Dr. Metin AYDIN
Aydın’da yeraltı ve içme suyu güvenliği: Jeotermal enerji üretimi, hidrojeolojik riskler ve J-700 Projesi örneği
Su kaynaklarının miktar ve kalite bakımından korunması, halk sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından temel öneme sahiptir. Aydın ili, içme ve kullanma suyunda yeraltı su kaynaklarına yüksek düzeyde bağımlı olması ve Büyük Menderes Havzası’nın önemli jeotermal alanlarından birini barındırması nedeniyle su güvenliği açısından özel bir konuma sahiptir. İlde jeotermal elektrik üretiminin yoğunlaşması, jeotermal rezervuarlar ile sığ tatlı su akiferleri arasındaki hidrojeolojik ilişkilerin dikkatle değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu çalışmada Aydın’da yeraltı ve içme suyu güvenliği; hidrojeoloji, jeotermal enerji üretimi, jeotermal akışkanların hidrojeokimyasal özellikleri ve çevresel etkiler bağlamında değerlendirilmiştir. Ayrıca Efeler ilçesi Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar mahalleleri çevresinde ÇED süreci Eylül 2026’da başlatılan, iki santral ve toplam 48 üretim/reenjeksiyon kuyusu içeren J-700 projesi örnek olay olarak ele alınmıştır. Mevcut resmi çevre raporları Aydın’da 39 jeotermal elektrik santrali, 881,89 MWe kurulu güç ve yıllık 364 hm³ jeotermal akışkan kullanımından söz etmektedir.
Literatür, Büyük Menderes Havzası’ndaki jeotermal akışkanların özellikle bor bakımından yüksek konsantrasyonlara sahip olabileceğini ve jeotermal suların yüzey ve yeraltı su sistemleriyle etkileşiminin çevresel açıdan önem taşıdığını göstermektedir. Bununla birlikte, jeotermal santral sayısındaki artış ile yeraltı suyunun kirlenmesi arasında doğrudan nedensellik kurulabilmesi için uzun dönemli, mekânsal olarak eşleştirilmiş hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal verilere ihtiyaç vardır.
Çalışmanın temel sonucu, Aydın’da jeotermal faaliyetlerin değerlendirilmesinde yalnızca santral sayısının değil; üretim ve reenjeksiyon kuyularının konumu, derinliği, kuyu bütünlüğü, akiferler arasındaki hidrojeolojik bağlantılar, fay ve çatlak sistemleri, reenjeksiyon koşulları ve içme suyu kuyularının konumlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir. J-700 projesi özelinde ise jeotermal kuyular ile ASKİ içme suyu kuyularının ortak bir coğrafi bilgi sistemi ve hidrojeolojik model üzerinde değerlendirilmesi önerilmektedir.
1. Giriş
Su, canlı yaşamının temel bileşenlerinden biri olup insan sağlığı, tarımsal üretim, ekosistemlerin devamlılığı ve ekonomik faaliyetler açısından vazgeçilmez bir doğal kaynaktır. Güvenli içme suyuna erişim yalnızca bireysel sağlık açısından değil, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve toplum sağlığının korunması bakımından da temel bir halk sağlığı gereğidir.
Su kaynaklarının değerlendirilmesinde miktar kadar kalite de önem taşımaktadır. Kimyasal veya mikrobiyolojik açıdan kirlenmiş suların içme, kullanma veya sulama amacıyla kullanılması insan sağlığı yanında toprak, bitki, hayvan ve ekosistemler üzerinde de etkiler oluşturabilir.
Bu nedenle su kaynaklarının korunması; su → toprak → bitki → hayvan → insan şeklindeki ekolojik ve halk sağlığı zincirinin bütünlüğünün korunması anlamına gelmektedir.
Aydın ili bu açıdan özel bir öneme sahiptir. Büyük Menderes Havzası içerisinde yer alan Aydın, hem yoğun tarımsal faaliyetlerin hem de Türkiye’nin en önemli jeotermal üretim bölgelerinden birinin bulunduğu bir alandır.
Resmi çevre durum raporlarında Aydın’ın yeraltı suyu potansiyeli DSİ Büyük Menderes Master Planı verilerine göre 4.092 hm³/yıl, emniyet rezervi ise 292 hm³/yıl olarak verilmiştir. Aynı raporlarda 39 jeotermal elektrik santralinin toplam 881,89 MWe kurulu güce sahip olduğu ve yıllık 364 hm³ jeotermal akışkan kullanıldığı belirtilmektedir.
Bu rakamlar, Aydın’da jeotermal sistem ile yeraltı suyu yönetiminin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini göstermektedir.
2. Aydın’da Yeraltı Sularının Stratejik Önemi
Yeraltı suları Aydın’ın içme suyu, tarımsal sulama ve çeşitli ekonomik faaliyetleri açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
ASKİ’nin faaliyet raporları, Aydın’da içme suyunun sürdürülebilir biçimde sağlanması için yeraltı suyu potansiyelinin belirlenmesine ve sondaj kuyularına ilişkin çalışmaların sürdürüldüğünü göstermektedir.
Bununla birlikte Aydın Çevre Durum Raporu önemli bir veri eksikliğine de işaret etmektedir. Raporda yeraltı suyu akiferleri, kullanım amaçları ve yıllık yeraltı suyu çekim miktarlarına ilişkin yeterli bilgiye ulaşılamadığı belirtilmektedir.
Bu durum akademik ve yönetsel açıdan önemlidir.
Çünkü bir havzanın su güvenliği yalnızca mevcut su miktarının bilinmesiyle değerlendirilemez. Aşağıdaki değişkenlerin birlikte izlenmesi gerekir:
- yeraltı su seviyesi,
- akiferlerin hidrolik özellikleri,
- yıllık çekim miktarı,
- beslenme alanları,
- suyun kimyasal bileşimi,
- kirletici kaynaklar,
- jeotermal rezervuarlarla hidrojeolojik bağlantılar,
- iklim ve kuraklık eğilimleri.
Dolayısıyla Aydın’da yeraltı suyu yönetiminin temel hedefi yalnızca “yeterli su var mı?” sorusuna cevap vermek değil, aynı zamanda “mevcut su güvenli ve sürdürülebilir mi?” sorusunu yanıtlamaktır.
3. Büyük Menderes Havzası ve Jeotermal Sistem
Aydın’ın jeotermal sistemleri Büyük Menderes Grabeninin jeolojik ve tektonik yapısıyla yakından ilişkilidir.
Germencik–İncirliova jeotermal alanında yapılan hidrojeolojik araştırmalar, sistemin Menderes Grabeninin batı bölümünde yer aldığını; çatlaklı metamorfik kayaçlar, karstik mermerler ve bazı Neojen çökellerinin rezervuar özellikleri gösterebildiğini ortaya koymuştur. Neojen yaşlı kiltaşı ve çamurtaşları ise bazı kesimlerde örtü kaya niteliği taşımaktadır.
Büyük Menderes Grabeni üzerine yapılan hidrojeolojik ve izotopik araştırmalar da jeotermal sistemlerin aktif graben faylarıyla kontrol edildiğini ve bazı alanlarda derin dolaşım ile sığ soğuk sular arasındaki hidrojeolojik ilişkilerin bulunduğunu göstermektedir.
Bu jeolojik yapı Aydın’daki jeotermal kaynakların enerji üretimi açısından önemli bir avantajıdır.
Ancak aynı özellik, hidrojeolojik açıdan dikkat edilmesi gereken bir husus da oluşturur.
Çünkü faylar ve kırık sistemleri bir taraftan jeotermal akışkanların dolaşımını sağlarken, diğer taraftan farklı hidrojeolojik birimler arasında hidrolik bağlantı oluşturabilecek yapılar olabilir.
