Ulrich Wegener ve Korkut Eken

Metin AKOĞLU

Eğitimiyle, kültürüyle, kalkınması ile Avrupa’nın lider ülkesi Batı Almanya idi. Halen de öyledir.1972 Yaz Olimpiyatları Münih şehrinde düzenlenmişti. Olimpiyat oyunları Kara Eylül Örgütüne bağlı Filistinli Gerillalar tarafından sabote edilmiş, 11 İsrailli sporcu ile bir Alman polis öldürülür.

İkinci dünya savaşından sonra Batı Almanya’da meydana gelen en büyük terör saldırısı olarak tarihe geçmişti.

Yasını tutanlar tuttu.

Alman devleti bu utançla ne kadar yaşayabilirdi?

İnsanlar da, polisler de, askerler de, yöneticiler de, siyasetçiler de, devletler de olaylardan sonuç çıkarmak zorundadırlar. Olayların arkasından giderek değil, önleyici tedbirler alarak olayların önüne geçmek esas olmalıdır mantığından hareketle, F.Alman Anti/Terör birliklerinin ilk oluşumu, Münih Olimpiyat Katliamıyla başlamış ve bu birimin başına Ulrich Wegener getirilmiştir.

Tarih 13 Ekim 1977,  Palma Da Mollarca- Frankfurt seferini yapan Lufthansa hava yollarının uçağı,  Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üyesi 4 kişi tarafından Somali/ Mogadişu havaalanına kaçırılmıştı.

Uçağı kaçıranların amacı, tutuklu bulunan Baader-Meinhof (Kızıl Ordu Grubu- RAF) liderlerinin Alman, Mısır B.Elçiliği baskınına katılan Filistinli gerillaların da Ankara hapishanelerinden serbest bırakılmasının sağlanmasıyla birlikte, 15 milyon dolar para talebiydi.

Batı Alman Federal yüksek mahkemesinin başında olan Hans-Jürgen Wischnewski koordinatörlüğünde bir operasyon planı hazırlanır. Operasyonun teknik bölümünü, Batı Almanya GSG 9 biriminin komutanı Albay Ulrich Wegener yönetecektir. 18 Ekim gecesi, Alman federal polisinin elit timi olan GSG 9 güçlerinin sekiz dakika süren operasyonu ile 4 terörist etkisiz hale getirilir, 90 yolcu da kurtarılır.  

Wegener, Wischnewski’ye ve Bonn'daki kriz ekibine telefonla operasyonun başarıyla tamamlandığını bildirir. Bunun filmini defalarca izledik ve hala da izliyoruz.

2017’de 88 yaşında vefat eden Wegener, ölene kadar Alman Devletine hizmet etmiş,  S.Arabistan’a da Kontr/Terörizm konularında danışmanlık yapmıştır.

O insanı tanıyan, o insan ile çalışmış, çok kıymetli arkadaşlara sahibiz. Aktardıkları ve aktaracakları bilgilerden dolayı Allah onlara can sağlığı versin.

Ülkemize dönersek;

60’lı yıllarda, yol kesen, haraç alan, şaki olarak ortaya çıkan Hekimo ve Koçerolarımız vardı.  Onun dışında küçük çaplı asayiş, arazi ihtilafı ve orman suçu dışında olayımız yoktu. Necdet Elmas isimli banka soyan bir de gangsterimiz vardı.

1968’de Fransa’da başlayan öğrenci hareketlerinin rüzgârları biz de esmeye başladı. 70’li yıllara geldiğimizde Molotof kokteyli ile tanıştık, arkasından sağ-sol çatışmaları derken ülkemize yönelik Lokal terör saldırıları servis edilmeye başlandı bile. 34 diplomatımız 1984’e kadar Ermeni terör örgütü Asala tarafından katledilmişti.  Fransa-Belçika-Yunanistan destekli DHKP-C ve türevleri sol örgütler ile PKK gibi bölücü örgütler misyonlarını halen sürdürüyorlar. Hepsi iç içeler. Hepsi de birbirinin taşeronu. 

1980 sonbaharında, Münih-İst-Ank seferini yapan THY uçağı Diyarbakır’a kaçırılır.  Rahmetli Kenan Evren hem Cumhurbaşkanı, hem de Genel Kurmay Başkanıydı.  Karar mekanizmasında olanlar, uçağa müdahale kararını alırlar. Görev Binbaşı Korkut Eken’e verilmiştir.

