Gangster düzen ve Türkiye’ye uzanan gölge

Uluslararası hukuk, insan hakları ve demokrasi… ABD’nin yıllardır dünyaya anlattığı bu kavramların, çoğu zaman kendi çıkarlarını gizlemek için kullandığı bir örtü olduğu artık açıkça görülüyor. O örtü yırtıldı. Geriye, gücü yetene gücünü dayatan çıplak bir emperyalizm kaldı.

Venezuela’da yaşananlar bunun en net örneği. Ambargolarla sonuç alamayan, darbelerle deviremeyen ABD, bu kez açık zorbalığa başvurdu. Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin zorla kaçırılması, diplomasiyle açıklanamaz. Bu, bildiğimiz anlamda bir mafya yöntemidir. Küresel sistemin geldiği nokta da budur: Hukuk yok, kural yok; güç kimdeyse söz onda.

Bu tabloya Türkiye’den yükselen tepkiler de tesadüf değil. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın “gangster devlet modeli” tanımı, yaşananları özetliyor. Bir ülkeyi basmak, liderini kaçırmak, sonra da “petrolü biz işleteceğiz” demek… Bunun adı artık dış politika değil, zorbalıktır.

Ancak asıl can alıcı nokta şudur: Bu gangster anlayışın hedeflerinden biri de yıllardır Türkiye olmuştur.

Türkiye’de yaşanan askeri darbelerin arkasında ABD’nin izleri olduğu artık inkâr edilemiyor. 12 Eylül darbesinden sonra ABD’li yetkililerin “Bizim çocuklar başardı” sözleri hafızalardadır. Bugün de yöntem değişmiş, ama hedef değişmemiştir.

Bir adım geri çekilip baktığımızda tablo çok nettir:
ABD, Türkiye’ye doğrudan zarar veren terör örgütlerine açık destek vermektedir.

Bir yanda Türkiye’nin askerini, polisini, sivillerini hedef alan PKK/YPG; diğer yanda devleti ele geçirmeye kalkışan FETÖ… Ve bu iki yapıya da askeri ya da siyasi destek veren bir “müttefik”.

İşte sorun tam da burada başlıyor. ABD karşısında sessizlik, Türkiye’ye yönelik tehditler karşısında görmezden gelme hali; bu gangster düzenin cesaret bulmasının temel sebebidir.

Eski MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın uyarıları da bu yüzden önemlidir. Dünyada dengeler hızla değişiyor, ittifaklar çıkara göre kuruluyor, savaşlar artık farklı yöntemlerle yürütülüyor. Ama Türkiye açısından değişmeyen bir gerçek var: FETÖ ve PKK/YPG’ye destek sürdükçe, ABD’nin “dostluk” söylemleri inandırıcı değildir.

Son soru ise her zamankinden daha hayati:
Bu küresel güç kavgasının ortasında Türkiye nerede duracak?

Gangsterleşen bir dünyada yönsüz kalmanın bedeli ağırdır. Türkiye’nin yapması gereken şey nettir: Kimin demokrasi, kimin zorbalık yaptığını doğru görmek; dostluk laflarına değil, sahadaki gerçeklere bakmaktır. Çünkü mesele artık sadece diplomasi değil; bağımsızlık, direnç ve kararlılık meselesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum