Servet TÖZ
MHP Aydın’da kongre bitti, sorular kaldı
Türkiye için kara bir tarihtir; 12 Eylül.
12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren’in idam edilen gençlere ilişkin hafızalara kazınan “Bir sağdan, bir soldan astık” sözü, o dönemin ruhunu anlatmaya tek başına yeter.
Gencecik insanlar darağaçlarına gönderildi. Cezaevleri işkencelerle, aileler acılarla, toplum korkuyla tanıştı.
Demem o ki 12 Eylül; yalnızca ülkücülerin ya da devrimcilerin değil, farklı siyasi görüşlerden binlerce insanın üzerinden adeta bir buldozer gibi geçti.
Darbenin 46. yıl dönümüne denk gelen tarihte, Milliyetçi Hareket Partisi Aydın İl Teşkilatı 15. Olağan İl Kongresi’ni gerçekleştirdi.

Tarih anlamlıydı.
Salon hazırlanmıştı.
Mesajlar güçlüydü.
Ama salondaki ruh aynı ölçüde güçlü müydü?
Bence hayır.
Görüntü vardı, heyecan yoktu.
Efeler Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu’na girdiğinizde büyük bir organizasyonla karşılaşıyordunuz.
Mustafa Kemal Atatürk, Alparslan Türkeş ve Devlet Bahçeli’nin dev posterleri…
Türk bayrakları…
Üç hilalli bayraklar…
Mehter gösterisi…
Bayrak geçişi…
Zeybek…
Ali Kınık ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talebi üzerine A Milli Futbol Takımı için “Arkanızdayız” marşını besteleyen Ahmet Öngel’in sahne performansı…
Gün boyu köfte-ekmek ve ayran ikramı da vardı.
Kısacası kongrenin dışarıdan güçlü görünmesi için hemen her şey düşünülmüştü.
Fakat salon dolmadı, koltukların bir bölümü boş kaldı.
Daha önemlisi, bana göre kongrede eksik olan şey yalnızca kalabalık değildi.
Heyecan eksikti.
Hatta daha açık söyleyeyim:
Hareket yoktu. Ruh yoktu. Ahde vefa eksikti.
Kendimi bildim bileli siyasi kongreleri takip ederim. Çok kongre gördüm. Salonların nasıl ayağa kalktığını, sloganların nasıl dalga dalga yayıldığını, delegelerin ve partililerin bir siyasi hedef etrafında nasıl kenetlendiğini de gördüm.
Bu kongre ise benim hafızamda MHP açısından en heyecansız kongrelerden biri olarak kaldı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün posteri salonun en görünür yerlerindeydi ancak konuşmalarda Atatürk’e ilişkin dikkat çekici, güçlü bir mesaj duymadım.
Alparslan Türkeş’in dev posteri vardı ama güçlü bir “Başbuğ Türkeş” tezahüratı yoktu.
Devlet Bahçeli’nin dev posteri vardı ama “Hareketin lideri Devlet Bahçeli” sloganının salonu ayağa kaldırdığı bir atmosfer oluşmadı.
Bir siyasi hareketin hafızası yalnızca duvarlara asılan fotoğraflarla yaşatılamaz.
Fotoğraf başka şeydir, sahiplenmek başka.
Ahde vefa nerede kaldı?
Kongrenin en düşündürücü yanlarından biri de geçmiş dönem il başkanlarının salonda görünmemesiydi.
Yıllarını bu harekete vermiş, Aydın’da MHP’nin yükünü taşımış, iyi ve kötü günlerine tanıklık etmiş hayatta olan eski il başkanlarının hiçbirini salonda görmedim.
Elbette bunun farklı nedenleri olabilir.
Ancak geçmiş dönem yöneticilerinin bir il kongresinde görünmemesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablodur.
Çünkü siyasi hareketler yalnızca bugünkü yöneticileriyle var olmaz.
Bir hafızaları, bir emeği ve bir geçmişleri vardır.
Ülkücü camianın sıkça kullandığı rahmetli Ali Metin Tokdemir'e ait bir söz var:
“Ahde vefa imandandır.”
Öyleyse sormak gerekiyor:
Bu vefa yalnızca kürsülerde söylenecek bir söz müdür?
Yoksa geçmişte görev yapmış insanları hatırlamak, onları davet etmek ve emeklerini teslim etmek de bunun bir parçası değil midir?
Geçmişi anlatırken o geçmişin insanlarını salonda göremiyorsanız, ister istemez bir çelişki ortaya çıkıyor.
12 Eylül anlatıldı, bugünün teşkilatına da ayna tutuldu
Kongrede 12 Eylül darbesinin ülkücü hareket üzerindeki izleri de hatırlatıldı.
Hayatını kaybeden ülkücüler anlatıldı, Aydınlı ülkücü şehitlerin isimleri tek tek okundu.
Bu bölüm kuşkusuz günün en anlamlı anlarından biriydi.
Ancak geçmişi anmak kadar, o geçmişin siyasi mirasını bugün taşıyabilmek de önemlidir.
Tam da bu noktada Osman Gazi Cihangiroğlu’nun konuşması kongrenin geri kalanından ayrıldı.
