• BIST 1.486,560
  • Altın 559,47
  • Dolar 9,6000
  • Euro 11,1400
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • Aydın 14 °C
  • İzmir 14 °C
  • Denizli 11 °C
  • Muğla 13 °C

Orucun tarihçesi ve derin anlamı

Şerif KUTLUDAĞ

“Hoş geldin ey şehr-i Ramazan!..” diye karşılandı bu yıl da Ramazan ayı. Sahura kalkıldı, ilk oruçlar tutuldu, iftarlarla oruçlar açıldı, evlerde de de olsa teravih namazları kılındı. Böylece tıpkı yaz sıcağında denize dalmak misali, Ramazan neşesinin manevi iklimine dalınmış olundu.

Şimdi siz değerli okurlarımı bir oruç yolculuğuna çıkarmak istiyorum müsaadenizle.

Oruç kelimesi, sözlükte “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak” anlamına gelir.  Arapçası savm(sıyâm); Farsçası   rûzedir. Bizim kullandığımız oruç kelimesi Farsçadaki”rûze” kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Savm ve sıyâm ile türevlerinin Kur’ân-ı Kerîm’de on üç, hadislerde ise çok yerde geçtiğini öğreniyoruz.

Oruç ibadetinin ilk çağlardaki toplumlar da dahil hemen bütün dinlerde bir şekilde olduğunu görüyoruz.

Konfüçyüsçülük ve Taoizm gibi Çin dinlerinde atalara tapınma seremonisi veya evlenme törenine hazırlık olarak ya da zihni belli bir konu üzerinde yoğunlaştırma arzusu gibi değişik amaçlarla oruç tutulmuştur.

Zerdüştler gerçek orucu yemekten içmekten kaçınmak değil fiil, düşünce ve konuşmalarda hataya düşmekten kaçınmak şeklinde tanımlamışlardır.

Tibet Budizmi’ne bağlı Lamaistler her ay dört gün oruç tutar. Onların bir kısmı, akşamları sadece ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerle çay tüketmeyi de orucun bir parçası olarak görür. Daha zâhid olanlar ise ertesi gün güneş doğuncaya kadar hiçbir şey yiyip içmezler.

Jainizm’de oruç uygulaması, bu dinin taraftarları arasındaki kast anlayışından kaynaklanan fiilî iş bölümü sebebiyle neredeyse sadece din adamlarını ilgilendiren bir ibadettir. Esasen normal hayatlarında bile sadece soğan ve sarımsak dışındaki bitkisel besinleri yiyebilen Jainist din adamları kuşlukla zeval vakti arasında olmak üzere günde sadece bir öğün yemek yiyebilirler.

Hinduizm’de din adamları sınıfını oluşturan Brahminler yıl boyunca sık sık, çok defa da uzun süreli değişik oruçlar tutmakla yükümlüdür.

Hristiyanlıkta oruç: Hz. Îsâ’nın ihdas ettiği özel bir oruç günü veya biçimi olmamakla birlikte Hristiyanlar ilk dönemlerde bilhassa her çarşamba ve cuma günü oruç tutmuş, yılın belirli dönemlerinde genelde et ve süt ürünlerine karşı perhiz uygulamışlardır. Çarşamba ve cuma günü oruç tutmanın sebebi, Hz. Îsâ’nın ölümü öncesinde ve ölümü esnasında çektiği acıların hatırlanması ve bunların içselleştirilmesidir. 

Yahudilik. Yahudilik’te öncelikle nefsi alçaltma vasıtası kabul edilen ve “tzom” veya “innah nefeş” kalıbıyla Eski Ahid’de kullanılan oruç ibadeti, “Canlarınıza cefa edeceksiniz” emrinin bir gereği (Levililer, 16/29) ya da Kral Dâvud’un yaptığı gibi (II. Samuel, 12/16-18) Tanrı’ya dua öncesi yapılması gereken bir hazırlık ritüeli olarak algılanmıştır. 

İşaya’da (58/3-8) gerçek orucun kötülüklerden uzak durmak, mütevazi olmak, mazlumlara ve düşkünlere yardım etmek gibi iyi fiillerle desteklenmesi gerektiği bildirilmiştir. Ayrıca Kefaret Günü Orucu, Dokuz Ay Orucu, Dördüncü Ay Orucu, Onuncu Ay Orucu, Yedinci Ay Orucunun yanında  özel oruçları da vardır.

Bu bilgilerin daha genişini okumak isteyen değerli okurlarım, Türkiye Diyanet Vakfının çıkardığı İslam Ansiklopedisi Oruç maddesine bakabilirler.

Verdiğimiz bilgilerden de anlaşılıyor ki, oruç bütün inanç sistemleri içerisinde kendi ritüelleri ve inanışları çerçevesinde yaşanıp gelmiştir. Bütün inanç sistemlerinin özünde değişmeyen değer, orucu vesile eyleyerek, insanın sosyal hayatının iyileştirilmesi şeklinde kurgulanmıştır. Amaç, insanın iç dünyasında olgunlaşmasının sağlanarak diğer insanlarla ilişkilerinin olumlu bir seyir almasının sağlanması dolayısıyla toplumsal huzurun sağlanmasıdır. Bunu da inandıkları Allah inancını merkeze alarak sağlamaya çalışmışlardır.

Şimdi biz Müslümanlar için orucun derin mânâsı nedir bunu anlamaya çalışalım.

Ramazan; eğer kalp kırmamaksa, gönül almaksa, gücü yettiği halde her acısını sadece Rabbine bırakmaksa,

GÖNÜL ORUCUNUZ MÜBAREK OLSUN.

Dilini temiz tutmak, gıybetten, söz taşımaktan uzak durmak, rızkına şükretmek, derdini yalnız Allah'ü Teala'ya sunmak, doğruyu tavsiye etmek ise,

DİL ORUCUNUZ MÜBAREK OLSUN.

Gözünü haramdan sakınmak, güzel bakmak, güzeli görmek, gördüğüne hüsn-ü zan ile hükmetmek ise,

GÖZ ORUCUNUZ MÜBAREK OLSUN.

Kulağını gıybete kapatmak, Kuran-ı Kerim sesine açmak, doğru tavsiye dinlemek, hak kelamı duymaksa,

KULAK ORUCUNUZ MÜBAREK OLSUN.

Güzel düşünmek , bedeni hak yolunda yormak, kötü işlerden kaçmak, kul hakkına dikkat etmekse,

BEDENİNİZİN, AKLINIZIN VE RUHUNUZUN ORUCU MÜBAREK OLSUN.

RABBİM hakkıyla eda etmeyi nasip eylesin...

Allah'ü Teala Ramazan-ı Şerif ayımızı mübarek eylesin.

Rabbim daha nice Ramazan-ı Şeriflere kavuşmayı nasib eylesin...

NOT: METİN ALINTIDIR (Lâ-Edrî / Yazanı belli değil)

Bu vesileyle ben de sevgili dostlarımızın Ramazan ayını tebrik ediyorum.

Sabırla, şükürle, zikirle, sevinçle, duayla, ilimle, irfanla yaşanacak bir ayın sonunda Ramazan Bayramına kavuşabilmemiz duasıyla her birinizi ayrı ayrı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum…

GÜL/AYDIN…

Bu yazı toplam 1207 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08