• BIST 92.382
  • Altın 359,941
  • Dolar 6,7575
  • Euro 7,3661
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 14 °C
  • Aydın 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • Denizli 11 °C
  • Muğla 12 °C

MOSSAD’ın hedefinde bir cumhurbaşkanı

Metin AKOĞLU

ABD’li Cumhuriyetçi stratejisit James Blackwell, körfez savaşı sonrasında İrlandalı yazar Jonathan Swivt’in “Guliver’in Seyahatleri” adlı, Türk insanının da çok okuduğu romanını temel alan bir strareteji ortaya atmıştır.

Roman kahramanı Guliver, kaza sonucu batan gemiden güçlükle kurtulur ve Lilliput ülkesinin sahillerine yarı baygın bir şekilde ulaşır.

Liliput ülkesi çok küçük insanların yaşadığı bir ülkedir ve normal bir insan olan Guliver, Lilliputların yanında kocaman bir dev gibi kalmaktadır. Lilliputların, savaş halinde olduğu bir başka ülke vardır ve Lilliputlar, düşmanlarından korunmak için Güliver’den yararlanmak isterler.

Blackwell’e göre Ortadoğu, bir Lilliput ülkesidir ve Ortadoğu’da üç tip ülke bulunmaktadır.

1. Korku ve endişe içindeki ülkeler.

2. Arzu ve Ümit sahibi ülkeler

3. Guliver’ler.

Buna göre, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri, (“Nerede Bu Abu-Dabi, Dubai “denilen ülke) gibi ülkeler ise “korku ve endişe içindeki ülkeler”  kategorisine girmektedir.

Bu ülkeler kendilerini sürekli olarak  “arzu ve ümit sahibi ülkelerin” tehdidi altında gördükleri için bölgedeki “Guliver’lerin himayesine sığınmaktadır.

S.Arabistan, Libya, Cezayir, Tunus ise “ korku ve endişe içindeki ülkeler” gibi zayıf değildirler ama bir bölge gücü haline de gelememişler. Bunlar sürekli olarak bir bölge gücü olmayı, yani lilliput ülkesinin Guliver’i olmayı ummakta ve bunu arzulamaktadır.

Şükürler olsun ki, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında,  FIS (Cezayir İslami Kurtuluş Cephesi) hareketiyle Cezayir ufalandı, 11 yıl süren iç savaşta 200 binden fazla insan öldü ve yeniden ayağa kalkması yıllar alacaktır. Tunus’da Zeynel Abidin bin Ali gönderildi, demokrasini yeniden inşa ediyor, tahribatlar giderilmeye çalışılıyor. Libya, malumunuz olduğu üzere iki parçalı devlet halinde BM’de temsil ediliyor. En büyük düşman olan Kaddafi ortadan kaldırıldı ama petrol bakanı nedense Berlusconi’nin CEO’su.

Gördüğünüz gibi “korku ve endişe içindeki ülkeler” kategorisindeki üç devleti elediler. Geriye S.Arabistan kaldı…

Guliver’e gelince. Ortadoğu’da 6 tane Guliver bulunmaktadır.  Irak, İran, İsrail, Mısır, Suriye ve Türkiye

Blackwell’e göre, Ortadoğu için bu kadar Guliver oldukça fazladır. Burada tek bir Guliver kalmalıdır.

O da İsrail’dir. 

İsrail’in dışında, bölgede Guliver’i oynayan diğer devletlerin haritaları yeniden çizilmeli ve bu harita değişikliğiyle bu ülkeler ilk iki kategoriye giren ülkeler haline getirilmelidir.

Yani bu stratejiye göre Irak, İran, Mısır, Suriye ve Türkiye etnik ve dini temelde bölünmeli ve bölünmeler sonucu ana gövdeden ayrılan parçalar “korku ve endişe duyan ülkeler”, ana gövdeler ise “arzu ve ümit sahibi ülkeler” kategorisine indirgenmeli, dolayısıyla da tümü birden İsraioğulları’nın Güliver’liğine teslim olmalıdır.

Bu kategoride bulunan Irak’ın, etnik ve mezhep temelinde üç parçaya ayrıldığını bilmeyenimiz kaldı mı?

Irak’ı görmek için ” Irak, çok mu ırak”?