Çünkü Cihangiroğlu kendi teşkilatına da ayna tuttu.
Ve bana göre kongrenin en önemli cümlesini söyledi:
“MHP Aydın’da bugün bulunduğu yeri hak etmiyor”
Bu, kolay kurulacak bir cümle değil.
Bir il başkanının partisinin bulunduğu konumu yeterli görmediğini açıkça söylemesi, aynı zamanda bugüne kadar ortaya konulan performansa yönelik bir özeleştiridir.
Cihangiroğlu kürsüden sordu:
Vatandaşın kapısını yeterince çaldık mı?
Çiftçinin, esnafın ve gencin derdiyle yeterince ilgilendik mi?
Aydın’ın her sokağında MHP’nin varlığını ve fikrini yeterince hissettirdik mi?
Bu sorular aslında cevabını da içinde taşıyor.
Demek ki sahada eksiklik var.
Demek ki MHP’nin Aydın’daki siyasi ağırlığı, teşkilatın kendi yöneticisini de tatmin etmiyor.
O halde asıl mesele kongrede kimin hangi göreve seçildiğinden daha büyük.
Mesele, bu teşkilatın bundan sonra ne yapacağı.
Hedef büyük, tablo ortada
Cihangiroğlu hedefini de açıkça ortaya koydu:
MHP’yi Aydın’da birinci sıraya, lider konuma taşımak.
İddialı bir hedef.
Ama siyasi hedefler sloganla değil, sonuçla ölçülür.
Birinci parti olmak istiyorsanız önce kendi tabanınızı heyecanlandıracaksınız.
Kırgınları geri kazanacaksınız.
Eski yöneticilerle köprüleri yeniden kuracaksınız.
Yeni insanları siyasete dahil edeceksiniz.
Gençlere, kadınlara, köylere, esnafa ve çiftçiye ulaşacaksınız.
Ve bunu yalnızca seçim dönemlerinde değil, yılın 365 günü yapacaksınız.
Çünkü seçmen artık yalnızca kongre salonlarında verilen birlik fotoğraflarına bakmıyor.
Kim yanında?
Kim dinliyor?
Kim çözüm üretiyor?
Kim gerçekten sahada?
Buna bakıyor.
Kongredeki ruh hali de bir mesajdır
Bir kongredeki heyecan elbette tek başına seçim sonucunu belirlemez.
Ama teşkilatın ruh hali hakkında önemli ipuçları verir.
Eğer bir siyasi hareket büyük hedefler ortaya koyuyor fakat kendi kongresinde beklenen coşkuyu üretemiyorsa, bu tabloyu görmezden gelmemek gerekir.
Benim gördüğüm kadarıyla kongrenin temel sorunu tam olarak buydu.
Organizasyon vardı ama dinamizm eksikti.
Görsel güç vardı ama siyasi heyecan zayıftı.
Geçmiş anlatıldı ama geçmişle bağ kurma noktasında soru işaretleri vardı.
Birlik mesajı verildi ama kırgınlıkların gerçekten sona erip ermediğinin cevabı henüz ortada yoktu.
Tek listeyle seçim tamamlandı, şimdi sıra icraatta
Kongrede tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonucunda Osman Gazi Cihangiroğlu MHP Aydın İl Başkanı seçildi.
Böylece atamayla geldiği görevini artık kongreden aldığı yetkiyle sürdürecek.
Ancak asıl sınav bundan sonra başlayacak.
Çünkü Cihangiroğlu hedefini kendisi koydu:
MHP’yi Aydın’da lider konuma taşımak.
Bu saatten sonra bu cümle, yeni yönetimin siyasi karnesinin başlığıdır.
Kongre bitti, sorular kaldı
12 Eylül’de Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu’nun ışıkları sönecek.
Bayraklar toplanacak.
Sahneler kaldırılacak.
Sanatçılar başka şehirlere gidecek.
Ama geride şu sorular kalacak:
MHP Aydın teşkilatı gerçekten yeni bir dönem başlatabilecek mi?
Geçmiş dönem yöneticileriyle aradaki mesafe kapatılabilecek mi?
Kırgınlar yeniden teşkilata kazandırılabilecek mi?
Kongrede eksikliğini hissettiğimiz heyecan sokağa taşınabilecek mi?
“Ahde vefa” yalnızca bir söz olmaktan çıkabilecek mi?
Ve en önemlisi, Cihangiroğlu’nun “MHP Aydın’da bugün bulunduğu yeri hak etmiyor” sözünün gereği yapılabilecek mi?
Çünkü bu cümle yalnızca bir tespit değil, aynı zamanda bir taahhüt.
Siyasette söylenen her iddialı söz, zamanı geldiğinde sahibinin karşısına çıkar.
Yıllar sonra kimse salonda kaç bayrak olduğunu, kaç köfte-ekmek dağıtıldığını ya da hangi sanatçının kaç şarkı söylediğini hatırlamayacak.
Hatırlanacak olan sonuç olacak.
MHP Aydın’da büyüdü mü?
Yeni seçmene ulaştı mı?
Kırgınlıkları giderdi mi?
Ve gerçekten lider konuma gelebildi mi?
İşte 12 Eylül kongresinin asıl hesabı o gün görülecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.