• BIST 1.393
  • Altın 458,546
  • Dolar 8,1830
  • Euro 9,7288
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • Aydın 5 °C
  • İzmir 8 °C
  • Denizli 5 °C
  • Muğla 4 °C

Tombalak ve Topal Gazi

Mehmet EROĞLU

Değerli okurlar çocukluğumdan beri hırsızlara çok büyük öfke ve kin duydum. Adamlar devleti ve milleti dolandırıp sırra kadem basıyorlar. Ara ki bulasın.

İmam Hatip Lisesi mezunu genç bir tombalak on binlerce kişiyi milyonlarca lira dolandırıp kaçmış.

Çiftlik bank kuruyoruz deyip Atatürk deseler Cumhuriyet deseler Mustafa Kemal’in askerleriyiz deseler, açılışlarda İzmir’in dağlarında çiçekler açarı çalsalar Atatürkçü kesimden bir lira bile koparamazlar. Hiçbir Atatürkçü bunu yemez.

ciftlik-bank.jpgAma adamlar Osmanlı torunuyuz deyip açılışta mehter marşı çalıp Kur’an okutup inşallah, maşallah, Allah’ın izni, hamdolsun vs. bu gibi terimlerle kullanarak muhafazakâr kesimden beş yüz milyon dolar toplayıp sıvışmış.

Dolandırılanlar Çiftlik Bank’ın Bursa İnegöl’deki tesislerini basıp karşılarına çıkan yetkiliden koyunlarını istiyorlar. Yetkili bunlara “Burada sizden başka koyun yok. İsterseniz girip bakın içeri” diyor. Bunları birde koyun yerine koyuyor.

Değerli okurlar hepinizin bildiği gibi ülkemizde çok hırsızlık ve vurgun olduğunu biliyorsunuz bunların hangisi açığa çıktı çoğunun üstü kapandı.

Şimdi sizler çocukluğumdan beri çok etkisinde kaldığım bir Topal Gazi dramını anlatmak istiyorum.

Tahminen 1945 yıllarında fakirliğin ve yokluğun ülkeyi bir uçtan bir uca sardığı günlerde köyümde fakir olanlar Konya’ya çalışmaya giderlerdi. Mart ayının başlarında giderler Ekim ayının sonlarına doğru gelirlerdi.

Konya’dan gelenler Kayseri bitpazarına uğrar oradan çocuklarına ve hanımına giysiler aldıktan sonra köylerine gelirler. Evlerinin ihtiyacı olan unu ile bulgurunu aldıktan sonra rahata ererlerdi.

Bunların gelişleri köyde hemen belli olurdu. Dört köşe şapkaları ceketlerinin üst cebinde ışıldaklı bir kalem ve mendil ile caka satarlardı.

Bir sene Konya’ya gidenlerin hepsi geldiler. Çok yakın komşumuz olan Topal Gazi gelmedi. Zavallı hanımı her gün kapının önüne oturur sabahtan akşama kadar yollara bakardı.

 Aradan on gün geçti köye bir kara haber geldi.

Topal Gazi Konya’dan köye dönerken o zaman tek vasıta olan trende uyumuş. Eli kırılası bir hırsız Topal Gazinin bir yıl çalışıp kazandığı alın terini çalmış. Tabi Topal Gazi uyanıyor bakıyor bir yıllık emeğini hırsız alıp gitmiş. Trende kendini yerden yere atıyor.” Ben şimdi köye nasıl giderim. Çocuklarımın ve karımın yüzüne nasıl bakarım. Ben o para ile çocuklarımın bir yıl yetecek yiyecek alacaktım”.

Gazi tekrar Konya’nın yolunu tutuyor. Çalıştığı ağasının yanına varıyor. Ağaya yalvarıyor “Ne olur ağa bana biraz para ver çocuklarımın yiyeceğini temin edeyim tekrar gelir kapında çalışırım” diye

Ağa, “olmaz yaza kadar çalış hakkını vereyim şimdi para verem” der.

Köye gelmeye yüzü olmayan Gazi Konyalı ağaya tekrar çırak durur.

Çok yakın komşumuz olan Topal Gazi’nin hanımı bu haber üzerine hastalanıp yatağa düştü.

Ben ufak çocuktum anam biraz yemek yaptı bu hanımı yoklamaya gittik. Anam hanıma “Döndü bak sana yemek getirdim. Kalk bunlardan biraz ye ” dedi. “Şerif bacı benim yiyecek halim yok şuraya koy çocuklar yesin” Anam “Sen ye çocuklara da getiririm “

Bir gün sonra anamla tekrar gittik. Yatak bile denmeyecek bir şiltenin üzerinde dalgın baygın yatıyordu. Bizi görünce sol yanında sağ tarafına döndü, “Şerif bacı sen mi geldin deyip bir kelimeyi şad et getirdi ve oracıkta ruhunu teslim etti. İnanın o gün bu gün hala yüreğim yanar.

Biri on diğeri beş yaşında iki oğlu vardı. Babam muhtar olduğundan kapı mühürlendi. İki küçük çocuk sokakta kaldı. Ne teyzeleri ne de dayıları hiç bir kimse bu çocuklara sahip çıkmadılar. Onlarda yoksullardı.

O günün koşullarında Topal Gaziye mektup yazıp durumu bildirmişler. Bir kış günü Topal Gazi geliyor dediler. Ama kar adam boyu topal Gazi karları yararak geldi. (Topal denmesinin sebebi Gazi çok önemli bir başpehlivanmış güreşte ayağı kırılmış o da iyi tutmamış topal kalmış)

Gazi evinin önüne gelince yerlerde sürünerek öküz gibi bağırmaya başladı. “Karımın ölümünden ben sorumluyum uyumaz olayımda gebereydim Allah canımı alaydı çocuklarımın kısmetlerini çaldırdım. Allah senin gözün kör olsun bula bula benim gibi bir garibanımı buldun. Ben şimdi bu çocuklarıma ne yedireceğim” diye bir küçük oğlana bir büyük oğlana sarılıp ağlıyordu. “ Bu babanız gebereydi de sizi bu şekilde görmeseydim.” Durmadan da tanrıya beddua ediyordu. Babam, “Gazi yapma Allah'ın gücüne gider yapma” diye teselli etmeye çalışsa da Gazi “Muhtar giderse gitsin gözü benimi gördü” diye yerlerde sürünüyordu.

Sonunda Gazi odaya alındı bir sigara verdiler neredeyse iki çekmeden sigarayı bitirdi.

Bir hafta köyde çocuklarının yanında kaldıktan sonra çocukları bir yakınının yanına koyup tekrar Konya’nın yolunu tuttu.

Yakını da çocuklara bakamadı o da çocukların ikisini de evlatlık verdi.

Bir sene sonra Topal Gazi yeniden evlendi. Evlatlık verilen çocukları da ne aradı ne de sordu.

O nedenle bu gibi hırsızlara nalet okurum.

Hele rahmetli Topal gazi olayını hiç unutamam.

Bu yazı toplam 2486 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aydın 24 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 310 60 08