Bu nedenle Aydın’da jeotermal faaliyetlerin çevresel değerlendirilmesinde fay sistemlerinin yalnızca deprem açısından değil, yeraltı suyu hidrojeolojisi açısından da incelenmesi gerekir.
4. Jeotermal Akışkanların Su Kalitesi Açısından Önemi
Jeotermal akışkanların kimyasal bileşimi jeotermal sistemin jeolojisi, sıcaklığı, rezervuar kayacı ve su-kaya etkileşimleriyle ilişkilidir.
Germencik–İncirliova alanındaki araştırmalarda sıcak suların yüksek bor konsantrasyonları içerebildiği ortaya konmuştur. Araştırmacılar, bu nedenle jeotermal akışkanların kullanım sonrasında rezervuara yeniden basılmasının, yani reenjeksiyonun, havzanın korunması açısından önem taşıdığını belirtmektedir.
Büyük Menderes Havzası’ndaki daha eski araştırmalar da jeotermal kaynakların bor açısından önemli olabileceğini göstermiştir.
Koç’un çalışmasında jeotermal atık suların Büyük Menderes Nehri’ndeki bor yüküyle ilişkisi incelenmiş ve borun sulama suyu aracılığıyla topraklarda birikmesinin tarımsal üretim açısından sorun oluşturabileceği belirtilmiştir.
Benzer biçimde Akar’ın araştırması, Büyük Menderes Nehri’ndeki bor konsantrasyonları ile jeotermal faaliyetler arasındaki ilişkiyi incelemiş ve borun sulama yoluyla toprak ve ürünler açısından önem taşıdığını göstermiştir.
Dolayısıyla jeotermal suyun çevresel etkisi yalnızca “atık suyun yüzey suyuna boşaltılması” şeklinde ele alınmamalıdır.
Jeotermal akışkanın: rezervuar → üretim kuyusu → santral → reenjeksiyon kuyusu → rezervuar döngüsünün tamamı değerlendirilmelidir.
5. Jeotermal Üretim ile Yeraltı Suyu Kirliliği Arasındaki İlişki
Jeotermal üretimin varlığı tek başına yeraltı suyunun kirlendiğini göstermez.
Bilimsel açıdan daha doğru yaklaşım şöyledir:
Jeotermal üretim → potansiyel hidrojeolojik baskı ancak jeotermal üretim → kesin yeraltı suyu kirliliği şeklinde doğrudan bir sonuç çıkarılamaz.
Bir jeotermal sistemin sığ tatlı su akiferini etkileyip etkilemeyeceği birçok faktöre bağlıdır:
- Rezervuarın jeolojik yapısı,
- Örtü kaya özellikleri,
- Fay ve çatlak sistemleri,
- Üretim kuyularının derinliği,
- Reenjeksiyon kuyularının derinliği,
- Kuyu çimentolaması,
- Kuyu muhafaza borularının bütünlüğü,
- Üretim ve reenjeksiyon basınçları,
- Reenjeksiyon debisi,
- Jeotermal ve sığ akiferler arasındaki hidrolik bağlantı,
- Yeraltı suyu akım yönü,
- Doğal ve antropojenik beslenim koşullarıdır.
Dolayısıyla çevresel risk değerlendirmesinde kuyu sayısı önemli olmakla birlikte tek başına yeterli bir gösterge değildir.
6. Reenjeksiyonun Önemi
Jeotermal enerji üretiminde kullanılan akışkanın rezervuara geri basılması, hem kaynak sürdürülebilirliği hem de yüzeysel çevrenin korunması bakımından temel uygulamalardan biridir.
Ancak reenjeksiyonun bulunması tek başına riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Reenjeksiyonun güvenli olup olmadığının değerlendirilmesi için şu soruların yanıtlanması gerekir:
- Reenjeksiyon kuyusu hangi formasyona açılmıştır?
- Üretim ve reenjeksiyon kuyuları arasındaki mesafe nedir?
- Rezervuarın doğal akım yönü nedir?
- Reenjeksiyon basıncı ne kadardır?
- Reenjeksiyon akışkanı hangi sıcaklık ve kimyasal bileşimdedir?
- Fay sistemleri reenjeksiyon zonuna bağlanıyor mu?
- Sığ akiferlerle hidrolik bağlantı bulunuyor mu?
- Uzun dönemli izleme kuyuları mevcut mudur?
Bu nedenle Aydın’da reenjeksiyon sistemi “atık suyu yeraltına gönderme” şeklinde basit bir işlem olarak değil, kontrollü bir rezervuar yönetimi ve hidrojeolojik risk yönetimi sistemi olarak ele alınmalıdır.
7. J-700 Projesi: Aydın İçme Suyu Güvenliği Açısından Yeni Bir Vaka
2026 yılı Eylül ayında Efeler ilçesi Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar mahalleleri çevresindeki J-700 ruhsat sahasında planlanan jeotermal enerji santrali ve kaynak arama projesi için ÇED süreci başlatılmıştır.
Proje iki santral ünitesi öngörmektedir:
2 × 33 MWe = 66 MWe
Proje kapsamında toplam 48 kuyu planlanmaktadır
Bölüm | Üretim kuyusu | Reenjeksiyon kuyusu | Toplam |
Santral-1 | 9 | 6 | 15 |
Santral-2 | 18 | 15 | 33 |
Toplam | 27 | 21 | 48 |
Projenin iki santral için toplam jeotermal akışkan kullanımının 3.700 ton/saat olması planlanmaktadır. Proje alanının santral, kuyu sahaları ve isale hatları dahil yaklaşık 673.400 m² (67,34 hektar) olduğu çeşitli ÇED dosyası haberleştirmelerinde belirtilmektedir.
Bu proje, Aydın’da jeotermal enerji ile içme suyu güvenliği arasındaki ilişkinin somut biçimde araştırılması bakımından önemli bir vaka oluşturmaktadır.
8. J-700 Alanında Temel Hidrojeolojik Soru
J-700 projesi açısından bilimsel olarak sorulması gereken temel soru:
Planlanan üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile bölgedeki içme suyu akiferleri arasında hidrojeolojik bir bağlantı bulunmakta mıdır?
Bu soru yalnızca kuyular arasındaki yatay mesafe ölçülerek cevaplanamaz.
Örneğin iki kuyu arasındaki yatay uzaklığın 500 metre veya 1 kilometre olması tek başına güvenli veya güvensiz olduğu sonucunu doğurmaz.
Bunun yerine aşağıdaki bilgiler birlikte değerlendirilmelidir:
Kuyu koordinatı
↓
Kuyu derinliği
↓
Jeolojik kesit
↓
Akifer
↓
Fay/çatlak sistemi
↓
Yeraltı suyu akım yönü
↓
Üretim basıncı
↓
Reenjeksiyon basıncı
↓
Kimyasal bileşim
↓
İzotopik özellikler
↓
İçme suyu kuyusu
Bu yaklaşım, gerçek hidrojeolojik riskin belirlenmesi açısından çok daha değerlidir.
9. J-700 ve İçme Suyu Kuyuları İçin Önerilen GIS Analizi
Çalışmanın en önemli metodolojik önerilerinden biri, J-700 projesindeki 48 kuyunun ASKİ içme suyu kuyuları ile aynı GIS ortamında değerlendirilmesidir.
Her kuyu için aşağıdaki veri tabanı oluşturulmalıdır:
Veri | Jeotermal kuyu | İçme suyu kuyusu |
Koordinat | ✓ | ✓ |
Kuyu derinliği | ✓ | ✓ |
Kuyu tipi | Üretim/Reenjeksiyon | İçme suyu |
Akifer | ✓ | ✓ |
Jeolojik birim | ✓ | ✓ |
Statik su seviyesi | ✓ | ✓ |
Dinamik su seviyesi | ✓ | ✓ |
Debi | ✓ | ✓ |
Sıcaklık | ✓ | ✓ |
pH | ✓ | ✓ |
EC/TDS | ✓ | ✓ |
Bor | ✓ | ✓ |
Arsenik | ✓ | ✓ |
Florür | ✓ | ✓ |
Klorür | ✓ | ✓ |
Sodyum | ✓ | ✓ |
Ağır metaller | ✓ | ✓ |
İzotoplar | ✓ | ✓ |
Buna ek olarak:
- fay hatları,
- jeolojik formasyonlar,
- Büyük Ova sınırı,
- tarım alanları,
- sulama alanları,
- içme suyu koruma alanları,
- yüzeysel su kaynakları,
- mevcut JES’ler,
- mevcut üretim ve reenjeksiyon kuyuları aynı GIS sistemine aktarılmalıdır.
10. İzleme Sistemi
Aydın’da jeotermal faaliyetlerin yoğun olduğu alanlarda yalnızca santral çevresinde ölçüm yapılması yeterli değildir.
Hidrojeolojik izleme ağı oluşturulmalıdır.
Önerilen sistem:
A. Yeraltı suyu
Üç boyutlu izleme ağı:
- sığ akifer,
- orta derinlikli akifer,
- derin akifer/jeotermal rezervuar.
B. Kimyasal izleme
Özellikle:
- bor,
- arsenik,
- florür,
- klorür,
- sodyum,
- potasyum,
- kalsiyum,
- magnezyum,
- sülfat,
- bikarbonat,
- amonyum,
- ağır metaller,
- toplam çözünmüş madde
izlenmelidir.
C. Fiziksel parametreler
- sıcaklık,
- pH,
- elektriksel iletkenlik,
- debi,
- su seviyesi.
D. İzotopik izleme
Gerektiğinde:
- δ¹⁸O,
- δ²H,
- trityum,
- karbon izotopları
kullanılarak jeotermal ve sığ yeraltı suyu arasındaki olası karışım araştırılmalıdır.
11. Tartışma
Aydın’daki mevcut bilimsel veriler, jeotermal sistemlerin Büyük Menderes Grabeni’nin aktif tektonik yapısıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Ayrıca Germencik–İncirliova alanındaki çalışmalar, jeotermal akışkanların yüksek bor konsantrasyonları içerebildiğini ortaya koymuştur.
Büyük Menderes Havzası’ndaki tarımsal sistemlerde borun çevresel önemine ilişkin araştırmalar da mevcuttur.
Bununla birlikte bu bulguların J-700 projesinin içme suyu kuyularını kirleteceği anlamına gelmediği özellikle vurgulanmalıdır.
Bilimsel olarak mevcut durumda söylenebilecek daha doğru ifade şudur:
J-700 projesinin bulunduğu bölgede jeotermal sistem ile içme suyu akiferleri arasındaki hidrojeolojik ilişkinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Bu ayrım önemlidir.
Çünkü çevresel risk değerlendirmesinde potansiyel risk ile kanıtlanmış etki birbirinden ayrılmalıdır.
12. ÇED Açısından Veri İhtiyacı
J-700 projesinin değerlendirilmesinde aşağıdaki verilerin açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulması bilimsel açıdan önemlidir:
- 48 kuyunun kesin koordinatları,
- Her kuyunun hedef derinliği,
- Üretim/reenjeksiyon zonları,
- Kuyu konstrüksiyon projeleri,
- Çimentolama programları,
- Rezervuar basıncı,
- Reenjeksiyon basıncı,
- Jeotermal akışkanın tam kimyasal analizi,
- İçme suyu kuyularının koordinatları,
- İçme suyu kuyularının derinlikleri,
- Akifer bilgileri,
- Statik ve dinamik su seviyeleri,
- Yeraltı suyu akım yönü,
- Fay ve kırık sistemleri,
- Kaynak ve beslenim alanları,
- Mevcut yeraltı suyu kalite verileri,
- Uzun dönemli izleme verileri,
- Mevcut JES’lerle kümülatif hidrojeolojik etki.
Özellikle 48 jeotermal kuyunun mevcut içme suyu kuyularıyla aynı hidrojeolojik sistem içinde bulunup bulunmadığı ortaya konulmadan yalnızca yatay mesafeye dayalı bir değerlendirme yeterli olmayacaktır.
13. Sonuç ve Öneriler
Aydın’da yeraltı ve içme suyu güvenliği, ilin yoğun tarımsal faaliyetleri ve yüksek jeotermal potansiyeli nedeniyle stratejik bir çevre ve halk sağlığı konusudur.
Mevcut resmi raporlar Aydın’da çok sayıda jeotermal elektrik santralinin bulunduğunu ve önemli miktarda jeotermal akışkanın kullanıldığını göstermektedir.
Bilimsel çalışmalar ise Büyük Menderes Havzası jeotermal sistemlerinde yüksek bor içeriği, derin dolaşım, fay kontrollü akış ve sığ su sistemleriyle hidrojeolojik ilişkiler gibi konuların önemini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle Aydın’daki jeotermal faaliyetlerin çevresel değerlendirilmesi santral bazında değil, havza ve hidrojeolojik sistem bazında yapılmalıdır.
Özellikle J-700 projesi bakımından:
48 jeotermal kuyu + mevcut içme suyu kuyuları + akiferler + faylar + reenjeksiyon sistemi + yeraltı suyu akım yönleri aynı model içerisinde değerlendirilmelidir.
Bu yaklaşım, “JES kesin olarak içme suyunu kirletir” şeklindeki bilimsel olarak henüz kanıtlanmamış bir iddiadan da, “jeotermal üretimin içme suyuna hiçbir etkisi olamaz” şeklindeki doğrulanmamış bir varsayımdan da kaçınmayı sağlar.
Bilimsel açıdan en uygun yaklaşım ölçmek, modellemek, izlemek ve değişimi erken aşamada tespit etmektir.
Bu bağlamda Aydın için önerilen temel politika:
“Jeotermal enerji üretiminin geliştirilmesi ile içme suyu kaynaklarının korunmasını birlikte güvence altına alan, havza ölçekli ve sürekli hidrojeolojik izleme sistemi.”
Özellikle J-700 projesi için ise ÇED sürecinin önemli bilimsel bileşenlerinden biri, ASKİ ve DSİ’nin kuyu verilerinin ÇED dosyasındaki 48 jeotermal kuyu verileriyle birleştirilerek üç boyutlu hidrojeolojik model oluşturulması olmalıdır.
Kaynakça
- Aydın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü. Aydın İli 2022 Çevre Durum Raporu.
- Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü. 2022 Yılı Faaliyet Raporu.
- Parkın HP. Germencik-İncirliova (Aydın) jeotermal alanlarının hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal incelenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü; 2012.
- Şimşek Ş. Hydrogeological and isotopic survey of geothermal fields in the Büyük Menderes graben, Turkey. Geothermics. 2003;32:669–678.
- Koç C. Effects on environment and agriculture of geothermal wastewater and boron pollution in Great Menderes Basin. Environmental Monitoring and Assessment. 2007;125:377–388.
- Akar D. Potential Boron Pollution in Surface Water, Crop, and Soil in the Lower Büyük Menderes Basin. Environmental Engineering Science. 2007;24(9):1273–1279.
- Özgür N. Origin of High Boron Contents of the Thermal Waters of Kızıldere and Vicinity, Western Anatolia, Turkey. International Geology Review. 2001;43(10):910–920.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. J-700 İşletme Ruhsatlı Sahada Jeotermal Enerji Santrali ve Kaynak Arama Projesi – ÇED süreci, Eylül 2026. Proje bilgileri çeşitli güncel kaynaklarda ÇED başvuru dosyasına dayanılarak aktarılmıştır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.