Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

Ateş yalnızca düştüğü yeri mi yakıyor

31 Mayıs 2026 Pazar günü AA-Anadolu Ajansı bir trafik kazasını şöyle duyuruyordu:

“Denizli'nin Sarayköy ilçesinde yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak yanması sonucu 1'i bebek 8 kişi öldü, 33 kişi yaralandı. Mustafa Fevzi Merdun (50) idaresindeki Pamukkale Turizm firmasına ait 45 BAH 834 plakalı yolcu otobüsü, Denizli-Aydın Otoyolu'nun Tırkaz Mahallesi yakınlarında bariyerlere çarptı. Çarpmanın etkisiyle otobüste yangın çıktı. Kaza yerine 112 Acil Sağlık, AFAD, UMKE, polis, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Yolculardan Merve Erik, Fatma Kartal, Gülitay Boğa, Zehra Eyiol, Hayriye Arıkan, Civan Şen ve 9 aylık oğlu Eyüp Miraç Şen hayatını kaybetti, 33 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.”

Kazanın ardından iki gündür ulusal gazetelerde yayınlanan kazaya ilişkin çeşitli kaza fotoğrafları ile haberleri ve hayat hikayeleri insanın içini yakınca ister istemez insan kendi kendine “Ateş yalnızca düştüğü yeri mi yakıyor?” dedirtiyor insana…

Kimine göre kazaya şoförün uyuması yol açarken, kimine göre de şoför kalp krizi geçirmesi yol açmıştır.

Bilinen bir şey varsa o da yine AA’nın haberine göre kaza sonrasında sağ kalan yolculardan bazılarının ifadelerinde şoförün otobüsü yarım saat önce klima arızası nedeniyle durdurmuş, gerekli kontrolü yaptıktan sonra yoluna devam ettiğini anlatmışlardır.

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamaya göre Mirziyoyev, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği taziye mesajında, yolcu otobüsünün karıştığı kazadaki can kayıpları ve yaralanmalardan dolayı derin üzüntü duyduğunu ifade etmiştir. Bu haber de Türk dünyasının artık birbiriyle ilgili olanı biteni takip ettiğinin duygusal bir ifadesi oluyor…

Yine AA’nın verdiği bir diğer kaza haberi de şöyle:

“Isparta-Antalya kara yolunda, Burdur'un Bucak ilçesinde 4 aracın karıştığı bir trafik kazası gerçekleşti. Elsazı köyü yakınlarında İbrahim E.O. (25) idaresindeki 32 ABS 038 plakalı otomobil ile Şerafettin Ş.B. (34) yönetimindeki 06 EHD 360, İsmail Kır'ın (57) kullandığı 32 GE 132 ve Furkan Kürşat Yıldız'ın (30) idaresindeki 37 FIK 54 plakalı otomobiller çarpıştı. Kazada, sürücülerden İsmail Kır ve Furkan Kürşat Yıldız ile yolculardan İnci Yıldız (55) ve Ramazan Yıldız (60) hayatını kaybetti.” diyordu

Kazada hayatını kaybeden Prof. Dr. İsmail KIR’ın Süleyman Demirel Üniversitesi'nde Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi olduğunu bildiriliyordu…

Her bir trafik kazası kendi başına insan ölümleri demek… Her bir insanda ayrı bir hayat hikâyesi demek…

Sarayköy’deki kazada hayatını haybeden 8 aylık bebeğin şahsında geleceğe dair kaybedilen umutlar, Bucak’taki kazada yetişmiş bir bilim insanının bilim dünyası için kaybı, ya da kazadan kazayla kurtulan yeni engelli adayları vb

Konunun millî servet olarak değerlendirilen araç gereç kaybını daha saymadık bile…

Bizim ülkemizde her türden kazadaki temel yanlış “ Bana/bize bir şey olmaz!..” , “Bu eksiklikten bir şey olmaz!..” anlayışıdır.

Yollarımız iyileştikçe, araçların modelleri yükseldikçe demek ki araçların sorumlusu olan personelin eğitimine gerektiği kadar eğilemiyoruz sonucu çıkıyor kazaların sonucunda.

Garaj çıkışlarında göstermelik personel aldatmacası, teknik konularla ilgili arızlarda firmanın hemen bilgilendirilmesi ve araç istenmesi, şoförlerin uzun süreli araç kullanarak yorgun düşmesi vb konuların üzerine gidilmedikçe ve çözüm üretmedikçe öyle anlaşılıyor ki bu türden kaza haberlerini duymayı sürdüreceğiz hiç istemesek bile…

Trafik kazalarında hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza rahmetler diliyoruz. Yaralılara da acil şifalar diliyoruz…

GÜL/AYDIN… SEVGİLERİMLE…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.