Aydın’dan yetişen bir değer: Hamit Uçman

Aydın’ın ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan ve yetiştiği toprakları başarılarıyla temsil eden herkesten gurur duyuyorum. Siyaset bilimci ve yazar Hamit Uçman da bu isimlerden biri.

Bir vesileyle tanışma fırsatı bulduğum Hamit Uçman’ın imzalayarak hediye ettiği Türkiye’de Bürokrasi ve Siyaset ile Türkiye’de Vatandaşlık Anlayışı adlı kitaplarını elime aldığımda, Aydın’da yetişmiş bir bilim insanının çalışmalarından duyduğum gurur daha da arttı.

62f17e6a-abd8-4338-b020-e3847fc63476.jpeg

1985 yılında Afyonkarahisar’da doğan Uçman, ilk, orta ve lise öğrenimini Aydın’da tamamladı. 2003 yılında girdiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden 2007’de mezun oldu.

2009 yılında Devlet Personel Başkanlığında uzman yardımcısı olarak göreve başlayan Uçman, 2012’de Devlet Personel Uzmanlığına atandı. Akademik çalışmalarını da sürdüren Uçman, siyaset ve kamu yönetimi alanındaki birikimini kitaplarına taşıdı. Aynı zamanda İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun danışmanlığını da üstleniyor.

Ancak benim üzerinde özellikle durmak istediğim konu, Uçman’ın siyasi görevi değil, devlet yönetiminin temel sorunlarından biri olan siyaset-bürokrasi ilişkisine getirdiği değerlendirmeler.

SİYASETİN GÖLGESİNDE BÜROKRASİ

hamit-ucman-001.jpgHamit Uçman, Türkiye’de Bürokrasi ve Siyaset adlı kitabında, siyasi iktidarların bürokrasi üzerindeki etkisini ve bu etkinin kamu yönetiminde yol açabileceği sorunları ele alıyor.

Uçman’a göre siyasi iktidar güçlendikçe bürokrasiyi kendi politikaları doğrultusunda şekillendirme eğilimi de artıyor. Özellikle tek parti iktidarlarında gündeme gelen kadrolaşma tartışmaları, bu ilişkinin en belirgin sonuçları arasında yer alıyor.

Siyasetin bürokrasi üzerindeki etkisinin artması, kamu yararı yerine siyasi çıkarların öne çıkmasına neden olabiliyor. Bu durumun en önemli sonuçlarından biri ise liyakat ve tarafsızlık ilkelerinin zedelenmesi.

Oysa devlet yönetiminde esas alınması gereken, kişilerin siyasi görüşleri değil; bilgi, deneyim, ehliyet ve liyakat olmalıdır.

Devletin kadroları, siyasi sadakatin ödüllendirildiği makamlar değil, millete hizmetin sorumluluk gerektiren görevleridir.

LİYAKATİN YERİNİ SADAKAT ALIRSA...

Uçman’ın dikkat çektiği önemli noktalardan biri de siyasi atamaların bürokrasi içinde farklı gruplar oluşturabilmesi.

Siyasi tercihlerle şekillenen yönetim kadroları, kurum içi çekişmelere, karar alma süreçlerinde belirsizliklere ve kamu hizmetlerinde aksamalara yol açabiliyor.

Bu tespitler yalnızca merkezi yönetim açısından değil, yerel yönetimler bakımından da üzerinde düşünülmesi gereken sorunlara işaret ediyor.

Bir belediyede, kamu kurumunda veya devletin herhangi bir kademesinde görev dağılımı yapılırken belirleyici ölçüt siyasi yakınlık olursa kurumsal yapı zarar görür.

Çünkü kamu görevlisinin sorumluluğu bir siyasi partiye ya da kişiye değil, hukuka ve halka karşıdır.

Liyakatin geri plana itildiği yerde yalnızca çalışanların hakkı yenmez, vatandaşın kaliteli kamu hizmeti alma hakkı da zarar görür.

ÇÖZÜM: GÜÇLÜ KURUMLAR, AÇIK KURALLAR

Hamit Uçman, kitabında yalnızca sorunları sıralamakla kalmıyor, çözüm önerileri de sunuyor.

Bürokrasi ile siyasetin yetki sınırlarının açık biçimde belirlenmesini, siyasi niteliği bulunan kadrolarla mesleki uzmanlık gerektiren görevlerin birbirinden ayrılmasını savunuyor.

Özellikle bakan yardımcılığı gibi siyasi yönü ağır basan makamların görev, yetki ve sorumluluklarının özel yasal düzenlemelerle netleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Ayrıca bu makamların etkili denetim mekanizmalarına tabi tutulmasını ve kamu personel sisteminin liyakat esasına göre yeniden yapılandırılmasını öneriyor.

Bütün bu değerlendirmelerin ortak noktası açık:

Siyaset yön verir, bürokrasi hukuka ve kamu yararına bağlı kalarak hizmet üretir. Bu denge bozulduğunda devlet kurumları yıpranır.

AYDIN’IN YETİŞTİRDİĞİ DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAK

Hamit Uçman’ın çalışmalarını önemli bulmamın nedeni, kamu yönetiminin temel meselelerini bilimsel bir bakış açısıyla tartışmaya açması.

Elbette ortaya konulan her görüş tartışılabilir, her öneri eleştirilebilir. Bilimsel düşüncenin değeri de buradadır.

Ancak değişmeyen bir gerçek var: Devlet yönetiminde liyakat, tarafsızlık ve hukukun üstünlüğü vazgeçilmezdir.

Aydın’da eğitim görmüş, kendisini yetiştirmiş ve düşüncelerini kitaplaştırmış bir ismin çalışmalarını görmek benim için ayrıca sevindirici.

Çünkü bir kentin zenginliği yalnızca toprağından çıkan ürünlerle, tarihî eserleriyle ya da ekonomik gücüyle ölçülmez. O kentte yetişen, düşünen, üreten ve ülkesine katkı sunan insanlarla da ölçülür.

Hamit Uçman’ı çalışmalarından dolayı kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

Ve kitabının üzerinde düşünmemiz gereken temel sorusuyla bitirmek istiyorum:

Devletin kapısından içeri giren bir vatandaş için önemli olan, karşısındaki kamu görevlisinin hangi siyasi görüşe sahip olduğu mu, yoksa görevini ne kadar adil, tarafsız ve liyakatle yaptığı mı?

Devletin gerçek gücü, kişilere göre değişen kadrolarında değil, kim görevde olursa olsun değişmeyen adalet ve liyakat anlayışında saklıdır.

Hamit Uçman’ın Türkiye’de Bürokrasi ve Siyaset adlı kitabı, devlet yönetiminde liyakat, siyasi kadrolaşma ve kamu yararı gibi önemli konulara ışık tutuyor. Siyasetin bürokrasi üzerindeki etkilerini ele alan eser, okuru devletin işleyişini sorgulamaya davet ediyor. Bu kitabı yalnızca siyasetle ilgilenenlere değil, ülkesinin nasıl yönetildiğini merak eden herkese öneriyorum.

turkiyede-burokrasi-ve-siyaset-hamit-ucman.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.