Dünya genelinde su kaynaklarının kritik seviyelere gerilediğini belirten Kızılkaya, yeryüzünün yüzde 70’inin sularla kaplı olmasına rağmen bunun yalnızca yüzde 2,5’inin tatlı su olduğunu, erişilebilir içme suyunun ise yüzde 1’in altında kaldığını ifade etti. Ayrıca dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin sağlıklı suya erişemediğini söyledi.
Türkiye’nin sanıldığı gibi su zengini bir ülke olmadığını belirten Kızılkaya, “Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir tatlı su miktarı yaklaşık 1300 metreküp. Bu rakam 1000 metreküpün altına düştüğünde ‘su fakiri’ ülke konumuna geleceğiz” dedi. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 80’inin tarımda kullanıldığına dikkat çeken Kızılkaya, sulama verimliliğinin artırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
“MAVİ KAMPÜS” İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇÖZÜM
Ege Üniversitesi bünyesinde yürütülen “Mavi Kampüs” projesi hakkında da bilgi veren Kızılkaya, yağmur suyu hasadı, sensörlü musluklar, su kaçaklarının önlenmesi ve gri su sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi uygulamaların kampüs genelinde hayata geçirildiğini belirtti. Peyzaj düzenlemelerinde ise az su tüketen bitkilerin tercih edildiğini ifade etti.
GİZLİ SU TÜKETİMİNE DİKKAT
Su tüketiminin yalnızca günlük kullanım ile sınırlı olmadığını vurgulayan Kızılkaya, dijital faaliyetlerin ve tekstil üretiminin de ciddi su tüketimine yol açtığını söyledi. Yapay zekâ kullanımı ve dijital içeriklerin dahi dolaylı su tüketimi oluşturduğunu belirten Kızılkaya, “yeşil yazılım” yaklaşımının önemine dikkat çekti.
Bir fincan kahvenin üretim sürecinde yaklaşık 140 litre su harcandığını hatırlatan Kızılkaya, bireysel farkındalığın suyun korunmasındaki en önemli adım olduğunu belirterek, “Suyun bir lüks olduğunun bilincine varmalı ve tüketimimizi ihtiyacımızla sınırlamalıyız” dedi.