Şerif KUTLUDAĞ
Aydınlılara bir öneri!..
Manisalılar “Yaşayan Festival” 486. Uluslararası Mesir Macunu Festivali’ni yaşadılar ve yaşattılar 21-26 Nisan 2026 tarihleri arasında…
Manisa Mesir Macunu Festivalinin, kökleri 16. yüzyıla 1527-1539 yıllarına dayanan, 480 yılı aşkın bir şifa ve kültür geleneğidir.
UNESCO'nun "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi"nde yer alan bu festivalinin başlangıç hikâyesi de şöyledir:
Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan, Manisa'da bulunduğu bir dönemde ciddi bir hastalığa yakalanır ancak dönemin hekimleri tarafından iyileştirilemez.

Manisa'daki Sultan Camii Medresesi'nin başhekimi olan Merkez Efendi namıyla bilinen aslen Denizli’nin Buldan ilçesinin Sarımahmutlu Köyünden olan Musa Muslihiddin, Hafsa Sultan'ın hastalığı için aralarında baharat, şifalı otlar ve köklerin bulunduğu 41 çeşit bitkiyi karıştırarak özel bir macun hazırlar.
Bu karışımı yiyerek sağlığına kavuşan Hafsa Sultan, macunun halka da dağıtılmasını ve şifa olmasını ister. Böylece, her yıl Nevruz haftasında 21 Mart civarında Sultan Camii'nin kubbe ve minarelerinden halka macun saçılması geleneği başlar…
İşte bu gelenekten hareketle Aydın’ı yöneten yöneticilere olsun, STK’ların başkan ve yönetim kurulu üyelerine olsun bir önerim var:
Aydın’ın dünya ölçeğinde bilinen bir ürünü var: İncir!..
İncirin öne çıkarıldığı ciddî bir festival yapılamaz mı?
Biliyorum Aydın’ın Germencik ilçesinde olsun, Buharkent ilçesinde olsun, incir konulu festival yapılıyor.
Benim önerim, aynen Manisa gibi Aydın’ın da dünya ölçeğinde İncir merkezli bir festivalinin olmasıdır. Bu konuda hareket noktası kurutulmuş incir olmalıdır ve kurutulmuş incirlerin piyasaya sürüldüğü zaman dilimi esas olmalıdır.
Aydın’ı tanımlarken “Dağlarından yağ, ovasından bal akan memleket!..” sözünden hareketle incir festivali hayata geçirilebilir.
Bunun olması için illâ Manisa’daki gibi tarihî bir olayın yaşanmasının gerekmediği kanaatindeyim.
Güzeli ve güzelliği sergilemek için beklememek gerektiğini düşünüyorum.
Mademki Aydın inciriyle meşhur bir ilimizdir; hem çiftçileri tarımsal anlamda özendirmek için, hem de incirin dünya insanıyla buluşturulmasına hız kazandıracak yeni sanayi oluşumları için böyle bir festivalin Aydın’a çok yakışacağını düşünüyorum…
İncirin borsası neden Aydın’da olmasın ve neden dünya pazarlarına Aydın inciri ulaşmasın…
Kur’an’da geçen Tin Suresi “Andolsun İncire ve Zeytine.” der.
Tîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 95. suresidir ve 8 ayetten oluşur. Mekke döneminde nazil olduğu kabul edilir. Sure, adını ilk ayetinde geçen “tîn” (incir) kelimesinden alır.
İncirin adının verildiği Tin Suresi’nde geçen “İncire ve zeytine andolsun.” ayetinde Allah’ın incire “andolsun” şeklinde yemin etmesi, bizlere bu meyvenin ehemmiyetini göstermektedir.
Allah Resûlü de incirin cennet meyvelerinden biri olduğunu belirterek onu şu şekilde methetmektedir: “İncir yiyin. Eğer Cennet’ten inen bir meyve söyleyecek olsaydım, bunun incir olduğunu söylerdim.”
İncir, Allah’ın insanlar üzerindeki rahmetinin bir göstergesidir. Rabbimiz bu mübarek meyve içinde, insanın ihtiyacı olan maddeleri, onun sağlığına uygun bir denge ile adeta paketlenmiş bir şekilde bizlere sunmuştur.
Demek ki Aydınlılar da Kur’an’ı delil gösterip, incirin kutsallığını öne çıkararak bir festivali başlatabilirler…
GÜL/AYDIN… SEVGİLERİMLE…

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.