Ramazan TÜLÜ
İftar çadırları
Gönül isterdi ki, mütedeyyin insanlar, mübarek Ramazan Ayını gerektiği gibi karşılayıp, ibadetlerini yapıp oruçlarını tutabilsinler.
İftar ve sahur soflarını gönüllerince, canının istediği ve nefsinin çektiği gıdalarla donatabilsinler.
Mevcut fiili durumun ve ekonomik sitemin böyle ihtimalden söz etmemizi engellediğinin de farkındayız.
İster iktidar tarafından olsun isterse ana muhalefet kesiminden olsun mevcut belediye başkanlarının iftar çadırı kurduklarına ve iftar yemeği vereceklerine dair SMS mesajları telefonlarımızın gelen mesajlar hanesini doldurmaya başladı.
Gelişmiş ve medeni bir toplumda olacak bir şey mi bu? Allah aşkına...
Gelişmiş ve uygar bir toplumun insanları bu tip bir yönteme müdahil olmazlar.
Çünkü onlar asaletleri gereği, İftar ve Sahur sofrasını kendi evinde kurarlar. Dost ve yakınlarını da sofralarında konuk ederler gerekirse ya da yakınlarının ve dostlarına misafir olurlar.
Bunların hiçbirine ve özellikle muhtaç kişilere yapılacak yardımlara itirazım yok.
Özellikle yabancı şehirlerde okuyan, barınma ve beslenme sorunları ile karşı karşıya olan öğrenci kitlelerine yapılacak her türlü yardımlar fevkalade güzel ve gereklidir.
Benim itirazım ve kabullenemediğim ise, bu hususu ve halkın yoksulluğunu bir imkân olarak kullanan ve istismar eden kamu görevlileri ve özellikle Belediye Başkanları...
Çünkü öncelikle belirteyim, bu kadar şatafatlı masrafı ve müsrifi yaparken kendi ceplerinden bir kuruş dahi çıkmaz.
Bu tür harcamaların tamamı milletin ve halkın cebinden çıktığı gerçeğini de bilmek gerekir, değil mi?
Hani derler ya, “Beleş mezar bulsa çekinmeden içine atlar!” diye nitelendirilen “açgözlü insanlar” var ya, o tür insanlar için bir fırsat kabul edilen bir uygulamadır bu.
O insanların oruç tutup tutmaması da önemli değil.
Ki çoğunun oruçta tutamadığını bizatihi gözlerimle görmüşümdür. Çünkü geçmiş yıllardan biliyorum.
Parkta toplanan hali vakti yerinde olan yaşlı başlı kişilerin o akşam ihtar çadırının hangi mahallede kurulacağı, bedava otobüsün nereden kalkacağına ilişkin sohbetlerine çok tanık olmuştum.
Ne kadar varsıl olurlarsa olsun önemi var mı?
Önemli olan, beleşe karın doyurmayı bir marifet, kazanım sanmaları.
Modern, Demokrasiyi içselleştirmiş, tüm kural ve kurumları ile uygular hale getirmiş ülkelerde böyle bir uygulama olmaz, olamaz…
Anayasa’mızın 2. maddesinde de “Sosyal Devlet” mefhumundan söz edilir. Kısaca sosyal devlet işsize iş, aşsıza aş gibi, asgari yaşam koşullarında tüm bireylerin geçim ve barınmasını sağlamak üzere devletin alacağı önlemleri ve yapabileceği uygulamaları ihtiva eder.
Bizim uyanık ve çıkarcı politikacılarımız, sosyal devlet ilkesini “Sadaka Devleti” olarak algılıyorlar ve uyguluyorlar.
Çünkü ülkemizde siyaset insanların sefilliği ve cahilliği üzerine bina edilmiştir.
Onun için yöneten ve yönetilenler, olaylara ve uygulamalara böyle bakıyorlar.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.