha doğrusu vermediği bir proğramdan haberdar olunca Youtube dan arayıp bahse konu yayını buldum ve 2 saati aşkın olan videoyu üşenmedim başından sonuna kadar izledim.
Öncelikle haklarını teslim etmek gerekir ki. Gazeteci Barış Terkoğlu başta olmak üzere diğer hanım gazeteciler Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu'yu tüm içteniğimle kutluyorum dobra dobra soru soran yüreklerinden dolayı.
Çünkü yıllardır böyle programlara susamış, çanak soru soran gazeteci müsvettelerinden tiksinmiştik.
Tüm kamuoyu ve ilgili çevreler gibi bende Kılıçdaroğlu ne tür bir açıklama yapacak diye merakla izledim başından sonuna kadar.
Bozuk bir saatin günde iki defa doğru göstermesi misali bir tane doğru ve gerçek cümlesini duydum, kendini bu sözünde dolayı alkışladım.
Konuşmasının arasında güme giden bir cümle ile aslında bir iddiada bulundu. "Şu anda meclis ne yapıyor. hiç bir etkiniği ve gücü yok. iradesi olmayan kişilerin yetkisi mi olur. bakın 600 milletvekiline biz boşuna maaş ödüyoruz!" mealinde biz sözdü ve altını kalın çizgi ile çizip imza mı da atabileceğim bir sözdü.
Diğer sorulara verdiği daha doğrusu vermediği soruya sorularla cevap verdiği ve hadieseleri çarpıtıp kendine özgü öznel bir biçim ve kalıba sokarak yanıtlar gibi yapmasına hayret ettim.
Biz bu adamın 13 yıl Atatürk'ün partisinde Genel Başkanlık yaparak muhalif kesim ve kitleleri nasıl oyaladığını, düzenin ve sistemin bir proğram çerçevesinde düzene hizmet etmek üzere getirildiğini görmemizi ve kanı sahibi olmamızı sağladı.Bir Haziran sıcağında Ankara-İstanbul arası bilmem kaç kilometre Adalet Yürüyüşü yapması demek ki boşunaymış.
Oldum olası bu adam hakkında kuşkularım vardı.
Bana samimi gelmiyordu.
Söylem ve eylemlerindeki çelişki ve tatarsızlıkları görüyordum. Misal olarak 13 yıl boyunca bir kez olsun ağzına Atatatürk'ün temel ilkelerinden olan LAİKLİĞİ almaması....
Ülke Siyasetinin 40 yıllık enerjisinin gereksiz olarak boşa harcadığı, muhafazakar çevrelerin ısrarla savunduğu, karşı kesiminde karşıtlığı savıyla yıllarca ülke gündemini "Başörtülü Bacım Edebiyatı" işgal ederken, kendisi ülkede tek hukuksuzluk oymuş ve bunu kendi yapmış gibi, yüzlerce ihlal edilen temel insan hakları sorununu ve emekçi kesimin gaddar sermayeye karşı sömürülmesini görmezden geldi.Günümüz de mahkeme kürsülerinde Türk Milleti adına başörtlü hanım yargıçların karar verdiği ve 40 yıldır boşuna böyle bir tartışmanın yapıldığı kanıtlanmış olduğu halde, o gitti "Başörtülü Bacımla HELALLEŞME! " taktikleriyle bizleri oyaladı.
Hep düşünürüm, bir politikacı dürüstçe, açık açık olmuşları ve olacakları tüm samimiyeti ile niye açıklamaz ve yalan söylemeye gerek duyar?
Ülkenin geniş seçmen kitlelerini sefalet içinde kıvranan ve cehaleti ile boğuşan milyonlardan teşekkül ettiğini bildiklerinden olsa gerek diye kendi kendime cevap veririm.65 yaşından sonra bir hukuki işlem için notere giden şahıştan, noter yaptığı işin ehemniyeti ve mahiyetini bilip bilmediğini, hukuki neticelerini kavrayabildiğini ve farkında olduğunu saptamak açısında tıpbi rapor ister iken ülke kaderinde söz sahibi olan şahsiyetlere siyaset mezarlığından mutlak butlan yöntemi marifetiyle hortlayıp çıkan bir şahsiyetin daha iştirak etmiş olduğuna tanık olduk.
Yaşı ileri düzeylere erişmiş akli melekelerinin yeterliği tartışmalı kişilerin bir program, kürsü ya da miting alanlarında önlerine konulan prompter cihazına yüklenen konuşma metnini tane tane okurken bile gaf yapsalar dahi alkışlamaktan geri durmayan, dün 'ak' dediğine bu gün 'kara' dese bile hiç yadırgamadan alkışlayan ve hatta alkışlamayı ayağa kalkarak yapan 70-80 yaşındaki vekillerin bu hallerinin aslında tek gayesi, bir sonraki dönemle de listelerde seçilecek yer kapmak içim genel başkanlarının gözüne girmek olduğunu sanırım vasat zekaya sahip olan ve bir parça siyasal olaylarla ilgilenen hemen herkesin görüp gözlemlediği bir realitedir.
Hatta konuşma metnini hazırlayan şahsın yazdıkları yalan ya da yanlış olsa da...Daha önceki konuşma metninin yıllar sonra bir başka prompter okuyucusunun cihazına yüklenmesi...
Yine kamuoyunun yakından şahit olduğu ve kahkahalar ile güldüğü, konuşma metninde "Hans", "Coni" ve benzerlerinin alayının bir araya gelerek "Silkmek" fiiliğini işleyecekleri iddiasında yapılan sürçü lisan değil, eksik ve bir harfi yanlış okumasıyla oluşan trajikomik tablo...
Ülkemiz siyasal arenasındaki seviye ve niteliğe kanıttır.