Cevdet ŞAHİNOĞLU
Aydın’da açık tiyatro
Baştan söyleyelim: Bu memlekete kim bir çivi çakıyorsa, kim taş üstüne taş koyuyorsa başımızın üstünde yeri var. Aydın’a hizmet eden herkesin hakkı teslim edilir. Keşke yıllardır Aydın’ı yönetenler için de aynı cümleleri gönül rahatlığıyla kurabilseydik.
Ama ortada bir gerçek var:
Aydın uzun süredir hizmetten çok “hikâye” ile yönetiliyor.
2014 yılında verilen sözleri hatırlayalım. Buharkent’ten Didim’e uzanan 22 köprülü kavşak vaadi… Büyük, iddialı, kulağa hoş gelen bir proje. Peki sonuç? Yıllar geçti, yapılan kavşak sayısı iki. Geriye kalan? Sessizlik. Unutulmuş vaatler. Üzeri örtülmüş projeler.
O dönem bunun gerekçesi hazırdı:
“Karayolları izin vermedi.”
Suç merkezi hükümete atıldı, sorumluluk ötelenmiş oldu.
Sonra ne oldu?
14 Ağustos 2025’te siyasi rota değişti. Dün “engelliyorlar” denilen kapının önüne bugün gidildi. Ve ironinin zirvesi: Yapılamayan Efeler Yeni Dörtyol Köprülü Kavşağı’nı Karayolları Genel Müdürlüğü yapmaya başladı.
Demek ki mesele izin değilmiş.
Demek ki mesele imkân da değilmiş.
Mesele, yapmakmış.
Dün bu projede bir “inceleme” yapıldı. Fotoğraflar paylaşıldı, açıklamalar yapıldı. Ancak o açıklamalarda dikkat çeken bir eksiklik vardı: Kavşağı kimin yaptığına dair tek bir net ifade yoktu.

Ama fotoğraflara bakınca sanki her şey anlaşılmış gibiydi(!)
Ortada bir proje var, çalışan mühendisler var, devam eden bir inşaat var… Ama sahnede kimler var? Siyasetçiler.
Ve o kare…
Gerçekten görülmeye değer.
Bir yanda, elleriyle projeyi anlatır gibi yapan iki isim… Beden dili güçlü, jestler yerinde, mimikler iddialı. Sanki sahnede bir rol paylaşımı: mimar–mühendis görünümünde ama aslında politik bir performans sergileyen iki karakter. Biri Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, diğeri AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş.
Yanlarında ise işin gerçek sahibi olan mühendis. Sessiz, geri planda, adeta dekor.
Ve sahnenin seyircisi: AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem. Gülümseyen yüzüyle, belki de her şeyi anlatıyor. O gülümseme, seyircinin “bu oyun fazla yapay” dediği anı yakalıyor.
Ortada teknik bir inceleme değil, politik bir mizansen var. Kavşak değil, sahne.
Bu bir teknik inceleme mi?
Yoksa iyi kurgulanmış bir sahne mi?
Kararı siz verin.
Bu tabloyu görünce insanın aklına eski sözler geliyor. Sert, iddialı ve unutulmamış sözler…
Bugün aynı karede yer alan isimlerden Mehmet Erdem, yıllar önce Aydın’daki uygulamalar için “hainlik” ifadesini kullanmıştı. Gezi sürecinde yapılanlar, kent meydanındaki ağaçlar, alınan kararlar… Hepsi ağır şekilde eleştirilmişti.
Bugün ise aynı isimler, aynı kadrajda, aynı projede.
Siyaset mi değişti?
Yoksa hafıza mı?
Daha ilginci şu:
O gün ağaç kesimine sert tepki gösterenler, bugün aynı sahada, aynı manzaranın içinde.

Şimdi soralım:
Yeni Dörtyol Kavşağı’nda kesilen ağaçlar gerçekten görüldü mü, yoksa bir kez daha sessizce “görülmeyenler” mezarlığına mı gömüldü? Yoksa bu şehirde her şey gibi ağaçların da kaderi “olan oldu” denilerek üstünün kapatılması mı?
Bu kez gözlerimizi kapatıp geçiştirmeye çalışırsak, aslında suça ortak olmaz mıyız? Görmezden gelmek, sessiz kalmak, en az baltayı sallamak kadar ağır bir sorumluluk değil mi?
Aydın’ın sorunu aslında çok net:
Gerçek ile algı arasındaki fark giderek açılıyor.
Yapılmayan işler anlatılıyor, yapılan işler sahipleniliyor.
Sorumluluk paylaşılmıyor ama başarı paylaşılıyor.
Oysa bu şehir artık şunu istiyor:
Rol değil, icraat.
Sahne değil, sonuç.
Son söz:
Aydın’da siyaset artık bir tiyatro sahnesine dönmüşse, seyirci de alkışlamayı bırakır, sorgulamaya başlar.
Ve unutulmamalı:
Bu şehirde perde kapanmaz…
Ama gerçek er ya da geç sahneye çıkar.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.