Sokağa kim çıkabiliyor sayın Erdem?

Servet TÖZ

Aydın’da fide dağıtım etkinliği vardı ama asıl dağıtılan yine siyasetti. Göndermeler havada uçuştu, polemik büyüdü. Gündemin merkezinde ise AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem’in şu sözleri vardı:

“Uşak’taki ve Antalya’daki durumlar ortaya çıktıktan sonra bunlar sokağa nasıl çıkıyorlar ben merak ediyorum? Hangi yüzle?”

Siyasette sert eleştiri olur, hatta bazen gerekir. Ama insan dönüp şunu sormadan edemiyor: Peki herkes kendi kapısının önünü süpürdü mü?

Gazeteci Ümit Yeşildağ’ın cevabı bu yüzden gündem oldu:

“Siz çıkıyorsanız herkes çıkar başkanım.”

Çünkü siyasette en tehlikeli şey, hafızanın sadece rakip için çalışmasıdır.

Bugün CHP’ye yönelik rüşvet, usulsüzlük, sevgiliye maaş bağlama, belediye imkânlarını kişisel alanlarda kullanma eleştirileri elbette kamuoyunun tartışacağı ciddi meselelerdir. Eğer ortada kamu zararına yol açan bir durum varsa hesabı sorulmalıdır. Kim yaparsa yapsın… Ama aynı teraziyi kendi tarafına koymadan yapılan eleştirinin toplumda karşılığı zayıf kalır.

Özkan Yalım’ın sevgilisine belediyeden maaş bağladığı iddiası gündemde. Peki Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Özlem Çerçioğlu’nun Çakırbeyli’deki malikânesinde çalışan yaklaşık 20 kişinin maaşlarının belediye bütçesinden ödendiği konuşulmuyor mu? Yalım sevgilisine maaş bağlamış, Çerçioğlu ise evinde çalışanlara… Öyleyse aradaki fark nedir?

Uşak ve Antalya belediye başkanları yolsuzluk soruşturmaları kapsamında tutuklu yargılanırken, CHP’den AK Parti’ye geçen Özlem Çerçioğlu’nun 15 yolsuzluk soruşturmasında tutuksuz yargılanması da kamuoyunda farklı değerlendirmelere yol açıyor. Vatandaşın sorduğu soru yine aynı: Aradaki fark nedir?

MASAK raporlarına yansıyan “belediye bürokratlarına rüşvet” iddiaları o dönemde gazetelerin manşetlerini süslemedi mi? Peki, dönemin Belediye Meclis Üyesi AK Partili Mustafa Arı, ısrarlı sorularına bir yanıt alabildi mi? Elbette hayır. Hazır Özlem Çerçioğlu ile aynı çatı altında buluşmuşken; kimse dönüp “MASAK raporunun akıbeti ne oldu?” diye sormadı mı?

Bitmedi… Bir milletvekili oğlunun okula silah ve pala ile girdiği iddiasını gündeme taşıyan gazeteciler gözaltına alındı. Peki siz, Aydın’daki iktidar sahipleri… Dönüp “Nedir bu olay?” diye sordunuz mu? Gazetecileri dinlediniz mi?

Mesele tam da burada düğümleniyor. Siyaset, rakibin açığını ararken kendi yanlışlarını görmezden gelme sanatı haline gelirse toplumun güveni eriyor. Vatandaş artık slogan değil, samimiyet arıyor.

Hele ki “sokağa çıkmak” üzerinden siyaset yapılınca… Çünkü sokağa çıkmak sadece kalabalığın içine karışmak değildir. Sokağa çıkmak; vatandaşın gözünün içine bakabilmektir. Eleştiriye tahammül edebilmektir. Kendi yanlışın konuşulduğunda da aynı duyarlılığı gösterebilmektir. Aksi halde, sokağa çıksan ne olur; çıkmasan ne olur.

Tam da bu tartışmaların ortasında Aydın’ın yeni Valisi Dr. Osman Varol’un ortaya koyduğu tablo dikkat çekiyor. Göreve başladığı gün makam odasında kapanıp kalan bir profil çizmedi. Esnaf ziyaretine çıktı, vatandaşla tokalaştı, sokakta yürüdü. Ertesi gün eşi Funda Hanım ile birlikte Cumartesi Pazarı’nı gezdi. Üreticinin elini sıktı, vatandaşın derdini dinledi. Üstelik bunu gösterişle değil, doğal bir şekilde yaptı.

Bugün vatandaşın görmek istediği yönetici profili de aslında bu: ulaşılabilir olan, kibir duvarı örmeyen, halkın arasında yürüyebilen insanlar… Çünkü bu şehirde vatandaş artık sürekli birbirine laf sokan siyasetçiler görmek istemiyor.

Ekonomik sıkıntı var. Hayat pahalılığı var. Üreticinin maliyeti artıyor. Emekli geçinemiyor. Gençler gelecek kaygısı yaşıyor. Ama siyaset hâlâ “kim sokağa çıkabiliyor” tartışması yapıyor.

Oysa asıl mesele şu: Kim vatandaşın gönlüne girebiliyor?

Aydın insanı samimiyeti sever. Tepeden bakana değil, yanında durana değer verir. Ve kabul edelim… Burnu yere düşse eğilip almayacak karakterde siyasetçi görüntüsü artık toplumda karşılık üretmiyor. Çünkü vatandaş kibri değil, tevazuyu ödüllendiriyor.

Bugün siyaset kurumunun en büyük ihtiyacı da budur: Birbirine laf yetiştirmek yerine halka kulak verebilmek.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.