Liderlik, sevk irade yeteneği ve operasyon mantığı gelişmiş, beraber çalıştığı arkadaşlarının sevgisini ve güveni kazanmış, disiplinli bir komutanın neye ihtiyacı vardır?

Ne yaptığını bilen, ne yapacağını bilen, ekip çalışmasına yatkın, sorumluluk sahibi ve motive olmuş görev adamlarına;  orada çalışanların hepsi o karattadır.  

Operasyonu başarılı bir şekilde tamamlanıp uçak kurtarılmıştır.

Dünyada başarılı üç operasyon sayın deseler; Entebbe, Mogadişu, Diyarbakır yazılır.

Açın internet sayfanızı. Yeniden irtibat kurmaya çalıştığımız Mısır devletinin uçak operasyonunu inceleyin. Ortada uçak kalmamıştı.

Ankara’nın kalbi Esenboğa Havalimanı, Ağustos 1982 de Asala tarafından silahlı ve bombalı saldırıya uğramış, 7 vatandaşımız hayatını kaybetti ve 70 kişi de yaralanmıştı.

Diyarbakır’a kaçırılan uçak olayı ve Esenboğa baskını, Türkiye Cumhuriyetini derinden sarsmıştı. Almanya’nın miladı Münih katliamı, bizim de miladımız bu iki olay olmuştu. 12 Eylül Askeri ara dönemi yaşanıyor.  Batı, hangi güvenlik tedbirlerini alarak baş etmişse, bizim yöneticilerimiz de o yolu tercih ettiler. Muhtelif ülkelerde kurslara iştirak ettirilen devlet görevlileri,  takip ettikleri programları sentez yaparak, teke indirmeyi başardılar. 

Emniyet Genel Müdürlüğü, gelecekteki Polis Özel Harekât Dairesini kurma yönünde ilk somut adımını atar ve Tuzla Piyade Okulunda, polislerimizin eğitimine yönelik İlk kurs da açılır. “Efsane” Yarbay Korkut Eken Komutasındaki öğretmen grubu,  24 saatte 25 saat çalışarak kursu kazasız ve başarılı bir şekilde tamamlamıştır.

İlk kursun Kapanışına, 1.Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Org. Haydar Saltık, İstanbul Emniyetinin Efsane Müdürü (Bay Puro) Şükrü Balcı, Tuzla P.Ok. K. Tümg. Hakkı Kaya (Matkap Hakkı),Emn. Gnl. Md. Yrd. Ümit Erdal, Asayiş D.Bşk. Ahmet Karol gibi isimler katılmıştır.

Üst düzey yöneticilerin kursa dair konuşmaların ardından, Kurs Komutanı Yarbay Korkut Eken ile Kurs kıdemlisinin yapmış olduğu duygu yüklü konuşmalar, kursun da önüne geçmesine neden olmuştur.

Bir de İst.Em. Md. Şükrü Balcı’nın purosu!

İlk kurs, öğretmen ve kursiyerler için önemli olduğu kadar, kurumlarımız için de büyük önem taşıyordu. Aşı tutmuştu. Her şeyden önemlisi, Asker ve Polisin işbirliği içinde çalışabildikleri, çalışabilecekleri ortaya çıkarılmıştır.

Yarbay Korkut Eken’in ikili ilişkilerdeki başarısı, kurumlar arası köklü ve kalıcı işbirliklerini de beraberinde getirmiştir.

1.2.3. derken kurslar, İstanbul’dan Gölbaşı’nda bulunan Polis Akademisine alınır.

Tartışmasız çok doğru bir karardır.

Devletler, karşı karşıya kaldıkları tehditler ve saldırılar karşısında, mevcut güvenlik planlarını revize ederler ve iyileştirme yönünde adımlar atarlar.

 F-35 alırken,  S-400 bile alınabiliyormuş.

Yeni sistemler alırlar, kurarlar, yeni birimler oluştururlar, yeni projeler ışığında personel ve eğitim programlarını hayata geçirirler.

Her ülkenin tehdit değerlendirmesi aynı değildir. Yaşadığı coğrafya bunu belirler dersek abartmış olmayız.

Coğrafya kaderse eğer, biz Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri kadar şanslı değiliz. Çünkü netameli bir coğrafyada, İŞİD, DEAŞ, AL-KAİDE gibi küresel terör örgütlerinin ilgi alanı içerisinde bulunuyoruz ve defalarca saldırıya maruz kaldığımızı da biliyoruz. Yeniden, ne zaman, nerede, nasıl, ne yapacaklarını,  İdlip’in akıbeti ile vahşi batının kovboyları belirleyecektir.

Wegener, ülkesinde milli bir kahraman olarak görülüp pamuklar içinde saklanırken (kaldı ki sonraki yıllarda Almanya’da teröre dair önemli olaylar olmamıştır), bizim “efsanemizKorkut Eken ile ilgili olarak, Sayın İçişleri Bakanımız televizyon canlı yayınında “Bu tiplerden hoşlanmıyorum” demiştir.

Sayın Bakanım, “TİP” dediğiniz mümtaz şahsiyet, iki madalya sahibidir. 24 yıl Türk silahlı Kuvvetlerinde görev yaptıktan sonra, 10 yıl da kesintisiz olarak EGM’e danışmanlık yapmıştır.

Bunu hamaset olarak söylemiyorum. Özel Harekât Daire Başkanlığının koridorlarındaki duvarlar, Güney Doğu’da şehit düşen Özel Harekâtçı Polislerimizin kanlı resimleriyle süslüdür. O yetmezmiş gibi 15 Temmuz kalkışmasında uçaklarla bombaladılar o kutsal mabedi. Yetmedi ve sabaha kadar da tosunlarla çatışmak zorunda bırakıldılar.

Gölbaşı’ndaki eğitim tesislerinde bulunan 40 yollu poligon, üç katlı betonarme bina,  engel parkuru da dâhil olmak üzere, eğitime dair ne varsa, Yarbay Korkut Eken’in projesidir.  Projenin müellifi kendisi, mimarı da Rahmetli (Sir)Salih Ozan’dır.

Sayın Bakanım, Gölbaşı Eğt. Tesislerine gittiğinizde, poligonda iki el sıkıp, burada emeği geçenlere, bir teşekkürlü selam gönderirseniz, biz onu alırız. O tesislerin, çok daha yoğun kullanılacağı günlere gidiyoruz. Kürtlerin güneşi, Fırat’ın doğusundan doğduğu gün, Gölbaşı daha çok çalıştırılmak istenecektir. Bu, iktidarınızın mücadele yöntemiyle doğru orantılı olacaktır. Mücadele tarafındaysanız eğer içi dolu olmalıdır. Birikimli insanları küstürmemek , “GOOGLE’”da olmayan, terör ve terörizmle mücadele yöntemleri birikimine sahip, emekli olmuş olan her rütbeden asker-polislerimizi göreve davet edecekmiş gibi hazırlık içinde olabilmeliyiz.

26 Mart 2016’da AB ve NATO’nun Başkenti Belçika/Bürüksel Zaventem Havalimanına yapılan terör saldırısında 14 kişi hayatını kaybetmişti.  ZAVENTEM Havalimanı güvenliğinden sorumlu müdür,”biz, İSTANBUL/ATATÜRK havalimanındaki güvenlik modelini istiyoruz” demişti.

O müdür, o sözleri neden söylemiş olabilir diyen bir Allah’ın adamı çıkmadı bu ülkede!

Sizce de hayret değil mi?

Acaba o model oluşturulurken kim, kimler, hangi “BU TİPLER” ne kadar emek vermişler bakmak lazım.

Kızılay/Güvenpark’ın karşısında Emekli Sandığı binası vardır. Binanın dolmuş duraklarına bakan yüzünde, devletine hizmet etmiş memurları için “mazide muktedirken …”ile başlayan Büyük Atatürk’ün sözleri yer alır.

Devleti yönetenler, muktedirken de emekliyken de devletine çalışanların “tip”ine bakmazlar. Bakmamalıdırlar. Beraber çalıştıkları insanların çalışkanlıklarına, verimliliklerine, yüreklerine, fedakârlıklarına,  bir de müktesebatına bakarlar.

Devlet böyle bir şeydir!

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.