Servet TÖZ
18 saat çalışan Çerçioğlu’nun bilmediği 19. saat
Osmanlı’nın yetiştirdiği en güçlü hiciv ustalarından biri olan Şair Eşref’i çoğumuz keskin dili ve iğneleyici sözleriyle tanırız.
Ama Şair Eşref sadece kalemi güçlü bir şair değildir.
Uzun yıllar kaymakamlık yapmış, devlet görevinde bulunmuş, bürokrasinin nasıl işlediğini bilen bir devlet adamıdır.
Yani hem halkın içinden gelen, hem de devlet mekanizmasının çarklarını yakından tanıyan bir isimdir.
Rivayet edilir ki görev yaptığı yerlerden birinde kaymakamlık binasının hali içler acısıdır.
Bina bakımsız…
Tesisatlar bozuk…
Musluklar akmıyor…
Şair Eşref de devlet terbiyesiyle gerekeni yapar ve merkeze başvurur:
“Binanın bakım ve onarımı için ödenek gönderilmesini arz ederim.”
Ancak klasik bürokrasi devreye girer.
Cevap gelir:
“Neresi bozuk?”
“Kaç musluk akmıyor?”
“Tam olarak hangi bölümde sorun var?”
“Detaylandırınız.”
Yazışmalar uzar, sorular çoğalır.
Sonunda Şair Eşref’in sabrı ile hiciv gücü birleşir ve tarihe geçen o cevabı verir:
“Bu binada musluklar hariç her yer akıyor!”
Bazen bir cümle, onlarca sayfalık rapordan daha fazla anlatır.
Bugün Aydın’da yaşanan tartışmalara bakınca insanın aklına ister istemez bu hikâye geliyor.
Gündemde Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun kullandığı 09 ABB 01 plakalı makam aracıyla ilgili iddialar var.
İddialara göre aracın geçmiş sahipleri arasında yer alan bazı isimler, Aydın Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ ihaleleriyle ilgili süreçlerde yargılandı ve ağır cezalar aldı.
Bu isimler arasında Çerçioğlu’nun eski danışmanı Erkan Karaarslan, Ege Et AŞ ve Aybel AŞ’de yöneticilik yapmış Muharrem Şanlı ile bazı belediye ihaleleriyle gündeme gelen Osman Çolak da bulunuyor.
Mahkeme süreçlerinde verilen kararlar kamuoyuna yansırken, Başkan Çerçioğlu’nun ise kendisine yöneltilen “ihaleye fesat karıştırma” suçlaması kapsamında olaylardan haberdar olmadığı gerekçesiyle beraat ettiği ifade edildi.
İlginç bir şey oldu…
Danışmanı, belediye şirketinin genel müdürü ve akrabaları üzerinden belediyeden ihale dağıtılırken; 19. Saat’in müdavimi Çerçioğlu, sonunda “haberi yoktu” gerekçesiyle AKlandı.
Şimdi vatandaşın sorduğu soru çok basit:
Bir şehrin en tepesindeki yönetici, çevresinde yaşananlardan ne kadar haberdar?
Çünkü kamu yönetiminde mesele sadece “bilmek” değildir.
Mesele aynı zamanda sorumluluktur.
Özlem Çerçioğlu’nun kamuoyunda sık sık kullandığı bazı ifadeler var:
“Garip guraba…”
“Fakir fukara…”
“Aydın’da kimse yatağa aç girmez…”
Ve belki de en çok duyulanı:
“18 saat çalışıyorum.”
18 saat…
Gerçekten büyük bir tempo.
Ama vatandaşın da sormaya hakkı var:
18 saat çalışan bir başkanın çevresinde olup bitenlerden haberi nasıl olmaz?
Acaba bazı işler 18 saate mi sığmadı?
Yoksa belediye yönetiminde herkesin birbirini görmediği, duymadığı başka bir saat dilimi mi var?
Şair Eşref bugün yaşasaydı belki şöyle derdi:
“Başkan 18 saat çalışıyor ama ortada öyle bir manzara var ki; musluklar hariç her yer akıyor!”
Elbette burada mesele kişisel bir tartışma değil.
Kamu makamları şahısların değil, milletin emanetidir.
Bir belediye başkanının her ayrıntıyı bilmesi beklenmeyebilir.
Ancak kamu kaynaklarının kullanıldığı yerde “haberim yoktu” cümlesi her zaman bütün soruları bitirmez.
Çünkü yönetmek sadece çalışmak değildir.
Yönetmek;
Görmektir.
Duymaktır.
Sorgulamaktır.
Ve gerektiğinde hesap vermektir.
Vatandaşın beklentisi de budur.
Ne eksik…
Ne fazla…
Bugün Aydın’ın sorduğu soru aslında çok net:
Belediyenin adı hariç her yeri akmaktadır.
Musluklardan su mu akıyor, yoksa belediyenin her yanından bir şeyler mi akıyor?
Bu sorunun cevabını şeffaflık verecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.