Ramazan TÜLÜ
Hukuk yoksa, insanlık da yoktur
Türkiye’de bugün yaşadıklarımız, sanki son 25 yıllık sürecin bir neticesiymiş gibi algılanıyor. Cumhuriyet’in kuruluşunda ve devrimlerin ikame sürecinde, toplumda her zaman ikili bir bakış açısı ve kutuplu bir yapı vardı ve bu yapı varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Cumhuriyet ve devrimlerin özümsenmesi için çaba harcayan laik ve seküler kesimin karşısında; vakıflar, cemaatler, imam hatipler, camiler, Kur’an kursları ve tarikatlar aracılığıyla farklı bir toplumsal eksen oluşturuldu. Bu süreçte birbirine zıt ahlak anlayışları, yaşamsal değerler, ilkeler, siyasi bakış açıları ve felsefi inançları olan iki düşman kitle, adeta bir proje kapsamında yaratıldı.

Bugün gördüklerimiz sadece bugünün ahlaksızlığı, hırsızlığı veya yolsuzluğu değildir. Nesiller boyu süren, toplumu sistematik olarak ikiye bölen, yabancılaştıran ve düşmanlaştıran bir siyasal mühendisliğin sonucudur.
Bir toplumda hukukun ve adaletin tamamen ortadan kalkması; yandaşların, partidaşların, kandaşların, akrabaların ve cemaatdaşların korunup kollandığı, karşıt görüştekilerin ise ezildiği bir düzeni doğurur. Bu bilinçli kutuplaştırma, toplumsal ahlakın temelden çökertildiğinin kanıtıdır.
Sözde muhafazakârların kendilerini devletin ve ülkenin tek sahibi görmeleri; diğer insanları düşman, öteki, hatta kâfir olarak yaftalamaları; yalan ve iftiralarla itibarsızlaştırmaları ahlaki çürümenin zirvesidir. Bazı tarikatların mevcut laik sistemi “darülharp” olarak görmesi, devletin ve milletin kazanımlarını ganimet sayıp üzerine çökmesini meşru kabul etmesi bilinen bir vakadır.
Liyakatin yok edilmesiyle devlet bir parti ocağına ve dar çıkar çevrelerinin arpalığına dönüştürülmüş; yolsuzluk, hırsızlık ve gelir adaletsizliği insan onurunu ayaklar altına alacak boyuta ulaşmıştır.
Bir toplumun etik sağlığı; bireylerin birbirine duyduğu saygı, adaletin işleyiş biçimi, gerçeğe verilen değer ve zayıfın korunup korunmadığıyla ölçülür. Dürüstlüğün aptallık sayılması, küçük menfaatler için yalan söylemenin veya ikiyüzlülüğün “uyanıklık” ya da “başarı” olarak görülmesi kültürümüzün zehirlendiğinin açık göstergesidir.
Bilginin, hakikatin ve erdemin kıymetini yitirmesi; körü körüne propagandanın, cehaletin ve manipülasyonun ödüllendirilmesi toplumsal çürümenin başka bir kıstasıdır. İnsanların başkalarının acılarına karşı duyarsızlaşması, bencilce hazcılığın ve açgözlülüğün her şeyin önüne geçmesi de aynı çürümenin göstergesidir.
“Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü” sözünü hamasetle kullananlar, çıkarları için yaratılanların emeğini hiçe sayıp alın terini sömürerek semirmektedir. Toplumun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu iddiası, Allah’a sevgi, korku ve emirlerine riayetle yaşanan bir hayatı gerektirir. Ancak din, iman, bayrak ve ezan söylemleriyle birbirini aşağılayan, hakaret eden ve boğazlayan bir toplum manzarasıyla karşı karşıyayız.
Bugün yaşananlar sadece bugünün ahlaksızlığı, hırsızlığı veya yolsuzluğu değildir. Kutsal değerlerimizi istismar ederek çıkarları uğruna kalkan yapan, insanı insana düşman eden sistematik bir siyasal mühendisliğin sonucudur.
Hukuk öncelikle bir vicdandır. Vicdan, insanlığın en değerli mirasıdır. Bir toplumda insani değerlerin yaşaması, vicdanlı, dürüst, ilkeli ve tutarlı insanların varlığına bağlıdır. “İnsanlık hâlâ ölmemiş” deyimi de buradan doğar.
Haklının hakkını önyargıya, art niyete, gizli hesaplaşmalara ve siyasal bakış açısına bakmaksızın teslim edebilmek gerekir. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir muameleyi başkalarına reva görmemeliyiz.
Kamu yönetiminde usulsüzlük ve yolsuzluklar hep vardı. Ancak geçmişte müsebbipleri utanır, çekinir, gizli kapaklı yapardı. Bugünkü gibi pervasızca, ayan beyan, açıkça yapamazdı. İfşa olduğunda utanır, görevden alınmasını beklemeden istifa ederdi.
Hukukun olmadığı bir ortamda hukuk devleti yok olur. Hukukun üstünlüğü yerine keyfiyet hâkim olur. Bunun sonucu olarak adalet, güven ve demokrasi ortadan kalkar; devlet değil, olsa olsa yasa devleti ya da polis devleti kalır. Bu da modern bir toplumsal yaşamdan ziyade kabile düzenini öngörür.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.