Bir valinin gerçek sınavı sadece makam odasında verdiği talimatlarla değil, halkın arasında kurduğu temasla anlaşılır. Çünkü devlet dediğimiz yapı, vatandaşın hayatına dokunabildiği ölçüde anlam kazanır.
Aydın Valisi Dr. Osman Varol’un göreve başladığı ilk günlerde verdiği mesajlar ve ortaya koyduğu yaklaşım bu açıdan dikkat çekiyor. Göreve başlarken “ortak akıl”, “şeffaf yönetim” ve “istişare kültürü” vurgusu yapan Varol’un, bu sözleri sadece kürsüde bırakmayıp sahaya da taşıdığı görülüyor.
Şehitlik ziyaretleriyle başlayan programların ardından vatandaşla iç içe olması, esnafla sohbet etmesi ve özellikle Cumartesi Pazarı ziyaretinde ortaya çıkan samimi görüntüler aslında önemli bir yönetim anlayışını gösteriyor.
Çünkü pazarlar sadece alışveriş yapılan yerler değildir.
Bir şehrin nabzı orada atar.
Emek vardır, alın teri vardır, geçim derdi vardır. Üreticinin umudu, emeklinin hesabı, vatandaşın ekonomiye dair gerçek hissiyatı pazarlarda daha net görülür. Bu nedenle bir yöneticinin sahaya inmesi, vatandaşın gözünün içine bakarak sorun dinlemesi çok kıymetlidir.
Vali Dr. Osman Varol ve eşi Funda Varol’un Cumartesi Pazarı’nda üretici ve vatandaşlarla buluşması bu açıdan anlamlıydı. Tezgâhları tek tek gezmeleri, alışveriş yapmaları, yerel üreticilerin taleplerini dinlemeleri ve samimi sohbetler gerçekleştirmeleri, halkın gönlünde karşılık bulan sıcak bir yaklaşım olarak öne çıktı.
Özellikle Vali Varol’un yerel üretim ve kırsal kalkınma vurgusu dikkat çekiciydi. “Üreten herkesin yanındayız” mesajı, sadece ekonomik değil sosyal bir anlam da taşıyor. Çünkü üretim, bir toplumun ayakta kalmasının temelidir. Toprağına sahip çıkan, emeğini koruyan toplumlar güçlü olur.
Bugün Aydın gibi tarım potansiyeli yüksek bir şehir için üreticinin desteklenmesi sadece ekonomik mesele değildir; aynı zamanda sosyal huzurun da temelidir.
İşte tam da burada o meşhur söz yeniden anlam kazanıyor:
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Şeyh Edebali’nin asırlar öncesinden gelen bu öğüdü, bugün hâlâ devlet yönetiminin en önemli pusulası olmaya devam ediyor. Çünkü vatandaş huzurluysa devlet güçlüdür. İnsan kendini değerli hissediyorsa aidiyet duygusu büyür.
Ancak artık sadece “yaşatmak” da yetmiyor.
İnsanın umutlarını büyütmek gerekiyor.
Üreticinin emeğini büyütmek gerekiyor.
Gençlerin geleceğe olan inancını büyütmek gerekiyor.
Belki de bu yüzden bugün şu cümle daha anlamlı hale geliyor:
“İnsanı büyüt ki devlet büyüsün.”
Vali Osman Varol’un göreve başladığı ilk günlerden itibaren ortaya koyduğu tablo, vatandaş odaklı bir yönetim anlayışının işaretlerini veriyor. Çiçek yerine öğrencilere burs bağışı çağrısı yapması, şehitlik ziyaretleri, esnaf ve vatandaş buluşmaları, pazarda üreticinin elini sıkması… Bunların hepsi küçük gibi görünen ama toplumun hafızasında yer eden davranışlardır.
Devlet bazen bir makam odasında değil;
Bir pazarda üreticinin halini soran samimi bir cümlede hissedilir.
Aydın’ın beklentisi de tam olarak budur:
Vatandaşına yukarıdan bakmayan, yanında duran bir yönetim anlayışı.
Bu nedenle Vali Dr. Osman Varol’a “hoş geldiniz” derken, Aydın’ın üretimine, emeğine ve insanına değer veren bu yaklaşımın şehre olumlu katkılar sunmasını temenni ediyoruz.
Çünkü güçlü devletin yolu, mutlu ve değer gören insandan geçer.
Sevgiyle kalın...