Dr. Metin AYDIN
Aydın’da kalıcı tarım hasarı onarıcı tarımla giderilemez
Rüzgâr enerji santralleri (RES), fosil yakıt kullanımını ve sera gazı salımlarını azaltma açısından önemli bir yenilenebilir enerji kaynağıdır. Ancak yanlış yerde kurulmaları, çok sayıda türbinin aynı bölgede yoğunlaşması ve çevresel etkilerin yeterince denetlenmemesi durumunda tarım alanları, doğal yaşam, su kaynakları ve kırsal yaşam üzerinde ciddi olumsuzluklar oluşturabilir.
Zararın büyüklüğü; santralin konumuna, türbin sayısına, yol ve enerji nakil hattı güzergâhlarına, arazi yapısına ve işletme biçimine bağlıdır.

RES’lerin tarıma ve çiftçilerin ekonomisine etkileri söz konusudur. Bunlar: Tarım arazilerinin kaybı ve parçalanması; Zeytinlikler, meyve bahçeleri ve özel ürün alanlarında kayıplar; Toprak yapısının bozulması ve erozyonu; Üretim maliyetleri ve arazi gelirlerinde kayıplar.
RES’lerin çevreye ve doğal yaşam üzerine etkileri de söz konusudur. Bunlar:
Kuşlar ve yarasaların göç yollarının bozulması; Habitat kaybı ve ekosistem parçalanması;
Gürültü, gölge titreşimi ve görsel etkileri; Su kaynakları ve hidrolojik yapı üzerine etkiler.
Aydın gibi incir, zeytin, kestane ve üzüm üretiminin ekonomik ve kültürel açıdan önemli olduğu bir bölgede, RES projeleri yalnızca türbinlerin kapladığı alan üzerinden değerlendirilmemelidir.
Özellikle şu konular araştırılmalıdır: Türbinlerin, servis yollarının ve enerji nakil hatlarının mevcut incir, zeytin ve kestane bahçelerle kesişip kesişmediği; Arazinin verimliliği, sulama durumu ve tarımsal üretim potansiyeli; Aynı bölgede mevcut ve planlanan RES'lerin, yolların ve nakil hatlarının birlikte oluşturduğu baskı; Yağışla oluşan yüzey akışının, dere yataklarının ve sulama altyapısının etkilenip etkilenmediği; Türbin yerleşiminin bilimsel saha araştırmalarıyla değerlendirilmesi.
RES'lerin iklim değişikliğini azaltma yararı gerçektir; ancak bu yarar, her arazinin RES için uygun olduğu anlamına gelmez. Özellikle verimli tarım arazilerinde ve yüksek ekonomik değere sahip meyve bahçelerinde enerji üretimi ile tarımsal üretim arasındaki tercih, bilimsel veriler ve bölgenin uzun vadeli ekonomik çıkarları dikkate alınarak yapılmalıdır.
RES zararlarını azaltmak için:
•Öncelikle doğru yer seçilmeli. Değerli tarım arazileri, hassas doğal alanlar ve kuş göç koridorları için alternatif yerler karşılaştırılmalı.
•Sadece türbin alanı değil, bütün proje incelenmeli.Temeller, bağlantı yolları, şalt sahaları, nakil hatları ve inşaat alanları aynı değerlendirmeye alınmalı.
•Tarım alanları inşaat sırasında korunmalı. Üst toprak ayrı saklanmalı, drenaj düzenlenmeli, bozulan yollar ve sulama sistemleri onarılmalı.
•Kuş ve yarasalar izlenmeli. Saha araştırmalarına göre uygun zamanlarda türbin durdurma sistemleri ve diğer koruyucu önlemler uygulanmalı.
•Çiftçinin kaybı ölçülmeli. Ürün kaybı, araziye erişim, sulama altyapısı ve üretim maliyetlerindeki değişiklikler belgelenmeli; ilgili mevzuata göre tazmin ve itiraz yolları değerlendirilmelidir.
•İşletme sonu planı hazırlanmalı. Türbinlerin sökülmesi, temellerin ve yolların durumu, atıkların yönetimi ve arazinin yeniden düzenlenmesi güvence altına alınmalı.
Aydın’da Söke, Koçarlı, Didim, Çine ve Köşk gibi ilçelerde toplam 12 rüzgâr enerjisi santralleri ve bu santrallere ait 110 kadar türbin bulunmaktadır.
Aydın’daki RES’lerin toplam kurulu rüzgâr gücü 439 MW’dir.
