Yemek yapmaya yeni başlayanlar için tarif okuma rehberi: Tencereyi ocağa koymadan önce

Yemek yapmaya yeni başlayan birinin yaşadığı ilk hayal kırıklığı genellikle tarifin ortasında ortaya çıkar. Soğan tavada kavrulurken “önceden haşlanmış nohut” ifadesi görülür, tereyağı eritilmişken kullanılacak kalıbın hazırlanmadığı fark edilir veya yemeğin bir saat dinlenmesi gerektiği son satırda anlaşılır. Sorun her zaman mutfak becerisi değildir. Çoğu kez tarif, başlamadan önce baştan sona okunmamıştır.

Tarif okumak basit bir iş gibi görünür; oysa küçük bir planlama metnini yorumlamaya benzer. Malzemeler, zaman, ekipman ve işlemler bir sıraya bağlanır. “Bir çimdik”, “kısık ateş”, “kontrollü eklemek” gibi mutfak diline özgü ifadeler de bu planın içindedir. Birkaç temel alışkanlık kazanıldığında yemek yapmak daha az stresli, sonuçlar ise daha öngörülebilir hale gelir.

Başlamadan önce tarifi iki kez okuyun

İlk okumada yemeğin genel akışını anlamaya çalışın. Kaç aşama var, fırın kullanılacak mı, bekleme veya marine süresi gerekiyor mu? İkinci okumada ise ayrıntılara bakın: Malzemeler hangi biçimde hazırlanmalı, aynı ürün farklı aşamalarda mı kullanılacak, sıcak su mu soğuk su mu isteniyor? Bu iki kısa okuma, mutfakta sonradan yaşanacak telaşın büyük bölümünü önler.

Özellikle toplam süre ile hazırlık süresini karıştırmamak gerekir. Bir yemeğin 50 dakikada hazır olması, 50 dakika boyunca başında duracağınız anlamına gelmeyebilir. Bunun tersi de mümkündür: 20 dakikalık bir tarif hızlıdır ama bütün süre boyunca aktif işlem isteyebilir. Vaktinize uygun seçim yaparken bu farkı hesaba katın.

Yeni başlayanlar için açık malzeme listesi, süre bilgisi ve işlem sırası sunan adım adım yemek tarifleri arasından seçim yapmak, ilk denemelerde belirsizliği azaltır. Yine de hangi kaynaktan okunursa okunsun, tarifi kendi mutfağınızın koşullarına göre değerlendirmek gerekir. Her ocak, fırın ve tencere aynı hızda sonuç vermez.

Malzemeleri tezgâha çıkarmak neden işe yarar?

Profesyonel mutfaklarda kullanılan “mise en place” yaklaşımı, gerekli her şeyi pişirmeden önce hazırlamak anlamına gelir. Evde bunun kusursuz küçük kaseler sıralamak olması şart değil. Soğanı doğramak, baharatları çıkarmak, kullanılacak yağı ölçmek ve tencereyi hazır etmek yeterlidir. Amaç, hızlı ilerleyen bir aşamada eksik malzeme aramamak.

Bu sırada ürünlerin durumunu da kontrol edebilirsiniz. Yumurtanın sayısı yeterli mi, kabartma tozunun tarihi geçmiş mi, yoğurt tarifte istenen miktarda mı? Eksik bir malzemenin yerine ne kullanılabileceğini yemek başlamadan düşünmek kolaydır. Tava ısınmışken karar vermeye çalışmak ise hataya açıktır.

Malzemeleri tarifte yazdığı biçime getirmek de önemli. “Bir adet doğranmış soğan” ile “bir adet soğan, doğranacak” ifadeleri aynı görünse bile iyi yazılmış tariflerde ölçümün hangi aşamada yapıldığını anlatır. Bir su bardağı kıyılmış maydanoz denildiğinde, maydanoz genellikle kıyıldıktan sonra ölçülür. Özellikle hamur işi tariflerinde bu ayrıntı sonucu etkileyebilir.

Bardak ve kaşık ölçülerinde aynı ekipmanı kullanın

Evlerdeki çay ve su bardaklarının hacmi birbirinden farklı olabilir. Tarif standart ölçü veriyorsa mümkünse ölçü kabı kullanın. Yoksa bütün malzemelerde aynı bardağı kullanmak oranları korumaya yardımcı olur. Yemek kaşığını bir malzemede silme, diğerinde tepeleme doldurmak beklenenden büyük fark yaratabilir.

Un gibi sıkışabilen malzemeleri bardağa bastırmak yerine kaşıkla doldurup üstünü düzlemek daha tutarlı sonuç verir. Tuzda ise kaşık ölçüsünün yanı sıra kullanılan tuzun iriliği de önemlidir. İlk denemede az tuz ekleyip pişme sırasında tadına bakmak, geri dönüşü olmayan bir fazlalıktan daha güvenlidir.

Terazi özellikle hamur işinde büyük kolaylık sağlar. “Bir orta boy elma” kişiden kişiye değişebilir, ancak 150 gram daha nettir. Yine de ev yemeğinde her şeyin laboratuvar hassasiyetinde ölçülmesi gerekmez. Hangi tarifte hassasiyet gerektiğini zamanla ayırt etmek mutfak deneyiminin bir parçasıdır.

Orta ateş her ocakta aynı değildir

Tariflerdeki kısık, orta ve yüksek ateş ifadeleri kesin sıcaklık değerleri değildir. Büyük gözün orta ayarı ile küçük gözün orta ayarı farklı sonuç verir. Tencerenin taban kalınlığı, malzemenin başlangıç sıcaklığı ve ocağın türü de süreyi değiştirir. Bu nedenle yalnızca dakikaya değil, tarifte anlatılan görsel ve kokusal işaretlere dikkat edin.

Soğanın “şeffaflaşması” isteniyorsa kahverengileşmesini beklemeyin. Sütün “kaynama noktasına gelmesi” gerekiyorsa kenarlarda küçük kabarcıkların oluşmasını izleyin. Kekin pişip pişmediğini anlamak için verilen süre dolduğunda kürdan testi yapın. Tarif saati bir rehberdir; yemeğin kendisi ise asıl göstergedir.

Tencerenin kapağı da sıcaklık kontrolünün parçasıdır. Kapak kapalıyken buhar içeride kalır ve yemek daha farklı pişer. “Kapağı açık olarak suyunu çekene kadar” denilen aşamada kapağı kapatmak süreyi ve kıvamı değiştirir. Tarif bu ayrıntıyı belirtiyorsa tesadüfi değildir.

“Kıvam alana kadar” ne demek?

Yeni başlayanların en çok zorlandığı ifadelerden biri budur. Çünkü kıvam, her yemekte başka bir görüntüye karşılık gelir. Çorbada kaşığın arkasını ince bir tabaka halinde kaplaması, reçelde soğuk tabağa bırakılan damlanın yavaş akması, hamurda ele yapışma derecesi ölçü olabilir. İyi tarifler bu hedefi açıklamaya çalışır; ancak okurun da gözlem yapması gerekir.

Kıvamın sıcaklıkla değiştiğini unutmayın. Çorbalar ve soslar soğudukça koyulaşabilir. Pilav demlenirken kalan nemi çekmeye devam eder. Fırından yeni çıkan kurabiye yumuşak olup soğurken sertleşebilir. Sıcakken kesin karar verip fazladan un, nişasta veya su eklemek sonucu bozabilir.

Tadına bakmak, tarifi bozmak değildir

Çiğ et, yumurta veya güvenli olmayan karışımlar dışında yemeğin farklı aşamalarında tadına bakmak gerekir. Tuz, asit, baharat ve kıvam böyle ayarlanır. Domatesin mevsimine, salçanın tuzuna veya sebzenin su oranına göre tarifteki ölçü küçük değişiklik isteyebilir. Tarife sadık kalmak, duyuları tamamen devre dışı bırakmak anlamına gelmez.

Bir anda çok eklemek yerine küçük düzeltmeler yapın. Tuz azsa eklenebilir; fazlasını geri almak zordur. Limon veya sirke yemeği canlandırabilir ama ölçüsüz kullanıldığında diğer tatları bastırır. Acı baharat da dinlendikçe daha belirgin hale gelebilir. Küçük ekle, karıştır, bir dakika bekle ve yeniden tat: Bu dört adım pek çok yemeği kurtarır.

İlk denemede not alın

Tarifi uyguladıktan sonra iki cümlelik not tutmak sonraki denemeyi kolaylaştırır. “Bizim fırında beş dakika erken pişti”, “Bir sonraki sefer daha az tuz”, “Bu tencereye ölçü fazla geldi” gibi kayıtlar kişisel mutfak bilgisini oluşturur. Aynı tarifi ikinci kez yaptığınızda artık sıfırdan başlamazsınız.

Fotoğraf çekmek de yalnızca sosyal medyada paylaşmak için değildir. Doğru kıvamı veya beğendiğiniz sunumu hatırlamanıza yardım eder. Başarısız görünen sonucu da kaydedebilirsiniz; bazen birkaç hafta sonra hatanın nedenini daha kolay anlarsınız.

Yemek yapmayı öğrenmenin en hızlı yolu hiç hata yapmamak değil, küçük ve güvenli denemeler yapmaktır. İlk çorbanın suyu fazla, ilk pilavın dibi biraz tutmuş olabilir. Bunlar yeteneksizlik işareti değildir. Tarifi baştan sona okumak, malzemeyi hazırlamak, ateşi gözlemlemek ve sonunda not almak her denemeyi bir sonrakine bağlar. Bir süre sonra tarifte yazmayan ayrıntıları da fark etmeye başlarsınız; mutfakta özgüven tam olarak böyle oluşur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri