Cumhuriyet için harekete geç!

Osman Tali Bey’in kaleme aldığı bu yazı, güçlü bir eleştiri ve aynı zamanda bir çağrı niteliğinde. Atatürk’ün “Şeyh olanak buluyor da, siz niye bulamıyorsunuz!” sözünden yola çıkarak, Cumhuriyet’i sahiplenmeyen, üretmeyen, yalnızca şikâyet eden kesimlere sert bir ayna tutuyor. Bugün de aynı sorumluluk eksikliğinin sürdüğünü vurgulayan metin, okurları pasiflikten sıyrılıp harekete geçmeye davet ediyor: Okullar ve medya organları kurarak, fakir ama zeki çocukları Cumhuriyet’e kazandırmak gerektiğini hatırlatıyor.

Gerçeklerin acı olduğunu söylemekten çekinmeyen yazı, sonunda “Hadi çalışmaya başlayalım!” çağrısıyla bitiyor. Bu nedenle bir uyarı değil, bir eylem manifestosu olarak okunmalı.

Atatürk, Anadolu’da bir şehri ziyaret eder.

İlgili kesimler Atatürk’ü karşılamak için hazırlanmış, güzel ve temiz giyinmiş olup bando vs. tastamamdır.

Atatürk, çeşitli yerleri dolaşır ve gördüklerinden hoşnut kalmaz.

Gelişme istediği gibi değildir ve sorular sorar.

Aldığı yanıtlar hep "Zaman yoktu, para yoktu, izin vermediler, şöyle sorun çıktı, böyle oldu, devlet destek vermedi, olanak bulamadık derler…" Atatürk öfkeli ve sert bir ses tonuyla “Şeyh olanak buluyor da, siz niye bulamıyorsunuz !” der ve odasına çekilir.

Atatürk’ün canı çok sıkkındır.

Kimse Atatürk’ün “Şeyh olanak buluyor da siz niye bulamıyorsunuz” sözlerine bir anlam veremez.

Oysa onlar modern giyinmiş, Atatürk’ü modern karşılamış, kendilerine göre en iyi şekilde ağırlamışlardır ve memnuniyet dolu sözler beklemektedirler

Şeyh işinin aslı şudur:

Elazığ’dan adamın biri sadece kendi ve bir eşek ile Ankara’ya doğru yola çıkar.

Cebinde beş kuruşu yoktur.

Geçtiği yerlerde “Ben dervişim. Tekke kuracağım, İslam’ı ve ilim irfan öğreteceğim, tekke açacağım” der.

Halktan para, buğday, yumurta ne bulursa toplar.

Hiç para harcamadan yer, içer, yatar ve Ankara’ya kadar gelir.

Hatırı sayılır bir birikim yapmıştır. Bu olay Atatürk’ün kulağına gider.

İşte Atatürk bu “Dervişim” diyen adam kadar olamayan “Tembel Cumhuriyet Gençliği ’ne” kızmıştır!

Günümüzde de durum çok farklı mıdır?

Örneğin, Fetöcüler dershaneler ve okullar açar, köy köy, ev ev gezip Anadolu’daki zeki çocukları belirleyip devşirirlerken Atatürkçü geçinenler ne yapmıştır?

Günümüzde bile tarikatlar fakir çocukları bedava yurtlarda yatırıp, okullarda okutup devşirirken bizim Atatürkçü geçinenler ne yapmaktadır?

Fetöcüler gazeteler basar, televizyon yayını yaparken, milletin beynini yıkarken bizim Atatürkçü geçinenler ne yaptı?

Bugün bile tarikatların kaç tane televizyonu, gazetesi, basın yayın organları var.

Atatürkçü geçinenlerin neyi var?

Atatürkçü geçinenler arabesk mi takılmaktadırlar?

Kendilerine acımakla meşguller bu konuda.

“Paramız yok, bize engel oluyorlar, destek olmuyorlar” vır vır vır bal yapmaz arı gibi.

Sorsan çok kitap okuyordur, moderndir, aydındır, çağdaş Türkiye’yi ve Cumhuriyet’i destekler filan.

Peki, ne yaptın Cumhuriyet için?

Hiç!

Kitap okudu! Tebrikler çok faydan dokundu.

