Ali AKSÜT
Baba yüreği…
Baba yüreği bu…
O yürekte ne var, ne yok kim bilebilir?
Yüreğin içini kim görebilir?
Baba yüreği ağırdır; yaralıdır, yorgundur. Bazen pırıl pırıl kuş kanatları gibi sevinçten uçmak ister.
Tıp fakültesini bölüm birincisi olarak bitiren kızının mezuniyet töreninde kepini havaya fırlattığı, beyaz önlüğünü giydiği günü yaşayan bir baba… Sağlık alanında insanlığa hizmet edecek evladının gururunu taşır. Bu bekleyiş, yılların emeği ve fedakârlığının sonucunda ulaşılmış bir hedefin zaferidir. Herhalde en büyük Babalar Günü hediyesi budur.
Ama hayat sadece başarı ve mutluluklardan ibaret değildir. Acılar, sıkıntılar, başarısızlıklar da vardır. Bazen umutlar kırılır, kapılar kapanır, insan çaresiz kalır.
Yemeyip yediren, giymeyip giydiren, binbir sıkıntıyla okuttuğu kızının üniversiteyi bitirip öğretmen olduğu halde 5–6 yıldır atanamaması baba yüreğini yaralar. Genç kızımız psikolojik bunalıma sürüklenir. Aynı durumda olan 60 binden fazla öğretmen adayıyla birlikte hak aramak için seslerini duyurmaya çalışırlar. Ancak hak arayanlar çoğu kez yeni sıkıntılarla karşılaşır.
En büyük itirazları mülakat sınavınadır. Yazılı sınavda yüksek puan alanlar, siyasi referanslarla mülakatta düşük puan verilerek elenirken; düşük yazılı puanlı bazı adaylar torpille yüksek mülakat puanı alıp göreve başlatılır. İşte esas feryat budur: Adaletsizliğe, liyakatsizliğe karşı bir çığlık…
Bu gençler öfke doludur. Günlük yaşamlarında gülmeyi bile unutmuşlardır.
Peki ya babalar?
İnşaatta amelelik yapan, kamyon şoförlüğü, maden işçiliği, belediyelerde temizlik işçiliği yapan binlerce baba… Çocuklarına aydınlık bir gelecek sunmak için didinen bu insanlar da çarpık sistemin kurbanıdır.
Geçtiğimiz hafta 2 milyon 400 bin gencimiz YKS sınavına girdi. Ama sonuçta üniversiteyi bitiren diplomalı işsizler ordusuna yeni katılımlar olacak. Bugün 4–5 milyon gencimiz işsiz, evlerinden çıkmadan yaşamaya çalışıyor.
Yazık değil mi umutla yetiştirdiğimiz bu gençlere? Hani genç nüfusumuzla övünüyorduk? İşsizlik ve ekonomik sıkıntılar evlilik sorumluluğunu da kısıtladı. Diploması olduğu halde atanamayan öğretmen evlilik düşünebilir mi?
Şair Abdülhak Hamit’in dediği gibi:
“Tat yok gecesinde gündüzünde,
Ben neyleyim bu yeryüzünde…”
Emekli babalar, dört gözle evlatlarının mürüvetini beklerken onların yaşadığı sıkıntılarla kahroluyor.
Neşet Ertaş’a sormuşlar:
Üstadın yüreği öylesine yangınlarla doludur ki,
“Çekmediğimiz derdin türküsünü söylemeyiz…” demiş.
Hz. Ali’ye sormuşlar:
“Neden durgunsunuz?”
Cevabı ibretliktir:
“Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahil…”
Baba yüreği bu…
Bu ülkede yaşamak, baba olmak kolay değil. Babalar Günü’nü kutlamak kolay değil.
Ahh… Bütün babaların yürek acılarını dindirecek, onları güldürecek, mutlu edecek Babalar Günü dileklerimle…
Kalın sağlıcakla.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.