Suriye’de üçlü, belki de dörtlü post çıkarma uğraşı nasıl sonuçlanacak hep birlikte göreceğiz. Uygulamakta olduğumuz Suriye politikası, bu postların çıkmasına izin veriyor. Esad ile işbirliği yaptığımızda, Guliver’in rüyası gerçekleşmiyor ama Esad’ın ülkesi Suriye’nin toparlanması yıllar alacak gibi gözüküyor.

Kimler kaldı geriye.

İran, Mısır ve Türkiye

ABD’ havalimanlarında giriş işlemi yapılırken, Pasaportunuz elinizde, kırmızı bir hat var ve onun gerisinde beklersiniz. İşlemi biten, pasaport kontrolü yapan görevlinin yanından ayrılır ve tam o sırada senin yüzüne bile bakmadan, aşağılayarak, neden geldin der gibi “next”(sonraki gelsin) diye bağırır.

Trump ve Netenyahu’nun açıkladıkları 80 sayfalık yüzyılın anlaşmasıyla, “Kudüs İsrail’in Bölünmemiş Başkenti Olarak Kalacaktır” dediler ve Büyük Ortadoğu Projesinin(BOP) yeni bir safhaya girdiğini tüm dünyaya deklere ettiler

Ben böyle anlıyorum..

Şimdi “Next’i”, sıradakinin hangi ülke olduğunu göreceğiz.

Bu anlaşmayı Filistinliler tanımayacak ama yukarıda saydığımız nedenlerle Araplar, öpe öpe Guliver’e destek verecekler.

Yoksa ayakta kalamazlar.

Yapılan anlaşmayla ilgili Rusya dışişleri Bakanı Sergei Lavrov şöyle demişti. “Filistin’in görüşlerinin alınması gerektiğini belirterek, 80 sayfayı okumak için zamanımız var demişti”.

Bence de zamanları çok olacak!

Sıradakilerin, Şam’daki Emevi Camiinde namaz kılma ülküleri olduğu halde, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’da namaz kılacağız dediklerini duyanız varsa beri gelsin.

Mescidi Aksa için nutuk atarak, Kudüs’ün ebedi İsrail başkenti olmasına göz yuman Araplar ve Arap olmayanlar, ilerleyen zaman içinde Mekke ve Medine için de bir anlaşma olabileceğini düşünüyorlar mı?

Kudüs’ü kaybedenler, Mekke ve Medine’yi ellerinde tutamazlar.

Bütün kırmızıçizgiler aşıldı ve aşılmaya devam ediyor.  Eskiden haçlılar ile Müslümanlar savaşırdı. Şimdi Müslümanlar birbirinin boğazına yapışmış, enseden birbirlerini kesiyorlar, Haçlılar da Müslümanlara dayatıyorlar.

Hem de kanırtarak!

İsrail Jandarmasının kontrolü altında hac yapmayı içinize sindirebilecek misiniz?

Bunun geri döndürülebilmesi elbet mümkündür. Zaten, kabul de edilemez.

İsrail’de yayın yapan Makor Rishon gazetesinde, Razit Rabin imzasıyla 29 Ocak 2020 günü yayınlanan makalede,”şimdi Kasım Süleymani yerin üç arşın altında yattığına göre, onun ikizi olan Türk İstihbarat Servisi Başkanı Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı geldi” diyerek tehdit etmektedir. Bu tehdit, Sayın Hakan Fidan üzerinden direkt Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına yöneliktir.

Şimdi bir fırsat doğdu.

Size verilen “Yahudi Cesaret Madalyasını,” uluslararası kameralara ve mikrofonlara hitaben, Ülkemizin itibarı, Filistin halkı ve Kudüs ile dayanışma maksadıyla, Beyoğlu’nda bulunan Nove Şalom Sinagogunda görevli Hahama gönderdim demeniz halinde, iç cepheyi tereddütsüz arkanızda görürsünüz, bu tavır İslam ülkelerinde de ses getirecektir.

Unutmayınız ki, Müslümanlar sadece Ortadoğu’da yaşamıyorlar. Orta Asya, Pakistan, Afganistan, Hindistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya’da da blok halinde Müslümanlar yaşamakta!

Onlara da hitap edip, gidişatı tersine çevirmek mümkündür.  

O zaman, İslam Ülkelerinin Guliver’lerini siz yanınızda görebilirsiniz.

Bu yazı toplam 1789 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0533 310 60 08