Nevzat ARSLAN
Karaçakal Yörükleri türküsü
Bizim oymak, Aydın ilinde kışladıktan sonra yaz mevsimi için Afyon ili Kumalar Dağı Yaylağına çıkarlar. En güzel Yörük kızının çektiği öndeki devede, Osmanlı fermanlı Yörük Sancağı dalgalanır.
Daha sonraları Yakaköy diye de anılan Yenipazar ilçesinin üst yamacındaki boş dağları kışlak bellerler. Karaçakal Yörükleri 93 Rus Harbi döneminde, İskân Nazırlığınca, zaptiye zoruyla 1877 yılında iskân ettirilir, 6 mahallesi, her tepede bir kıl çadır ile kazanın üçüncü büyük nüfuslu yerleşiği diye anılır. Yaklaşık 30 yıl sonra aynı adla 1903 yılında köy tüzel kişiliğine dönüşür. İlk Muhtar Balkan Harbine de katılmış Halil Hoca, (babamın dedesi) 20 yıl muhtarlık yapmıştır.
Bir göç esnasında, İnce Memet ve Deveci Savranbaşı Koca Mustafa, Dinar girişindeki Beyköy denilen yerde bir evde erkek buhur develeri görürler. Kendi dişi develeri ile çiftleştirerek tülü cinsi yavrular elde etmek için gece vakti birkaç saatliğine almak üzere iken, uyanan mahalleliyle Yörükler arasında meydana gelen, zaptiyenin de (jandarma) karıştığı çatışma yaşanır. Savran başı Koca Mustafa vurulur, İnce Memed yaralanır. Sonrasında bu yaşananlar bir türkü, destan, bir ağıt olur.
Olayın yaşandığı Afyon ili Dinar yöresinin İnce Memed türküleri bazen farklı, bazen yakın anlamda dizeleri ile Karaçakal Türküsü sözleri benzerlikler taşımaktadır. Öyle ki, olaylar, türküler, sözler iç içe geçmiştir. İnce Memed ve Koca Mustafa üzerine derlenmiş 50-60 dörtlük, 250 dize bilinmektedir. Buhurcular bölük bölük geldiler derken, bizde ise, Osmanlılar bölük bölük geldiler denilmektedir. Kır altıma bindim Muhacıl'dan geçtim, biz de ise, köprüden geçtim şeklindedir. Birçok yerel sanatçı yanında, Ruhi Su, Zülfü Livaneli, Grup Yorum gibi sanatçılar da yörenin İnce Memed Türkülerini söylemişlerdir. Benzer dizeler ile "buhurcular" kelimesi mutlaka bulunmaktadır. Yazar Fakir Baykurt un Onuncu Köy romanında 118.sayfada da ilk iki mısrasın görebiliriz.
Adı geçen Karaçakal oymağın dan İnce Memed, 1880 doğumlu, Kara Hatçe (Çakmak) kadının babasıdır. Torunu İsmail, halam ile evlidir. Kara Hatçe lakaplı kadıncağız bu ağıdı, türküyü, sözleri bilir, mırıldanır, söyler, ağlar. Sözleri yarım yamalak birçok yaşlı insanımızın aklında idi. Kimse Tam olarak bilemez, derlenemez.
Bizim oymakta, saz çalıp türkü söylemek bir ara hoş görülmedi.
Bu arada hemşerimiz, hariciye bürokratı (Kanada' da görevli, teşekkür borçluyuz) Mehmet Ekizoğlu bu türkünün sözlerini Aydın il Yıllığından bulur ve iki binli yılların başında bu başlıkla bizlere ulaştırmıştı. "Karaçakal Türküsü" Ağzımızdan şu sözler dökülür…
Farkında olamadığımız değerlerimiz var.
Bir de söylenmedik türkülerimiz...
Bir yaşlı kadının mırıldanmaları, ağıtları Aydın il yıllığında Karaçakal Türküsü başlıklı satırları, üstelik yaşanan destansı olaylar, uyumlu sözler taşıması anlamlıdır.
Birgün Afyon, Dazkırı yöresinden sazıyla bir genç çıkageldi. Bu sözleri bildiğini, İnce Memed türküsü olarak söylendiğini anlatır ve sazıyla fasıl geçer. Artık unutulmaya yüz tutmuş türküler araştırmasında umarız bazı incelemeler yapılır, adımlar atılır.
Bu topraklar Yaşar Kemal'in İnce Memed eserine esin kaynağı olduğundan söz edilir. Yazar, Çakırcalı Mehmet Efe romanı için Aydın, Nazilli, Ödemiş ile bölgede İnce Memed adından etkilendiğinden söz edilir.
KARAÇAKAL TÜRKÜSÜ
Kıratıma burçak verin kişnesin,
Yaralarıma fitil salın işlesin,
Ben gidersem nazlı yârim nişlesin,
Koyu gölgelerde gergef işlesin.
Kıratıma bindim köprüden geçtim,
Kumalar Yaylasında al kanlar saçtım,
Altın çakmaklımı aldım Dinar’ı bastım,
Duymadın mı ağalarım efem şanımı!
Osmanlılar bölük bölük geldiler,
Ak bağrımı delik deşik ettiler,
Koca Mustafa öldü deyip döndüler,
Duymadın mı ağalarım efem şanımı!
Buhurcular Akgedik’ten ünledi,
İnce Memed kulak verip dinledi,
Koca Mustafa kurşun yedi inledi,
Duymadın mı ağalarım efem şanımı!
Diyorlar ki dağ üstünde dağ olmaz,
Ah! Çekenin yüreğinde yağ olmaz,
Yüz bin cerrah gelse yaram eyi olmaz,
Duymadın mı ağalarım efem şanımı...

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.