Ramazan TÜLÜ
Ülkenin kurtulması CHP'nin kurtulması ile mümkündür!
Ahırlarda çalışan bir adam varmış. Gün boyu hayvanların altını temizler, dışkı ve idrarlarını süpürüp silermiş. Doğal olarak hem kokusu üzerine siner, hem de bulaşırmış.
Bir cuma günü namaza yetişmek için aceleyle camiye koşmuş. Avluya vardığında cemaat namaza durmuş, o da abdest almadan paldır küldür imamın arkasına geçip Cuma namazını kılmış.
Namaz bitip cemaat avluda sohbet ederken adam imamın yanına yaklaşmış ve sormuş: “İmam Efendi, abdest almadan namaz kılınır mı?”
İmam şaşırmış: “Olur mu kardeşim! Namazın bir usulü, bir kaidesi vardır. Abdest olmadan kılınan namaz caiz olmaz.”
Üzeri kirden pasaktan geçilmeyen adam ise hiç düşünmeden cevabı yapıştırmış: “Ben kıldım oldu… Hem de bal gibi oldu!”
Bu ülkede kural kaide, öyle uyulması zorunlu olan mevzuat falan kalmadı.
'AİHM' ve 'AYM' kararlarına uymayan bir yürütme, yasama ve alt mahkemelerin bulunduğu bir hukuk icraatında, "Normlar Hiyerarşisinden" ve "Hukuk Devleti ilkesinden" söz edilemez...
Elbette bir anayasamız var ama Anayasanın amir hükümleri hiçe sayılıp ve keyfi bir şekilde çiğnenirse "Anayasal Devlet" niteliğimiz "Anayasalı Devlet" şekline bürünür ki yaşadıklarımız da bunu teyit eder vaziyette...
Ülkenin tüm sektörlerinde yaşadığımız sorun ve sıkıntıları şöyle bir kenara itip 21 Mayıstan buyana hep CHP'de olup bitenleri konuşur ve tartışır olduk.
Benim hep sosyal medyada kullandığım beylik bir cümlem vardı. Ne yazık ki o cümleyi CHP'liler kendileri teyit etti. "Ülkenin kurtulması için CHP'yi kurtarmak gerekir" diye acizane hep kullandığım bu cümle tarih önünde şahsımı haklı çıkardı.
Keşke yanılsaydım da haksız çıksaydım.
"Butlan" ile 'Atanmış CHP’liler ile meşruiyetini Seçim Kurullarının mazbatasından alan "Şutlanan" CHP'liler Sokakta, Parti Binalarında ve TBMM koridorları ve Grup salonlarında karşı karşıya...
Kendisiyle "Bay Kemal", "Baybay Kemal", "Yine çark etti Çarkçı Kemal" diye alay edilip hafife alınan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu iktidar çevrelerinde ve yandaş yayın organlarında ne oldu da şimdi takdir görüyor.
Takdir görmekle kalmayıp Baba Ocağı CHP'yi, aklamaktan. paklamaktan ve arındırmaktan söz ediyor.
Genel Başkanlık yaptığı sürece ağzından bir kerecik olsun "laiklik" sözcüğü çıkmadığı gibi partiyi "güvenli bir limana sığındırmaktan", "helalleşmekten", "dostlarım ile iktidara geliyoruz", "Kazanacak aday belirleyeceğiz" terananelerinden söz ederek Siyasal islamcılar ve İktidar partilerinde yer bulamayıp dışlanan, siyaseti çıkar odaklı rant mekanizması olarak gören şahsiyetler ile doldurduğu yetmezmiş gibi bir de onlara hatırı sayılır ünvan ve makam vererek kirleten kendisi değilmiydi?
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üstlendiği misyonun gereği olarak kendine tevdi edilen vazifeyi eda ediyor. Onun misyonu ve tevdi edilen görevini yazmaya gerek var mı?
Genel Başkanlığa geliş şeklini tartışamaya gerek yok.
Genel Başkanlık görevini yürüttüğü süreçte, her seçimde yaptığı gaflar ile izlediği tutum ve tercihlerle hep iktidarın ekmeğine yağ sürdü.
CHP'yi hep sağa kaydırarak ve küçülterek iktidarın her sıkıştığı noktada imdadına yetişti.
Şimdi de olup bitenleri, açıklamalarını ve uygulamalarını görüp şaşırıyorsunuz ama ben hiç şaşırmıyorum.
Elbette herkes görevini yapacak!
Ağzını açan herkes Sayın Kılıçdaroğlu'nun dürüstlüğünden, kul hakkı yemediğinden, hırsız olmadığından söz ediyor.
Bu idialara ben de katılıyorum.
Ancak, bunca yıl muhalefete umut bağlayan. mevcut yönetim ve sistemden kurtulmak için CHP'ye oy veren. CHP'ye inanıp CHP için emek verip çalışan milyonların hayalleri umutları ve en önemlisi de istikballerine kim set koydu?
Umut ve hayal çalmak hırsızlık değil midir?
Sosyal çevremizde her mefhum farklı algılanıp kişiye göre değişen anlamlar ifade ediyor. Bunlardan birisi de "Darbe" sözcüğüdür.
Darbe, bir ülkede siyasi iktidarın yasal ve demokratik süreçler dışında, genellikle ani, zorlayıcı ve yasa dışı müdahalelerle (silahlı kuvvetler veya sivil gruplar tarafından) aniden el değiştirmesi anlamını ifade eder.
CHP'ye yapılanları, yaşanılan bu olayları hangi kefeye koyacağız.
Unutulmamalı ki;
Darbeyi sadece 'Silahlı Kuvetler' yapmaz.
Sonucundan medet ve yarar uman siviller de darbe yapabilir.
Yani darbe sadece Postal ile yapılan bir eylem değildir.
Darbe bir zihniyet işidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.