Sultan II. Bayezıd’ın Venedik Doçu’na Gönderdiği Mektup

Necdet BAYRAKTAROĞLU

Venedikliler Akdeniz’de hem deniz gücünü hem de deniz ticaretini ellerinde tutuyorlardı. Akdeniz’in en önemli adaları ve deniz limanları hakimiyetleri altında idi. Bu yüzden deniz iktisadi gücü çok büyüktü. Venediklilerin bu gücü Osmanlı devletini çok rahatsız ediyordu. Akdeniz’de ki Osmanlı gemilerine saldırıyor, yolcuları esir alıp öldürüyorlardı.

Sultan II. Bayezid, 31 Mayıs 1499 tarihinde büyük bir donanma ile Venedik seferine çıktı. Mora’nın güney batısında ki Sapienza adası yakınlarında 200 parçalık Venedik donanması ile karşılaştı. Osmanlı donanmasında ki reislerden Barak Reis, gemisi ile Venedik donanması arasına girip, gemide ki barutu ateşlediği anda, büyük bir barut infilakı meydana geldi. Osmanlı gemisi ile beraber birçok Venedik gemisi de havaya uçtu. Bu infilakta, 500 Türk denizci şehit oldu. Taarruza geçen Osmanlı donanması, 28 Temmuz 1499 tarihinde, Venedik donanmasını bozguna uğrattı. Daha sonra 1500 yılında Osmanlı donanması Venediklilere ait birçok kale ve limanları işgal etti. Karadan da akıncılar taarruzlarda bulundu. Büyük kayıplar veren, ticareti geniş ölçüde ihlal olan Venedikliler sulh istedi. Moron, Koron, İnebahtı, Navarin, Draş gibi ada ve limanları Osmanlı devletine teslim eden Venedikliler,  14 Aralık 1502 tarihinde anlaşmaya mecbur kaldılar.

Venediklilerle sulh anlaşması yapan II. Bayezid, doğu işleri ile meşgul olmaya başladı. Ancak Venedikliler sözlerinde durmayarak Osmanlı gemilerine saldırıyor, mallarını yağma ediyor, askerleri de başka ülkelere satıyorlardı. Padişah’a en son gelen haberde iki yeniçeri askerini ele geçiren Venedikliler, birini satmış, diğerine de işkence yaptıktan sonra hapse atmışlardı. Ayrıca Venedik Doç’u, sarayına Osmanlılar aleyhine resim yaptırıp asmıştı.

Bu duruma öfkelenen Padişah II. Bayezid, Venedik Doç’una bir mektup yazarak ihtarda bulundu. Venedik Doç’una mektubunda şunları söyledi:

“Ben ki, yedi iklim ve diğer bütün toprakların ve de küre-i arzın Sultanıyım. Haber aldım ki, iki askerimi esir alıp satmış ve işkence etmişsin. Bu name-i hümayunumu sana getiren Turhanoğlu Ömer Bey’in yanında ki kulum Ali’ye, vakit geçirmeden sattığın askerimi nerede ise bulup teslim edesin.  İşkence edilene ise 1500 gümüş akçe tazminat ödeyip kendisine veresin. Ve de sarayında bizim aleyhimizde ki ol tasviri yerinden söküp yakasın ve küllerini bana verilmek üzere kendisine hemen teslim edesin.

Yoksa bilesin ki, sonu senin için nice ve nasıl azaplarla dolu olacağını tahmin edemeyeceğin bir sefer açarım ki sefil ü rezil olursun”(1)

1-Belgelerle Osmanlı Tarihi-Ömer Faruk Yılmaz-Osmanlı Yay.1999-Cilt.1-S.493

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.