Dr. Metin AYDIN
Beşparmak Dağlarında saatli bomba; kül düzenli depolama tesisi
2021 yılında devreye giren Söke Batı Kipaş Kağıt San. Ve Tic. A.Ş. Avrupa’nın en büyük kâğıt fabrikasıdır.
2017 yılında “ÇED Olumlu Belgesi” verilen Kağıt Fabrikasının kapasitesi 730.000 ton/yıldan 03.01.2022 tarihinde verilen “ÇED Olumlu Belgesi” ile 1.250.000 ton/yıla arttırılmıştır.
Kâğıt endüstrisi ürün başına en fazla su kullanan 3’cü sektördür (metal>kimya>kağıt).
Su ihtiyacını B. Menderes Nehrinden ve Bağarası’nda açılan kuyulardan karşılayan Kağıt Fabrikası, yüzde yüz geri dönüşümlü atık kağıttan kağıt üretimi yapmaktadır.
Söke Kâğıt Fabrikası 2000-3500 ton/gün kağıt üretim kapasitesine sahiptir.
Fabrikada üretim sırasında 140 bin-350 bin ton/ gün temiz su tüketilmekte, B. Menderes Nehrine ve tarım alanlarına 175 bin ton/gün atıksu ve çamur, havaya 5.250 ton/gün su buharı salınmakta.
Halihazırda Kağıt Fabrikasında yer alan Enerji Üretim Santralinin işletilmesi sırasında atıklarının yakılması sonucu oluşan Uçucu ve Dip küller 200 km mesafede yer alan Oyak Çimento Fabrikasına kamyonlarla gönderilmektedir.
Ancak Kağıt fabrikası maliyet fazlalığını gerekçe göstererek kapsamında yer alan
Enerji Üretim Santralinde oluşan 384 ton/gün Uçucu ve Dip küllerini yaklaşık 28 km mesafede planlanan 2.626.338 m3 maksimum depolama kapasiteli Kül Düzenli Depolama Tesisine sözde her türlü çevresel önlemi alınmış kamyonlarla karayolu ile nakledilerek düzenli olarak depolanması planlanmaktadır.
Aydın İli, Söke İlçesi, Sofular Mahallesinde tesis edilmesi ve işletilmesi planlanan “Batı Kipaş Kül Düzenli Depolama Tesisi” projesi; En yakın konuta 1.100 m mesafede; Sarıçay’a 3,5 km; Büyük Menderes’e 8 km uzaklıktadır.
Tapuda “Fıstık Çamlığı” olarak kayıtlı olan alan; Orman Alanı-Önemli Doğa Alanı-Ziraat olarak tanımlanan alanda kalmaktadır. Aydın, %60 ile ülke çapında en yüksek çam fıstığı üretim payına sahiptir.
Proje 31 futbol sahası büyüklüğünde; 1.050 adet olimpik yüzme havuzu dolusu hacimde; 120 katlı bir gökdelen yüksekliğinde; 250.000 kamyon dolusu kül hacminde olacak.
Tesise yılda yaklaşık 140.160 ton kül dökülecek, tesis kapasitesi 13-16 yılda dolacak.
Anayasa madde 169 ve 6831 sayılı Orman Kanunu madde 16–17’ye göre; Orman alanları Sanayi tesisi ve Atık depolama alanı olarak kural olarak KULLANILAMAZ.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa göre; mutlak tarım arazileri ve dikili tarım alanları “Sanayi ve atık depolama amaçlı kullanılamaz”.
ÇED Başvuru Dosyasına bakıldığında, Batı Kipaş Enerji Üretim Santralinde meydana gelen Uçucu ve Dip küllerinden şirket tarafından alınan ve Tübitak’a teslim edilen örneklerde yapılan analiz sonuçlarına göre; Uçucu ve Dip küller Atık Yönetimi Yönetmeliğine göre tehlikesiz atık olarak değerlendirilmiş!
Burada sorgulanması gerek konu; ilgili şirket tarafından alınan numunelerin ne kadar doğru yerden ve uygun koşullarda alınıp Tübitak laboratuvarına teslim edildiğidir.
Peki Uçucu ve Dip küller gerçekten tehlikesiz atıklar mıdır?
Kağıt ve selüloz endüstrisi, enerji ihtiyaçlarını büyük ölçüde biyokütle, kömür ve kağıt çamuru yakımı üzerinden karşılamakta. Bunun sonucunda Uçucu ve Dip küller dahil olmak üzere önemli miktarda yanma atıkları oluşmaktadır.
Aydın’daki kağıt endüstrisi 125–145 bin ton/yıl kül üretmektedir.
•UÇUCU KÜL yüksek ağır metal ve poliaromatik hidrokarbon içeriği nedeniyle temel toksikolojik risk bileşenidir.
Uçucu külde ağır metal konsantrasyonları Dip külden 10–50 kat daha yüksektir.
Uçucu külün PM₂.₅ fraksiyonu; 20–80 km menzile taşınabilmektedir.
Uçucu kül partiküllerin (PM₂.₅ ve PM₁₀) kronik maruziyeti; Solunum yolu hastalıkları ve kardiyovasküler mortaliteyi arttırır.
Bu küller bölgedeki diğer kirletici kaynaklarla birleştiğinde akciğer–mesane–deri kanseri risklerinde artış, solunum hastalıklarında belirgin yükselme beklenmektedir.
Bu küllere maruz kalma yaşam boyu akciğer kanseri olma riskini 40–400 kat arttırır.
