Hangi zamandayız?

Tartarak, ölçerek, biçerek; evelemeden, gevelemeden etrafında dolaşmadan taşı gediğine koyacağımızın sözünü vererek yazı hayatımıza başlamıştık. Bu bağlamda başlıktaki soruya yanıt verelim:

Bıçağın kemiğe dayandığı değil deldiği zamandayız.

Ne satanın ne de alanın yüzünün gülmediği bir halk pazarından manzaralara tanık oluyoruz.

Fiyatların büyüdüğü, pazar çantalarının gün be küçüldüğü meyvenin taneyle sebzenin gramla ürün üzerindeki etiketlerin yarım kilogramının yazıldığı bir süreç yıllardır uygulana gelen yanlış tarım polkalarının sonucudur.

Üretici maliyetlerinin sürekli artması pazarcı esnafın suçu değil üreticiden esirgenen destekler, artan girdi maliyetleridir.

Tohum, gübre, elektrik, mazot ve tarımsal gübre Fiyatlarının anormal derecede artması çok sayın bakanların “paramız var ithal ediyoruz” söyleminden kaynaklanan sonuçtur.

Bir ülke düşünün tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri durumundan, sapı, samanı, pirinci, bulguru, kuru fasulyesinden mercimeğine varıncaya kadar dışarıya bağımlı hale gelmesi acı olduğu kadarda düşündürücüdür.

Halkın önemli bir çoğunluğu sağlıklı beslenmek için ihtiyacı olan ete, süte ve süt ürünlerine yetişmesi olanaksız hale getirildiyse bu durumun suçlusu dış güçler değil yanlış ve yanlı politikalarla ülkeyi bu duruma düşürenlerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum