Ramazan TÜLÜ
Umut hakkı
Sayın Devlet Bahçeli’nin son yıllarda telaffuz ettiği “umut hakkı” n dan bahsetmiyorum.
Benim derdim başka, size başka umut ve hayallerden bahsedeceğim.
Daha doğrusu olmayan umut ve kurulamayan hayallerden.
Ülkemizde yaşayan geleceğe yönelik hiçbir hayali kalmamış.
Hayal kurma yeteneği örselenmiş.
Hayal bile kuramaz hale getirilmiş, umutları boşa çıkmış milyonlarca gençten ve çocuklardan söz etmek istiyorum bu yazımda…
Bu ülkede bir sistem vardı.
İnsanlar iyi bir eğitim almak isterler. Öğrenim hayatını bitirdikten sonra çok iyi koşullarda ve statüde, insanın temel ihtiyaçlarını ziyadesiyle karşılayacak bir gelirle çalışma umudunu taşır ve hayallerini kurardı.
Azimli kişiler amaçladığı hedefe ve statüye ulaşmakta muvaffak olurdu.
Şimdi öyle mi?
Sokak röportajlarında görüyoruz. Milyonlarca gencimizin geleceğe yönelik hiçbir umudu yok. Hayal dahi kuramıyor. Herkes bulabilirse bir fırsatını yurt dışına gidebilme hayalini kuruyor.
Velev ki; Bir genç birey dört yıl ilk okul, dört yıl ortaokul, dört yıl lise ve en azından dört yılda lisans öğrenimi için toplam 16 yıl öğrenim gördüğü halde bir iş edinip çalışabilmesi garanti değil.
Hiçbir vasfı olmayan bir çalışan için düzenlenmiş “Asgari Ücret’e” karşılığında bir iş bulursa haline şükredip, sevinecek…
Asgari ücret ne kadar?
Yirmi sekiz bin.
Optimum koşullarda ortalama bir ev kirası ne kadar?
25-30 Bin arasında…
Aylık geliriyle sadece barınma gereksinimi karşılayabilen bu bireyin diğer başka yaşamsal ve sosyal ihtiyaçları yok mudur?
Bu ülkede bu koşullarda yaşamını idame ettirmeye çalışan bir birey nasıl sağlıklı bir birey olabilir?
Emeklilik Sistemi ile o kadar çok oynandı ki,
Emeklilik artık yeni kuşak gençler için hayalden de uzak bil olgu.
Farz edelim ki emekli olmaya hak kazanıp olabildi.
Ne kadar Emekli İkramiyesi ya da Kıdem Tazminatı alabilecek?
Bilindiği üzere eskiden bu ülkede insanlar memur olsun işçi olsun fark etmez aldığı toplu para ile başını sokacak bir konut ve ayağını yerden kesecek bir araç satın alabiliyordu.
Şimdi bırak lüks bir aracı, sıradan bir ev alması bile mümkün değil.
Haydi onu da kabul edelim. Emekli ikramiyesi ile ev alamayan kişi, mecburen kira da oturacak demektir.
En düşük emekli aylığını TBMM, Tam adıyla "Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin 7. maddesi uyarınca 16 bin 881 lira en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselti.
Yirmi bin lira ile bir millet vekilinin tabiriyle (Gariban emekli) bir ev kiralayıp oturabilecek mi?
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hedefi muasır uygarlık düzeyini yakalayıp insanların refah seviyesini artırmak olduğu halde gelinen nokta ne yazık ki bu…
Şimdi bu insanların haline bakılarak yok edilen umutları ve kuramadıkları hayallerinin sorumlusu kimdir diye sormak gerekmez mi?
Gerekir gerekmesine fakat müsebbipleri başkalarının umut hakkı ile meşguller.
Rahatsız etmeyip, meşguliyetlerinde muvaffakiyetler dilemek gerekiyor…!

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.