•DİP KÜLLER sızıntı ile çevreye geçebilen, topraklarda biriken ağır metaller içerir. Topraktan gıda zincirine geçen ağır metaller ile; çocuklarda nörolojik etkiler, böbrek fonksiyonlarında azalma, mevcut kanser yüküne %1.5–3 ek artış getirmektedir.
Dip külün tarım arazilerinde kullanımı bilimsel olarak sakıncalıdır.
Bu grup kirleticiler jeotermal alanlardan gelen H₂S ve merkaptanlarla birleştiğinde insan vücudunda oksidatif stres yükü artar, hastalık-kanser ve ölüm artışlarına sebep olur.
2024 yılı Kara Rapor sonuçlarına göre; Aydın’da meydana gelen ölümlerin %20’si hava kirliliğine bağlı.
Kâğıt Fabrikasının ÇED Başvuru Dosyasına bakıldığında Uçucu ve Dip küller Atık Yönetimi Yönetmeliğine göre tehlikesiz atık olarak değerlendirilmiştir!
Dosyadaki bu sonuç bilimsel verilere göre doğru olmayıp, gerçeği yansıtmamaktadır.
Çevre Kanunu madde 3 (İhtiyat İlkesi)’e göre; Bilimsel belirsizlik varsa; Faaliyet durdurulur veya izin verilmez.
Sofular Mahallesinde 600 metre rakımlı tepeye kurulması planlanan “Batı Kipaş Kül Depolama Tesisi” projesinin bir yüzü Sarıçay mikrovadisi ve bu vadide akmakta olan Sarıçay’a, diğer yüzü ise Kisir çayı mikrovadisi ve Kisir çayına bakmaktadır.
Diğer yönü ile Kül Düzenli Depolama Tesisinin bir tarafında K.Çavdar ve Demirtepe uranyum ve toryum maden yatakları, bir tarafında Osmankuyu ve Kisir Uranyum maden yatakları bulunmaktadır.
Sofular mahallesinde Söke Ovasını ve Büyük Menderes Ovasını tepeden gören bir noktaya kurulması düşünülen Kül Depolama tesisine yılda yaklaşık 140.000 ton Uçucu ve Dip kül getirilip depolanacak. Bu kül yığınlarından yağmur, sel, rüzgar ve sızıntı ile içinde ağır metal-kimyasal madde-poliaromatik hidrokarbonlar-Dioxin ve furan türevleri-uçucu organik bileşikleri bulunan küllerin, 80 km menzile kadar mesafede bulunan yerüstü ve yeraltı sularına-havaya karışma olasılığı vardır.
Bunun anlamı ise Sarıçay mikrovadisi ile Sarıçay’ın ve bu vadide kurulmakta olan Sarıçay Barajının; Kisir mikrovadisi ile Kisir çayının çok ciddi ağır metal-kimyasal madde ve radyoaktif kirlilik yükü ile karşı karşıya olduğudur.
Oysaki halihazırda her iki mikrovadi zaten çok ciddi kirlilik tehlikesi içinde bulunmaktadır.
Kisir mikrovadisinde bulunan Kisir ve diğer köyler bugün radyoaktif kirlilik sonuçlarına bağlı olarak kanser köyleri olarak anılmakta.
Kül Depolama Tesisinin kurulması ile çevre kirliliğinin tavan yapacağı bu ortamda ise sonuçları itibarı ile toplu zehirlenme ve hastalıklara sebep olma olasılığı olan Söke, Kuşadası, Davutlar ve Güzelçamlı yerleşim yerlerine içme suyu sağlamak için Sarıçay Barajı kurulmaktadır.
Beşparmak Dağlarında kurulması düşünülen Kül Düzenli Depolama Tesisinin bölge için taşıdığı en önemli tehlikelerin başında yangın gelmektedir.
Enerji Üretim Santralinde atıklarının yakılma son ürünü olan Uçucu ve Dip küller yanıcı, parlayıcı özellikte ürünlerdir. Bunların herhangi bir sebeple yanması/ yakılması, Beşparmak dağlarının topyekün yanması/ yakılması anlamına gelmektedir.
Düz ovada ve Söke’nin bitişiğinde kurulu Batı Kipaş Kâğıt Fabrikasında 2023 ve 2024 yıllarında bir hafta süren yangınlar meydana geldi.
Bu koşullarda bile yangınları önleyemeyen ve günlerce söndüremeyen bir işletmenin, Söke’ye 28 km uzaklıkta, 600 metre rakımlı, çevresinin her türlü yanıcı madde ile dolu olduğu, rüzgarın eksik olmadığı, dağlık bir bölgede, her an çıkması mümkün olan bir yangını önlemesi ve söndürmesi mümkün mü?
Mümkün değil herhalde, çünkü şirket ÇED Dosyasında bu konu ile ilgili her hangi bir tehlike-tedbir ve ifadede bulunma ihtiyacında dahi bulunmamış.
Tüm bu veriler ışığında bakıldığında; Batı Kipaş Kağ. San. Tic. A.Ş tarafından nakliye maliyet artışı gerekçe gösterilerek Sofular mahallesinde yapılması düşünülen Kül Düzenli Depolama Tesisi bölgede bulunan karayollarında, orman alanlarında, önemli doğa alanlarında, ziraat alanlarında, fıstık çam ormanlarında çok ciddi tahribatlara; yerüstü ve yeraltı sularda-havada-topraklarda-tarımsal ürünlerde kirliliğe; çevre ve sağlık problemlerine; bölgede geri dönüşü olmayan boyutlarda ekolojik ve kültürel varlıklarda zararlara sebep olacaktır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.