2025 yılını acılarıyla, tatlılarıyla geride bıraktık.
Şimdi hep birlikte diliyoruz ki 2026 yılı, 2025’ten daha iyi, daha umutlu olsun.
Ancak görünen tablo ne yazık ki umut vermiyor. 2026 yılı, daha ilk günlerinden itibaren terörün, yokluğun, yoksulluğun ve çaresizliğin yılı olacakmış gibi duruyor.
Ülkemizde geçmişten ders almayanlar, yine “çözüm” arayışına girmiş durumda.
Oysa Türkiye’de bir Kürt sorunu yoktur.
Türkiye’de; demokrasi sorunu vardır, adalet sorunu vardır, hukukun yandaşa başka, muhalife başka işlemesi sorunu vardır, üretim sorunu vardır, gelir adaletsizliği ve geçim sorunu vardır, açlık sınırının altında kalan asgari ücret ve emekli maaşı sorunu vardır, kalitesiz eğitim, denetimsiz devlet, hesap vermeyen hükümet, hesap vermeyen siyasetçi ve bürokrat sorunu vardır.
Kısacası, kötü yönetilen bir devlet sorunu vardır.
Geçmişte “çözüm süreci” adı altında teröristler dağlardan şehirlere indirildi.
Bazı bölücü yerel yöneticilerin de desteğiyle hendekler kazıldı, patlayıcılar yerleştirildi, askerimize ve polisimize tuzaklar kuruldu.
Bu hendekler kapatılırken nice evladımız şehit oldu.
Bu sorumluluğun hesabını kim verecek?
Sözde barışı getirme iddiasıyla yürütülen bu süreçte, dış telkinlerin ve kendinden menkul akıl hocalarının yönlendirmesiyle devletin en hassas kurumlarından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hedef alındı.
“Vesayeti kaldırıyoruz” bahanesiyle, devletin güvenlik refleksi zayıflatıldı.
Toplum, “Analar ağlamasın” sloganıyla uyutuldu; ama devletin ve milletin bütünlüğü ağır bir bedel ödedi.
Üç-beş oy uğruna, bu ülkenin kuruluş felsefesi yok sayıldı.
Ümmetten millete geçişin temel taşı olan Türk milleti kavramı bilinçli şekilde aşındırıldı.
“Türk” ifadesini kamusal alandan silmeye çalıştılar; bunu başardıkları ölçüde de utanç duymak yerine övündüler.
Yanlış üstüne yanlış yapıldı.
Terörle barış yapılmaya çalışıldı.
Oysa barış, savaşan iki devlet arasında olur.
Terörle müzakere, gaflettir.
Terör örgütü liderinin muhatap alınması ise meşrulaştırmadır.
Bu gidiş, iyi bir gidiş değildir.
Ülkemizde ortak vatan, ortak tarih, ortak kültür diyerek inşa edilen bin yıllık kardeşlik zarar mı görüyor?
Bu soruyu sormak bile insanın içini acıtıyor.
Ülke bu haldeyken; milyonlar açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, soğuk kış gecelerinde sokakta kalanları görüp vicdanınız hiç sızlamıyor mu?
Pazar artıklarını toplayan kadınlardan hiç utanmıyor musunuz?
KAR FAKİRİN ÜZERİNE YAĞAR
Soğuk havaların etkisini artırdığı bu günlerde, fakirin ve yoksulun hali daha da zor.
Kış, bazıları için romantiktir.
Sıcak evlerde soba ya da kombi yanar, çaylar içilir, kar manzarası izlenir.
Ama unutmayalım:
Kar fakirin üzerine yağar.
Sen pencerenin ardından karın romantizmini izlersin;
ama o kar, su alan ayakkabısıyla okula giden çocuğun üstüne yağar.
Pazarda ürettiğini satmaya çalışan, titreyen çiftçinin üstüne yağar.
Biz sıcak ofislerimizde çalışırız; ama kar, soba yakamayanın evine yağar.
Cahit Sıtkı Taranca ne güzel söylemiş:
“Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.”
UNUTULAN EĞİTİMCİLERİN ÇIĞLIĞI
Hayatta en kıymetli şeylerden biri, güven duyabileceğimiz insanlara sahip olmaktır.
Çevremde böyle insanlar var.
Ama içlerinden biri var ki, durumu hepimizi derinden yaraladı:
Emekli öğretmen Sökeli Arif Gezer.
Çalışkan, üretken, onurlu bir eğitimci…
Eşiyle birlikte mütevazı bir yaşam sürerken, talih onları ağır bir sınavla karşı karşıya bıraktı.
Eşi yatağa bağımlı hale geldi, yaraları pansuman gerektirdi.
Arif Hoca, kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamazken eşine bakmaya çalıştı.
Bana telefonda söylediği sözler hâlâ kulaklarımda:
“Ben artık yapamıyorum… Lütfen biri yardım etsin.”
Yazdım, çağrı yaptım.
Kuşadası Belediyesi yardım elini uzattı ama yetmedi.
Ne yazık ki Arif Hoca’nın eşi hayatını kaybetti.
Şimdi Arif Hoca yalnız.
Bu sadece bir insanın değil, bir neslin sessiz çığlığıdır.
Bu kışın keyfini çıkaranlar kayak merkezlerinde lüks otelleri doldururken,
birileri hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Unutmayalım:
Kar fakirin üzerine yağar.
Tüm bu duygularla; daha adil, daha vicdanlı, daha insanca bir yıl dileğiyle…
Yeni yılınız kutlu olsun.