Bu değerin Aydın’daki kurulu tüm güç içindeki payı yaklaşık %24,7’dir.
Türkiye genelinde ise rüzgâr enerjisi 2024 yılında toplam elektrik üretiminin %10,5’ini karşılamıştır.
EnerjiSa Üretim, Türkiye elektrik piyasasında özel sektör lideri olarak farklı kaynak teknolojilerini kullanarak enerji üretmektedir. Şirketin temel elektrik üretim alanları ve teknolojileri şunlardır:
Rüzgar Enerjisi (19 RES), Hidroelektrik Enerjisi (12 HES), Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralleri (3 DGÇS), Güneş Enerjisi (2 GES), Yerli Linyit Santrali (1).
Aydın İli, Germencik İlçesi ile İzmir İli, Tire İlçesi sınırları içerisinde EnerjiSa tarafından 11 türbin ve 46,2 MWm güce sahip Dampınar Rüzgar Enerji Santrali 2026 yılında faaliyete başlamıştır.
Bu proje 1.975,9 hektar ile çok geniş ruhsat alanına sahiptir. Ruhsat alanında tarım sınıfına giren araziler ile zeytinlikler toplamda yaklaşık 776 hektardır (%40). Geri kalan %60’lık alan ise orman/doğal bitki örtüsü ile kaplıdır.
Buradaki tarım alanlarında incir, zeytin, tarla bitkileri ve diğer tarımsal faaliyetler yapılmaktadır.
Ruhsat alanındaki türbin temelleri ve platformlar kapladıkları parsellerde tarımsal üretim alanını kalıcı olarak azaltmakta. Yeni ve genişletilen yollar tarım arazilerini bölmekte, tarım makinelerinin geçişini ve parseller arası ulaşımını zorlaştırmaktadır. Hafriyat ve üst toprağın sıyrılması verimli üst toprağın kaybına ve sıkışmaya neden olmakta, erozyon olasılığı taşımaktadır. Toz ve inşaat trafiği yakınlardaki bahçelerde yaprakların tozlanmasına ve tarımsal faaliyetlerin aksamasına yol açmakta.
Drenaj ve yüzey akışındaki değişiklikler, suyun tarım parsellerine ulaşmasını engellemekte, araziden uzaklaşmasına sebep olmaktadır.
EnerjiSa Üretim, incirliova İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde 15 Ekim 2026 tarihinde “Onarım Enerjisi” programı kapsamında panel düzenledi. Tarımda onarıcı uygulamaların ele alındığı buluşmada, iklim değişikliğiyle mücadele, toprak sağlığının korunması ve sürdürülebilir üretim konuları değerlendirildi.
Onarıcı tarım; hava, su ve toprak kalitesini iyileştiren, biyolojik çeşitliliği artıran ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olan bir yaklaşımdır. Onarıcı tarım, toprak erozyonunu önlemeye ve toprağın sağlığını iyileştirmeye odaklanır.
İklim değişikliği, çevre kirliliği ve doğal kaynakların tükenmesi gibi çevresel sorunlar, insanlığın ve gezegenimizin geleceğini tehdit etmektedir. Bu sorunları ele almak için, tarım da dahil olmak üzere ekonomik ve sosyal sistemlerin çevresel sürdürülebilirliğe göre yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Onarıcı tarım, bu amaçla geliştirilmiş bir tarımsal yaklaşımdır.
Onarıcı tarım, iklim değişikliğiyle mücadeleye de yardımcı olur. Bu amaçla, sera gazı emisyonlarını azaltmaya, karbon depolama kapasitesini artırmaya, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamaya yardımcı olan uygulamalar kullanılır.
Onarıcı tarım, su kaynaklarını korumaya da odaklanır. Bu amaçla, su tutma kapasitesini artırmaya, suyun verimli kullanılmasını sağlayan, suyun kirlenmesini önlemeye yardımcı olan uygulamalar kullanılır. Onarıcı tarım, sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir fırsattır.
Aydın ili yüzölçümünün %80’ne yakını yenilebilir enerji statüsünde kabul edilen jeotermal enerji santrali (JES), rüzgar enerji santrali (RES), güneş enerji santrali (GES) sahası ilan edilmiştir.
Bugün itibarı ile Aydın ili yüzölçümünün %25’ne yakın alanında bu işletmeler faal hale gelmiştir.
