Nevzat ARSLAN
İzmir Fuarı’nın altın çağından bugüne
Geçtiğimiz haftalarda bizim oğulun mezun olduğu İzmir'in tarihi eğitim ocağı, onca değerler yetiştirmiş ünlü İzmir Atatürk Lisesi (İAL) önünden, Defne'miz ile Montrö kapısından İzmir Kültürpark Fuarına geçtik. Bir haftalık Fuar, panayır günü olmasına rağmen bir köşede tanıtım için birkaç araba, kamyonet, otomobil gördük. Dönerci, tost ve bazı küçük satış yerleri vardı. Oysa 30 Ağustos kapısının yan tarafında Hanomag, Caterpillar marka apartman gibi, heybetli iş makinalarını izlediğimiz günleri anımsadım.
Behçet Uz'u rahmetle andım.
Fuarın beş kapısı, Türkiye Cumhuriyeti'in kuruluşundaki önemli eşikleri hatırlatarak, Lozan, Montrö, 9 Eylül, Cumhuriyet ve 30 Ağustos isimleriyle taçlanmıştı.

Hey gidi günler hey! Fuar 9 Eylül kapısına akşam üzeri akın akın adeta insan seli akardı. Rahmetli ninem, dedemin elini bir kez tutmuş, o da İzmir Fuarında kaybolmaktan korktuğunu anlatırdı. Fuar nikah salonu ve yanında İsmet İnönü sanat merkezi vardı.
Birinde evlenirsin,
Diğerinde eğlenirsin...
O yıllarda Ülkelerin pavyonlarında ürünler, eserler, milli değerler, şirketler, kuruluşlar tanıtılır. Misafir ülkeler ilan edilir. Bu arada ticari ve mali bağlantılar yapılır, dostluk köprüleri kurulurdu. Keza vilayetlerimizdeki işyerlerimiz ve işletmeler bazında da tanıtımların yapıldığı alanlar vardı. Uşak tarhanası, Afyon kaymağı, yemek ve kitap bölümleri, hediyelik eşyalar, ve kahkaha aynaları (artık yok) gezilecek yerlerdi.Lunaparkta çarpışan otolar, korsan, örümcekler, balerin, uçaklar ve atlı karınca... Hayvanat bahçesine gidilir, Fil Pakbahadur, zürafa Efe, maymunlar ziyaret edilir. Sasalı Doğal Yaşam Parkındaki mezarında yatan Fil Pak Bahadur'u da unutmadık... Pavyonlar tek tek dolaşılır, broşürleri, reklam çantaları toplanır.
Bu toplumda sevgiler ve aşklar ulu orta değil, mahremiyet, mahçubiyet içinde yaşanırdı. Fuar Ekiciöver sahnesinde Neşe Karaböcek Hanımefendi,
"bir öptüm, bir daha öptüm, kimseler görmedi öpüştüğümüzü yağmurdan başka... " diyerek şakıyordu.
Göl Gazinosu da sahnelerin paşası Zeki Müren ile şenlenirdi. Ajda abla Lunapark gazinosunda sahne alır, Kübana ve Golf Ferdi Özbeğen, Gönül Yazar ile anılırdı.
İşletmecilikte çığır açan Atalay Noyaner, Akasyalar sahnesinde Huysuz Virjin Katina'nın makası derken gençlere bastonun mu kalktı diye sataşıyordu.
Çamlık Senar, Müzeyyen Senar ile ünlendiği gibi yaşarken heykeli dikilen Nejat Uygur ile kahkahalara boğuluyordu.
Fakiri, zengini mutlaka bir gazinoya girebilme imkanın sahipti.
Yeşili korunmaya çalışılmış bir Kültürpark fuar alanı bir yanda, sessizlik ve sakinlik içinde sönük bir dönem geçiren Fuar Panayır Günleri öte yanda. Konuştuğumuz İzmirliler, Ziyaretçi sayısının düşük oluşu için, ekonomik durumun aynası olarak görmemiz gerektiğini söylemeleri de ilginç bir söylem idi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.