Yozlaşan toplum

Mehmet EROĞLU

Değerli okurlar, Ülkemizde ahlak anlayışı giderek zayıflıyor; topluma uyum sağlayamayanların sayısı çoğunluk olmaya başladı. İnsanlar toplum içinde nasıl yaşanacağını öğrenmek istemiyor ya da öğrenemiyor.

Geçenlerde Aydın’da evimin balkonunda otururken bir aile dikkatimi çekti. Modern giyimli anne ve baba, yanlarında beş-altı yaşlarında bir çocukla yürüyordu. Çocuk yol kenarındaki büyük saksılardaki çiçekleri kopardı, anne ve baba ise bu durumu gülerek izledi. Oysa çocuğa uygun bir dille bunun yanlış olduğunu anlatmaları gerekmez miydi?

Bir başka gün sabah yürüyüşünden dönerken orta yaşlı bir hanım, iki köpeğini gezdiriyordu. Köpeklerden biri çocukların oynadığı spor aletlerinin üzerine pisledi. Uyardığımda aldığım cevap şu oldu: Sana ne, belediyenin işi, gelip temizlesin.” İşte bu vurdumduymazlık topluma karşı büyük bir saygısızlıktır. Her yurttaşın bu tür kural dışı davranışlara tepki göstermesi gerekir. Çünkü etki tepkiyi doğurur.

Kuşadası’nda yürüyüş yaparken bazı hanımların köpeklerinin pisliğini toplayıp torbaya koyduklarını görüyorum. Bu güzel davranış için teşekkür ediyorum. Ne yazık ki bu örnekler çok az. Oysa köpek gezdirenlerin bu kurallara uymaları yasal bir zorunluluk olmalı.

Deniz kenarında ise başka bir rezalet yaşanıyor. Masaların üzeri kırılmış şişelerle dolu. İçki veya meşrubat içen bazı gençler şişeleri kırıp etrafa saçıyor. Bu terbiyesizlik ve görgüsüzlük değil midir? Üstelik bu çirkinliği yaşlılar temizlemek zorunda kalıyor.

Ama unutmayalım: Bu ulusu ve ülkeyi çağ dışına çekmeye kimsenin gücü yetmeyecek. Yurtseverler buna izin vermeyecek.

Adaletin ve yargının tarafsız olmadığı sık sık gündeme geliyor. Oysa bir ülkede yargının mutlaka tarafsız olması gerekir; aksi halde anarşi doğar. Nitekim Moğol hükümdarı Hulagu’nun büyük Ehlibeyt âlimi Seyyid İbni Tavas’a sorduğu soruya aldığı cevap çok anlamlıdır:

“Kâfir ama adil idareci iyidir. Çünkü inancı kendinedir, adaleti ise halka.”

Ben yere tükürmem, çöp atmam; biraz yürür, çöp kutusuna atarım. Kadın haklarına saygılıyız. Kadın, ailenin kraliçesidir. Annem de öyleydi, anneannem de, babaannem de… Bizim kültürümüzde kadın erkekten daha ağır basar.

Namazını kılan kılar, içkisini içen içer. Biri “Allah kabul etsin” der, diğeri “Şerefine” der. Köpeği de severiz, kediyi de. Doğayı da severiz. Bir ağaç kesilse canımız yanar.

Mustafa Kemal Atatürk’ü en çok bu yüzden severiz. Çünkü o sadece bir kurtarıcı değil, kültürümüzün sembolüdür. Yüz yıl sonra bile hayranlığımız artıyor. Bizim mücadelemiz parti meselesi değil, kültürümüzün var olma savaşıdır. Atatürk’ün vizyonundaki kültürümüz bizi birbirimize bağlayacak.

Milyonlarca Cumhuriyetçiyiz. Kolektif bir beyine, iradeye ve kalbe sahibiz. Aydınlık mı arıyorsunuz?

O zaman yol belli: Atatürk’ün yolu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.