Meteoroloji günler öncesinden uyardı.
Valilik ve AFAD sarı kod alarmı verdi.
Herkes biliyordu: Yağmur geliyor.
Ama görünen o ki, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ya duymadı ya da duymak istemedi.
Sonuç ortada: Aydın sele teslim oldu.
Kuşadası, Söke… Cadde ve sokaklar göle döndü. Rögarlar taştı, yollar kapandı, araçlar sular altında kaldı, vatandaş mahsur kaldı. Hayat adeta durdu.
Bu bir “doğal afet” mi?
Hayır. Bu, öngörülebilir ve önlenebilir bir krizdir.
Çünkü yağmur sürpriz değildi.
Uyarılar ortadaydı. Risk belliydi.
Ama sahada yeterli hazırlık yoktu.
Bugün yaşananlar, Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanındaki altyapı yetersizliğini bir kez daha acı şekilde ortaya koydu. Taşan rögarlar, dereye dönen yollar, suya gömülen araçlar… Bunlar kader değil, ihmalin fotoğrafıdır.
Ve işin en çarpıcı tarafı şu:
Şehrin dört bir yanında “altyapı yatırımları” afişleri asılı. Billboardlarda büyük vaatler, büyük söylemler… Ama yağmur yağınca, o afişler de sel sularında boğuluyor.
Vatandaşın sorduğu soru çok net:
“Eğer altyapı yatırımı yapıldıysa, Aydın neden sele teslim oldu?”
“Eğer sele teslim olduysak, bunun sorumlusu kim?”
Bu sorunun cevabı da net olmak zorunda.
Bugün Aydın’da yaşananlar, yağmurun değil; ihmalin, plansızlığın ve sorumluluktan kaçışın felakete dönüştüğünü gösteriyor. Uyarılar varken önlem almamak, krizi seyretmek, sonra da “doğal afet” demek, kimseyi ikna etmiyor.
Kuşadası’nda sel sularına gömülen minibüsü hatırlayalım.
İçinde insanlar vardı. Can pazarı yaşandı.
Bugün şans vardı, can kaybı olmadı.
Ya yarın?
Bu şehir her yağmurda dua ederek ayakta kalmak zorunda değil.
Bu kent kaderine terk edilemez.
Aydın halkı artık afiş görmek istemiyor.
Reklam değil, icraat istiyor.
Slogan değil, sorumluluk istiyor.
Mazeret değil, hesap veren bir yönetim istiyor.
Çünkü Aydın sele değil…
İhmale teslim ediliyor.
Ve bu ihmalin de bir siyasi, idari ve vicdani sorumluluğu vardır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başbakanken ne demişti?
“Bu ülkenin başbakanı olarak açıkça ifade ediyorum ki, Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır.”
Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile devletin en tepesindeki yöneticinin mesuliyetindeyken…
Aydın’da altyapı eksikliği nedeniyle sel sularında ölümle burun buruna gelen vatandaşın mesuliyeti kimin?
Cevap çok açık:
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun.
Görev yaptığı 12 yıl boyunca kentin altyapısını ıskalayan, milyarlarca liralık bütçeye rağmen Aydın’ı her yağmurda sele teslim eden bir yönetimin, bugün çıkıp da sorumluluk almadan sessizliğe gömülmesi kabul edilemez.
Özür dilemesi gerekirken susuyor.
Açıklama yapması gerekirken yok.
Vatandaşın gözünün içine bakması gerekirken, üç maymunu oynuyor.
Görmedi.
Duymadı.
Söylemedi.
Gazetelerde ölümle burun buruna gelen 20 vatandaşın görüntüleri yayınlandı. O minibüs manzaraları, Aydın’ın utanç tablosudur. Ne var ki, bu tablo karşısında dahi utanılmadığını görüyoruz. Geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’na açtırılan, bugün ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açtırılarak siyasi vitrine dönüştürülen Aydın Tekstil Parkı örneğinde olduğu gibi… Algı var, reklam var, tören var.
Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Partililere ağza alınmayacak bir üslupta küfreden Polat Bora Mersin’in, AK Partili belediye başkanı tarafından ısrarla vekil olarak atanması; AK Partililerin de bu ahlaksız durumu kabullenmesi, ayrı bir utanç vesikasıdır.
Evet...
Algı var, reklam var, tören var, utanç vesikası var ama altyapı yok.
Önlem yok.
Sorumluluk yok.
Bu zihniyet utanır mı?
Utanmaz.
Ama Aydın halkı unutmaz.
Her yağmurda yaşanan bu rezaletin hesabı bir gün mutlaka sorulur.
Çünkü bu şehir yağmurdan değil…
Yönetim zaafından boğuluyor.
Ve artık Aydın’da mesele sadece altyapı değil.
Mesele yönetim ahlakıdır.