Şerif KUTLUDAĞ
Hun-Türk Kurultayı Kacaristan’da yapıldı
Hun ve Türk kökenli toplulukları buluşturmak amacıyla Macaristan'ın Bacs-Kiskun bölgesindeki Bugac kasabasında düzenlenen Büyük Hun-Türk Kurultayı bu yıl 14-15-16 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleşti.
“Macar Turan Vakfı” tarafından Hun ve Türk kökenli toplulukların geleneksel kültürlerini, tarihi miraslarını ve ortak değerlerini tanıtma amacıyla düzenlenen kurultayın resmi açılış törenine şu isimler katıldı: Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Özbekistan Kültür Bakanı Yusufjon Usmanov, Kırgızistan Kültür Bakanı Mamabetaliev Mirbek, Macaristan Turan Vakfı Başkanı Andraş Biro, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız ve diğer davetliler.

İki yılda bir yapılan Büyük Hun-Türk Kurultayı’nın Avrupa’nın ortasında, Macaristan’da düzenlenmesi bize hem Asya Hunlarını hem de Avrupa Hunlarını hatırlatıyor.
Macaristan’da 1870’te kurulan dünyanın ilk Türkoloji kürsüsü, Eötvös Lorand Tudomanyegyetem (ELTE) Üniversitesi bünyesinde ünlü Türkolog Ármin Vámbéry tarafından açılmıştı. Bu bilgi bile “Macaristan’da niçin Hun-Türk Kurultayı yapılıyor?” sorusuna cevap niteliğindedir.
1973-1977 yıllarında Ankara Üniversitesi DTCF Türkoloji Bölümünde okurken hocalarımızdan Prof. Dr. Hasan Eren’in iki yıl Macaristan üniversitelerinde görev yaptığını da hatırlatmak isterim.
ELTE Üniversitesi Türkoloji Bölümünde 1962’de Türkçe ile tanışan Macar Türkolog Edit Tasnadi, Türkiye ve Türkçe üzerine çalışmalarını sürdürürken Orhan Pamuk, İlber Ortaylı, Yaşar Kemal ve birçok ünlü Türk yazarın 60’a yakın kitabını Macarcaya çevirdi. 1993-1998 yıllarında Ankara Üniversitesi Hungaroloji Bölümünde beş yıl aralıksız çalışarak Türkleri yakından tanıma fırsatı buldu.
Tasnadi, “Dünyanın en güzel hali Türkiye’de Macar olmak. Türkiye çok güzel bir yer, halkı sıcakkanlı, sevimli ve misafirperver. Macarları ayrıca seviyorlar. Ben Türkiye’de geçirdiğim süre içinde kendimi her zaman çok iyi hissettim. Türkler beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı ve sevgim bugüne kadar azalmadı.” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Macaristan’ın orta kesimleri, 1526’daki Mohaç Meydan Muharebesi sonrasında Osmanlı egemenliğine girdi. Bu topraklar, 1699 Karlofça Antlaşması’na kadar yaklaşık 160-170 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kaldı.
8 Eylül 1994’te Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de davet edildiği törende Macarlar, Matra Tepesi’ni millî park olarak düzenleyip “Macar-Türk Dostluk Parkı” adını verdiler ve Kanuni Sultan Süleyman’ın devasa bir büstünü diktiler. Bir millet, ordusunu imha eden Sultan’ın şanına büst dikiyordu. Bu, Macarların adaletli bakışının göstergesiydi. Araştırmalarında şu sonuca varmışlardı:
“Türkler, bu bir buçuk asırda üç getirirken bir götürmüşler. Onların yerinde Almanlar olsaydı bugün yeryüzünde Macar diye bir millet kalmazdı.”
Kanuni’nin 500. vefat yıldönümünde bu âli cenaplığı göstererek yakındaki bir köye “Süleymaniye” adını verdiler. Macarlar, “Muhteşem Süleyman’ın kalbi bizde, vücudu sizde.” diyerek dostluklarını ifade ettiler.
Bunca bilgiyi, Macarların Hun-Türk Kurultayı’na niçin sahip çıktıklarını açıklamak için verdim değerli okurlarım. Yazımızı Gül Baba ile tamamlayalım:
Gül Baba, 15. yüzyıl sonlarıyla 16. yüzyıl başlarında yaşamış şair bir Bektaşi dervişidir. Asıl adı Cafer’dir. Külahında daima bir gül taşıdığı için “Gül Baba, Gül Dede” lakabıyla tanınmıştır. 1531’de Kanuni Sultan Süleyman’ın davetiyle Budin’e gönderilmiş, bir tekke kurmuş ve kısa sürede Budin halkının sevgisini kazanmıştır. 1541’de Budin savaşında şehit düşmüştür.
Budapeşte’de yüksek bir tepeye gömülen Gül Baba’nın türbesi, Osmanlı ve Macar dostluğunun sembolü olarak defalarca restore edilmiştir. 1997’de Türk-Macar hükümetlerinin işbirliğiyle yeniden onarılan türbenin açılışına Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel katılmıştır. Bugün hâlâ hem Türkler hem Macarlar tarafından ziyaret edilen türbe, Orta Avrupa’da fonksiyonunu yitirmeden ayakta kalan önemli bir Türk eseridir.
GÜL / AYDIN… Sevgilerimle…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.