Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

Yiğit iken ölenlere // gök ekini biçmiş gibi

“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu!..” der ya Köroğlu bir türküsünde

Ona misal, ekranlar çıkalıdan bu yana da insan ölüm haberleri de birkaç saniyelik bir haber etkisiyle yaşanır oldu hayatımızda…

Hoş, dünyanın neresinde bir ölüm haberi varsa ekranlar aracılığıyla evlerimizde çayımızı kahvemizi yudumlarken beynimize boca edilmesinin de yol açtığı bir sonuç bu… Öyle ya, insan kanıksıyor ve nasıl olsa ben rahatım duygusuyla olaylara bakmaya başlıyor…

Ekran öncesi dönemde insanlar yaşadıkları yerde ölüm haberiyle sarsılır, ölüm duygusunu yaşarlardı. Radyolar açılmaz, konu komşu ya saygıdan dolayı kahkaha atılmaz, yüksek sesle de konuşulmaz, hatta üzüntülerinden yemek yapamazlar diye cenaze çıkan eve komşuları sırayla günlerce yemek yapıp taşırlardı…

1980-1988 arasında yaşanan Irak-İran Savaşı, 1991'de başlayıp 2001'e kadar süren, Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Kosova'nın müdahil olduğu Yugoslavya İç Savaşı derken önce İsrail’in 7 Ekim 2023 Gazze’ye saldırısıyla başlayan 7 Ekim 2025'e kadar devam eden sınır tanımaz vahşi saldırılarının yanına son olarak 28 Şubat 2026’da ABD’nin İran’a saldırısıyla başlayan, göstermelik barış girişimleriyle sürüp giden savaşın ilk yarattığı korkunç ölüm tablosu bir ilk okulun bombalanması ve 179 kız öğrencinin öldürülmesi idi…

Niye ölümle ve savaşla ilgili uzun bir giriş yaptığımı merak etmişsinizdir elbette!..

13 Nisan 2026 gecesinde, saat 22.00 sıralarında İzmir Karşıyaka Yunuslar mevkiinde meydana gelen trafik kazasında otomobil ile çarpışan 18 yaşındaki Mehmet Akif Karaoğlu’nun yaşamını yitirdiği haberini Mavi Köşe Pınar Büfe işletmecisi Altan Yılmaz’la 14 Nisan 2026 Salı sabahı karşılaştığımızda öğrenince kısa bir şaşkınlığın ardından benim sürekli traş olduğum berberim Kâmil Karaoğlu’nun oğlu olduğunu öğrenince sarsılıyorum…

Salı günü, ikindi namazını takiben cenazenin Alaybey Camiinden kaldırılacağını öğrenip de caminin bulunduğu sokağa girince kalabalıktan yürümenin mümkün olmadığı gerçeğiyle yüzleşiyorum. Suzan Divrik Meslek Lisesi öğrencisi olan Mehmet Akif Karaoğlu’nun meğer okul arkadaşları son yolcuğunda yalnız bırakmamak için sokağı ve cami bahçesini doldurmuşlar…

Genç yüreklerin sanırım belki de hayatlarında ilk kez içlerinden bir arkadaşlarının kaybına tanık olmanın acısını yaşadıkları her hallerinden belli oluyordu. Birbirine sarılıp ağlayanlar, bir köşeye yığılıp kalmış kız arkadaşlarını kendine getirmeye çalışanlar… O kadar gözü yaşlı kimse vardı ki hangisini anlatacağımı bile bilemedim... Bu tablo Yunus Emre’nin genç ölümünü anlatan şu mısralarını getiriverdi aklıma:

“Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi”

Aklıma sadece Yunus Emre’nin sözleri gelmedi tabii ki 1969-1970 Eğitim Öğretim Yılı’nda Aydın Lisesi 1. Sınıfında okurken, kalp rahatsızlığı yaşayan sınıf arkadaşlarımızdan Nükhet’in girdiği ameliyatta hayatını kaybetmesi sebebiyle Aydın merkezinde kılınan cenaze namazı ve sonrasında Aydın Caddelerinin almadığı kalabalıklar geldi aklıma ve gözlerimin önünden gelip geçiverdi işte…

Çeştepe Mezarlığında defin sonunda Aydın Lisesi Müdürümüz İbrahim Ethem Şehitoğlu’nun Kızım Nükhet diye başlayan hepimizi göz yaşlarına boğan konuşmasını hatırladım…

Dileğimiz odur ki, çocuklar ve gençlerimiz gerekçe ne olursa olsun ölmesinler, öldürülmesinler: Yaşasınlar… Onlar da kendilerinden sonra gelen çocukları ve gençleri yaşatsınlar…

İsrail’le ABD’nin akıl ve güç birliğiyle yaşanan anlamsız savaşların ne mantığı var ne de kendi insanlarını bile ikna edecek bir gerekçeleri var…

Yeri gelince Medenî Dünya” söylemini sahiplenen Batı, İstiklâl Marşı’mızın şâiri Mehmet Akif’in tabiriyle “Tek dişi kalmış Canavar” kimliğini sergilemekten çekinmemektedirler…

Dileyelim ki akıl galip gelsin de savaş dursun…

Ölümler yaşanmasın ne trafik kazalarıyla ne de savaşlarla…

Bu vesileyle merhum Mehmet Akif Karaoğlu’na Allah’tan rahmetler diliyoruz. Acılı baba Kâmil Karaoğlu ile dede Sebahattin Karaoğlu’na ve aile yakınlarına, öğretmenlerine ve öğrenci arkadaşlarına baş sağlığı ve sabırlar diliyorum…

179 masum kız çocuğunun ölümüne sebep olanları da Allah’a havale ediyoruz. Allah, bildiği gibi cezalandırsın…

GÜL/AYDIN…. SEVGİLERİMLE…

GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM

Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi

İşbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur

Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi

Miskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye

Kimi biter kimi yiter yere tohum saçmış gibi

Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi

Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise

Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi

Bir miskini gördün ise bir eskice virdün ise

Yarın anda sana gele Hak libâsın biçmiş gibi*

Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalur derler

Meğer Hızır İlyas ola abı hayat içmiş gibi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.