Aydın’da bu enerji üretim santralleri birinci sınıf tarım alanlarında, özel ve nitelikli tarımsal ürün yetiştirilen alanlarda, sulak ve kültürel alanlarda, içme ve kullanma su kaynakları yakınında, yaşam ve sağlık kuruşlarına yakın alanlarlara, doğal yaşam ve koruma alanlarında kurulmaktadır.
Adı yenilenebilir enerji üretim kaynakları olsada bu tarz enerji üretim uygulamaları Aydın’da ciddi boyutta toprak, su ve hava kirliliğine yani çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Bu kirlilikler ise Aydın’da ciddi boyutta tarımsal üretim, sağlık, ekolojik, ekonomik, toplumsal, sosyal ve kültürel sorunlara, iklim değişikliğine sebep olmaktadır.
Bunun sonucunda tüm bu enerji üretim uygulamalarının özellikle kümülatif etkileri sonucu Aydın’da; tarım alanları giderek azalmakta, nitelikli tarımsal üretim azalmakta, tarımsal ürünlerin ekonomik değeri azalmakta-kalitesi bozulmakta, tarımsal üretim yapan çiftçi sayısı ve gelirleri giderek azalmakta, ülkenin tarımsal üretim güvencesi ve sürdürebilirliği tehlikeye girmektedir.
Bu yenilebilir enerji üretim tesisleri Aydın’da su, hava, toprak ve gıda kirliliğine sebep olmakta, sağlık sorunlarına sebep olmaktadır. Bunun sonucu ise Aydın ili Türkiye’de; yerüstü ve yeraltı su kirliliği, toprak kirliliği, hava kirliliğinin en fazla olduğu iller arasında gelmekte, tarımsal ürünler ağır metal kirliliği nedeni ile sağlıklı ürün niteliğini kaybetmektedir.
Bugün Aydın ili tüm bu kirlilikler nedeni Türkiye’de, Dolaşım sistemi hastalıklarına, kansere, solunum sistemi hastalıklarına bağlı hastalık ve ölümlerin en fazla görüldüğü iller arasında yer almaktadır.
İşte bu ortamda EnerjiSa Üretim, incirliova İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde 15 Ekim 2026 tarihinde “Onarım Enerjisi” programı kapsamında panel düzenlemiştir.
Çok geniş ruhsat alanında incir ve zeytin bahçelerinde, ormanlık alanda RES kuran EnerjiSa Üretim şirketinin bölgedeki tarıma ve çiftçilerin ekonomisine, çevreye ve doğal yaşam üzerine zarar verici etkileri ve tehditleri söz konusudur.
Aydın’daki yenilebilir enerji üretim tesislerinin sebep oldukları çevre, sağlık, ekonomi ve tarım üzerine zarar verici etkileri ortada iken EnerjiSA şirketinin halka ve kamuoyuna yönelik düzenlediği “Onarım Enerjisi” konulu panelini anlamak ve kabul etmek gerçekten zordur.
Bu söylem yada iddia olsa olsa Aydın’daki gerçeklikten uzak, tamamen algı oluşturmaya yönelik bir etkinlikten öte başka bir şey değildir.
Hele hele panelin düzenlendiği İncirliova İncir Araştırma Enstitüsü tarafından 2015 yılında yapılan bir araştırmada yenilenebilir enerji üretim tesislerinden biri olan JES’lerin incirler üzerine zararları ortaya çıkarılmış olmasına ve bu etkilerin her geçen gün artan zararlı etkileri ortada olmasına rağmen bu tesislerin hala kendilerini yenilebilir bir enerji kaynağı olduklarını söylemeleri , tarım-çevre-sağlık-doğal ve kültürel yaşam üzerine zarar verici etkimiz yoktur demeleri gerçeklikten çok uzak ve doğru olmayan bir söylem ve iddiadır.
Aydın’daki yenilenebilir enerji üretim tesislerinin tarım, çevre, sağlık, toplumsal ve kültürel yaşam, ekonomi üzerinde sebep oldukları etkiler “Onarım Enerjisi” gibi palyatif ve pansuman tedbirleri ile giderilebilecek boyutu çoktan geçmiştir. Aydın’daki sorunlar bu aşamadan sonra ancak radikal, bilimsel, acil ve gerçekçi tedbir ve uygulamalar ile çözüm bulabilir.
O da Büyük Menderes Havzasının bir tarım havzası olduğu kabul etmek, havzanın enerji üretim üssü haline getirilme istek ve uygulamalarına bir an önce son verilmesinden başkası değildir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.