Bir enzimin bedeli kaç bukağı ya Rabb’i
Saldığın andan beri tek vebal bize gibi
Sütle bir birer birer
Dolarsın boynumuza çift gözlü sim heybeler
Biz bihaber heybenin diken pıtrak ısırgan kaktüs kangal yükünden
Karnımız burnumuzda can demleriz kökünden
Islık çığlık arası alınca karnımızı kutla kucağımıza
Sanırız kendimizi han üstü hanımağa
Sunarız canımızı akça aş sağa sağa
Ah be görklü Yaradan prolaktin denilen
Sormalıksız yenilen bir enzim mi bizleri bebemize bel eden
Kalkan zırh hem miğferiz her ne ki hedef alan orak mızrak kılıç gürz
Tararız yeri göğü var mı geride kalan
Var mı uğru üstüne bizce pusatsız dalan
ölmesine ölüme var mı acep sahiden
ölümü göze alıp bizim gibi serini
sorgusuz yere çalan
İlk dişi mememizi delince göneniriz
Kırk suyunu kırk güle döker taht dileniriz
“Otursun”a post olur
“Tay dursun”a taş duvar
“Yürüsün”e ilk adım
Şaşar düşerse eğer eririz gıdım gıdım
Ergenliği gençliği ah o bitmez okullar
Seç babam seç ha bire
hangi okul hangi kurs hangi öğretmen acep hepsinden daha iyi
hangisi düz
Kim uzman
Kim ola başöğretmen
Bitmezde eğitimi
Sırada gökçe makam tez elden ev araba dengi dengine bir eş
Tüm bunların güdümü anaysan her dem beleş
"Ben çektim o çekmesin,
Ben yemedim o yesin, ben bakayım o görsün" İstersin ki Yaradan krallara denk gelen yavruna kader örsün
Yastığına düşende güneşin ilk teleği sen hâlâ dua dua evir çevir feleği
Dönüyorsundur kesin korusun kollasına "Yavrum" adlı meleği
İstifası olmayan bir meslek ki analık
Bir enzimin yüzünden toy düğünken babalık her dişiye verilen sefa cefa arası gül diken bir yamalık