Sus Dedim! Konuşma!

Ali AKSÜT

Aydın’da bir kahvede bir Pazar günü sabah oturuyorum. Çay içiyorum, gazetelere bakıyorum. Bu ara televizyonda, zannediyorsam vatan TV’de, vur patlasın çal oynasın misali oyun havaları çalıyor, hem de oynuyorlar. Kahvedeki bir vatandaşımız ‘ya sabah sabah televizyonda kadın ne neşeli oynuyor, ne güzel oynuyor. Neredeyse insanın kalkıp oynayası geliyor’ dedi.

Bir başka vatandaş da her gün televizyonlarda ‘Tayyip’in yalanlarını dinlemekten bıktım, usandım. Anasını sattığımın her gün yalan söylüyorlar. Haber, haber! Allah belalarınızı versin, morallerimiz çok bozuk, moral sıfır. Memleketi ne hale getirdiler’ dedi.

Aydın yerel şivesiyle ‘’haber ganalı açmeyom gari! Vatan Tv’nin müzük, oyun havalarını dinleyelim de morallerimiz yerine gelsin görüyon demi gari ne güze oyneyo. Köçek havası, gaşık havası va, göbek havası  va, yok yok anasına sattığımın sabah sabah içimiz açılsın biyo gari. Oyna gızım oyna gari. Biraz yandan gıvır, biraz soldan oyna gızım oyna gari.’’

İçinde yaşadığımız toplumun maalesef acı gerçeği bu. Hedefleri, ufukları, hayalleri, idealleri büyük olmayanlarla, büyük düşünmeyenler; günlük basit çıkar hesapları, küçük ayak oyunları içinde cebelleşip küçülür, tarihin karanlık çöplüğünde kaybolup giderler. İddiası olmayan gündelikçi zihniyetle vizyon, ufuk, hedef koyamayanların örnekleriyle doludur, tarihin çöplüğü.

Efeler, efeler! Yiğit efeler! Kuvayı-ı Milliye ruhu taşıyan efeler! Önümüzde karar vermek için iki seçeneğimiz var. En kısa zamanda kararınızı verip, tercihinizi yapmalısınız. Yarın çok geç olabilir, tren kalkmış olabilir.

Birinci tercihiniz; günlük, basit, çıkar hesapları, ayak oyunları, mahalle karış dedikoduları içinde her gün şov yapan, tiyatrolarını oynayan algı operasyonlarıyla hormonlu, şişirilmiş yerel sektörlerin icra ettikleri oyunların alkışçısı tef çalıcısı mı olacaksınız? Veya her gün sokak aralarında, meyhane köşelerinde bazı mahfillerde şu şunu demiş, bu bunu demiş, o şunu yapmış, bu bunu yapmış çerezleriyle, meseleleriyle avunup duracaksınız kızdıklarımıza kocaman bir küfür savuracak, hoşumuza gidenlere de keyifle helal olsun çok güzel demiş, ağzının payını vermiş diyerek zevkten dört köşe ağzımızın suyunu akıtacağız.

Aydın’ın yiğit efelerine sesleniyorum! Toplumsal değerlerin her gün acı çöküşünü yaşadığımız, kimsenin kimseye güveni kalmadığı şu günlerde aile müessesesinin çatırdadığı şu günlerde, cinsel istismar, kadına şiddetin dip yaptığı, telefon dolandırıcılarının ayyuka çıktığı şu günlerde; kişisel iktidar, hırs ve menfaatlerin, kaymaklı saltanatları için şakşakçılık yapacaksa, koyuver yakasına gitsin. ‘Bizim efe hattan çıkmış. Bizim efe yediği dayaklardan, tokatlardan akıllanmamış. Bizim efe acaba kafayı mı sıyırdı’ diyorlar. Efenin başına bir gelecek bir şey var diyorlar. Efe kendi elleriyle kendi ayağına kurşun sıkıyor. Ne diyelim. Bizim bildiğimiz efe, özü ve ruhuyla tarihi misyonuyla asla böyle bir tabloya hak etmiyor. Bizim efe bu değil.

Evet, buradan bu satırlardan haykırıyorum. Şahsi çıkarları uğruna Efe’yi hadım eden böl, parçala, yut taktiği ile Efe’nin ruhunu, milli direncini kırıp yozlaştıran menfaat çetelerine lanet olsun! Yazık çok yazık yediniz, bitirdiniz. Pırıl pırıl, mert, tertemiz, kabiliyetli insan kaynaklarımızı bitirdiniz. Bu hainliği yıllarca bağrımızda beslediğimiz FETÖ çetesi yaptı. Yetişmiş insan kaynaklarını çaldı. Devletin makamlarını, Türkiye'nin geleceğini çaldı ve ülkemiz 15 Temmuz gecesi felaketini yaşadı. 

Beyler, ya siz neler yaptınız? 14 yıllık AK Parti iktidarına rağmen Aydın, Türkiye pastasından hekettiği payı aldı mı?  Yanı başımızdaki Denizli, Balıkesir, Konya, Kayseri, Eskişehir, Gaziantep, Bursa, Sakarya…  daha fazla örnekleri çoğaltmak istemiyorum. Alt yapı üst yapı ulaşım, şehircilik uygulamalarını mukayese edelim. Bütçelerini yatırımlarımıza oranlayarak mukayese edersek, yukarıda adlarını saydığımız şehirler Aydın’a on basar. Gerçek bu. Rakamlar ve yatırımlar ortada. Ama bu durumu; ‘Aydın’da yerel yönetimden, büyükşehir belediyesi bizde değil’ diyecekler. ‘Ondan Aydın’a yeteri kadar yatırım, hizmet gelmiyor’ ucuz taşra kurnazlığı bahanesine sığınacaklar. Hiçte hak edilmeyen bu tabloya sebep olanlara ne demeli?

Nerede siyaset kurumu, nerede siyasetçiler? Hani demokrasi, hani milli irade? Seçim denilince, sandık denilince A, B, C parti fark etmiyor. Vatandaş kütür kütür oy veriyor size. Devleti ve milleti için demokrasi için vatandaşlık görevi yapıyor, seçim geçtikten sonra halka soran danışan karışan yok. Halk sadece seçimlerde partilerin oy deposu siyasi parti kongrelerinde bir sürü il, ilçe, kadın, gençlik vb. kurullar seçiliyor. Soruyorum gerçekten bu kurullarda, bu yönetimlerde demokrasi var mı? Demokrasi işliyor mu? Kararlar halkın gündemiyle ilgili kamuoyunun ortak vicdanıyla mı alınıyor? Yoksa gücü elinde tutan üç- beş kişinin, a veya b siyasi sektörün hesaplarına göre mi kararlar alınıp uygulanıyor. Yoksa halk, teşkilatlar, kadın ve gençlik kolları pek bu işleri yeteri kadar anlamaz. Biz toplumun, bütün kadınların, bütün gençlerin, bütün teşkilatların bilgi, kabiliyet, hünerlerini üzerinde toplanmış, çok büyük yeteneklerle donatılmış üç- beş kişi ile bu işleri yürütüyoruz. Çok fazla herkesi konuşturup yetkili kurullar havasına sokmaya gerek yok. Fazla demokrasi bize zarar verir. Biz o zaman kendi atımızı koşturamayız.. ‘Sen sadece bize biat et gerisine karışma biz ne dersek ne yaparsak demokrasi o’ mu diyorlardı.

İşte kâğıt üzerindeki demokrasiyi temsil ettiğini düşündüğümüz seçilmiş teşkilatların durumu, hali bu! Sempati duyduğu siyasi zihniyete bağlı olduğunu ve davasını hizmet edeceği iddiasında bulunan sivil toplum örgütleri; tabelalarında insan zihnine ve kalbine hitap ettiğini düşündüğüm ve inanmak istediğim ENSAR, İLİM YAYMA CEMİYETİ vb. sivil kuruluşlar… ne yazık ki toplumun, halkın yereldeki gerçek dert ve sorunlarından uzak makasın her gün daha çok açıldığı bir tabloda, bizden, çok büyük işler yapmış kişiler edasıyla sen ben bizim oğlan kendimiz çalıp kendimiz söylemeye devam ediyoruz. Buradaki amacımız kişilerle değil, kurum kuruluşlar değil, mevcut işleyen, bozuk düzenin, aksaklıklarını, yanlışlarını kamuoyuyla paylaşmaktır.

Efem, kusuruma bakma. Seni üzüyorum. Samimiyetine binaen yüreğinin sesini, dertlerimizi paylaşmak, seninle dertleşmek istedim. Seni üzdüysem, beni affet hakkını helal et, efem!

İkinci tercih ve kararımız; küçük hesaplardan arındırılmış , onun bunun oyuncağı olmaktan çıkmış, ufku olan vizyonu olan büyük hedefleri , projeleri olsun büyük düşünen efe. Yeni fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür olan Efe. Haksızlıklar ve fırıldak çevirenlerin karşısında dik durmasını, mücadele etmesini bilen Efe.

İşte Yörük Ali’lere, Demirci Mehmet Efelere, Sökeli Cafer Efelere, Çete Ayşe’lere vefamızı büyük düşünerek; toprağından küllerinden yeniden doğarak ecdatlarımıza olan hizmet borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz.

Yufka yüreklilerle bu çetin yollar aşılmaz. Bu yol çok kutludur. Gider büyük menderes ovasına, bu yol çok kutludur, gider Aydın’ın bütün dağlarına yaylalarına..  Gider Karıncalı dağına , gider Karadağ’a, gider Beşparmak dağlarına, gider Karapınar’a, Ömür yaylasına.. gider Tunalı yaylasına, karlık tepesine, gider Karacasu yaylasına , Ovacık yaylasına.. bu yol çok kutludur gider Akdoruk’a…

Dağlar, tepeler ne kadar çok, ne kadar yüksek olursa olsun bu yol mutlaka oralara varacak, dağları, tepeleri mutlaka aşacaktır. Çünkü bu yol çok kutludur. Neden mi? Menderes ovası değerlidir ve bir tanedir. Yağı, balı olan bağrından bereket fışkıran dünyada başka bir ova yok...

Vakit karar vakti, zamanı geldi. Birbirine inananlar gelsin bizimle. Birbirine güvenenler gelsin bizimle. Sırt sırta verenler, cesur insanlar gelsin bizimle. Büyük menderes havzasının büyük potansiyeline inanan gönül adamlarına , ilim ve düşünce insanlarına iş adamlarına, kültür ve sanatımızın mimarı aşk adamlarına selam olsun!

Büyük menderes havzasına alın teri ve akıl teri dökecek, projeleriyle katma değer yaratacak her güzel insana selam olsun. Bizim efelerimiz başımızın tacı olsun.

Herkesin büyük menderes havzası için yapabileceği bir şeyler vardır. Hoşçakalın, sağlıcakla kalın.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.