Hiç, bir araya gelip bir okul kuralım, köylere gidip zeki ama fakir çocukları bulup okutalım, eğitelim Cumhuriyet’e kazandıralım dediniz mi ?

Hayır!

Siz gölgede kahvenizi yudumlayıp kitabınızı okurken tarikatlar o çocukları Cumhuriyet’ten çaldı!

O çocukların geleceğini çaldı! Daha da çalmaya devam ediyorlar.

Hiç, dış destekti, emperyalizmdi, siyonizmdi demeyin. Bu ülke sizin.

Atatürk Cumhuriyet’i kurup size emanet etti.

Elin gâvuru bilmem kimi gelip de senin ülkende yobazları, gericileri, hainleri destekleyip, okul ve televizyon açtırırken sen ne yaptın?

Bu ülkenin sahibi sen değil miydin?

Niye engel olmadın?

Niye daha iyisini sen yapmadın? Geçin bunları!

Çoğunuz "antiemperyalistim" der Marlboro ya da Parliament sigara içersiniz.

Atatürk bu gün çıkıp gelse ve şu manzaraya baksa, suratınıza tükürse yeridir.

Sorsa “Neden böyle oldu ?” diye, ne cevap verirdiniz?

Doğrusu kendi adıma makul hiçbir mazeret bulamıyorum ben.

Atatürk yüzümüze tükürdükten sonra iki tane de tokat patlatsa yetmez.

Ne yapsa yetmez!

Her cezayı hak ediyoruz ama Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü hak etmiyoruz

O halde, bu günden itibaren harekete geçelim.

Hak etmek için bir şeyler yapalım.

Örneğin el birliği ile üniversite ve okullar kuralım.

Maaşlarımızdan bir sigara parası ayırıp bu okullara bağışlayalım.

Fakir ve zeki çocuklar Atatürkçü olarak yetişsin.

Emekli olup imkânı olanlar bu uğurda karşılık beklemeden çalışsın.

Bu okullara ve kurulacak medya organlarına maddi kaynak yaratalım.

Nasıl mı?

Örneğin mağazalar açalım.

Ürünlerin üreticiden tüketiciye direkt pazarlandığı.

Kendi üreticimizden, köylümüzden mümkün olduğunca az gübre ve ilaçla yetişmiş, doğal, yerli tohumdan üretilme ürünleri alalım ve bu mağazalarda satalım.

Hiç mi yok içinizde böyle bir mağaza için dükkânını yarı fiyatına kiraya verebilecek bir Atatürkçü?

Hiç mi yok bu ürünleri sadece yakıt parasına taşıyacak bir Atatürkçü?

Hiç mi yok bu işler için zamanını, biraz da olsa parasını harcayabilecek bir Atatürkçü?

Uşak’ta gübresiz ve ilaçsız yetişen fasulye, nohut ve mercimek boş giden otobüslerle İzmir’deki İmece mağazasına uygun ücretle götürülemez mi?

Bir Atatürkçü olarak bu mağazadan alışveriş yapıp kendi üreticinize destek olmaz mısınız?

Kendi sağlığınız için çocuklarınızın geleceği için GDO’suz yerli tohumdan üretilmiş bakliyatı almaz mısınız?

Üstelik aldığınız ürünün kim tarafından nasıl üretildiğini de göreceksiniz.

Üreticinin bilgileri, ürün paketi üzerinde olsa, sosyal medya hesabına girseniz ve nasıl birinden alışveriş yaptığınızı bilseniz, paranız nereye gidiyor bilseniz iyi olmaz mıydı?

Bu düzeni tarikatlar yıllarca yaptı ve daha da yapıyorlar.

Örneğin kendilerinden olan bir çiftçinin ürettiği fasulyeyi biri giderken İstanbul’a götürür.

Belirli aralıklarla yaptıkları toplantılarda bu tür ürünler parası karşılığı paylaşılır.

Bu ürünlerden de bir kısmını ihtiyaç sahiplerine verirler ve taraftar toplarlar.

Siz gölgede oturup, kahvenizi yudumlayıp, bir taraftan kitap okurken onlar çalışıyordur!

Gece gündüz çalışırlar, ölünceye kadar çalışırlar

Siz onlardan daha çok çalışmadan, asla başaramayacaksınız!

Sakın bana kırılmayın gerçekler acıdır!

Hadi çalışmaya başlayalım.!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.